Bağımsız Gazete I Bursa Haber – Bursa Haberleri – Bağımsız Haberler

Adaleti arayan bir baba …

Adaleti arayan bir baba …
05 Kasım 2017 - 10:48 'de eklendi.

” Kızım arkadaşlarına, ‘Babam nöbetten çıktı, işyerinden izin aldı’ diye yalan söylemekte, kendisini ezik hissetmektedir. ” diyen bir baba var.

” Kızım İstanbul’a iş bulmak için gittiğim esnada beni arayıp, ilk defa sınavından zayıf aldığını söyledi (29 Kasım 2016). Ben bu tarihi asla unutmayacağım! Çünkü benim kızım her dönem takdir alan bir öğrencidir. ” diyerek, içinde bulunduğu durumu anlatmaya çalışan bir baba.

” Maaşımın 3’te 1’ini kestiler. Ben de iş bulmak için 27 Ekim 2016 günü, İstanbul iline, ailemin yanına gittim. Fakat sigortasız çalıştırmak yasak olduğu için hiçbir işe giremedim. Bu sebeplerden dolayı 09 Aralık 2016 günü tekrar, Manisa-Akhisar’a geri döndüm. Ailem ve ben, topluma, çevreye karşı hiçbir suçumuz yokken, bir suçlu gibi mahcup olduk ” diyen bir insan.

” Aylardır beklediğimiz adaletin gelmediği bu süreçte ailemin, eşimin de psikolojisi bozulmuştur ama ben vicdanen ve kişilik olarak rahatım, merak etmeyin. Sadece bu haksızlığı hazmedemiyorum. ” diyen bir eş.

” 30 Ağustos 2017 tarihinde rütbe ilerlemesi yapıp, yeni rütbe alacaktım. Fakat soruşturma bitmediği için rütbe alamadım ve bu hakkımdan dolayı da mağdur oldum.” diyen bir asker.

” Bu olaydan dolayı aylardır psikolojim bozuldu. Manisa Akhisar Devlet Hastanesi Psikiyatri Polikliniği’nde psikolojik tedavi görüyorum. Sabahlara kadar ilaç içmeden, uyku uyuyamaz hale geldim. İlaçlarım bitti, kullanmak istemiyordum. Reçetesiz satılan Lustral isimli sakinleştiriciyi kullandım. O da yetersiz kaldığı için, 21.03.2017 tarihinde tekrar hastaneye gidip, ilaç aldım. Ben mecbur muyum ilaç kullanmaya ? ” diyerek, adaletin biran önce yerini bulmasını talep eden bir kişi.

” Maaş aldığım Akbank’ tan maaşım yetmediği için ARTI PARA kullanmak zorunda kaldım. Hem bu, hem de diğer ödemelerim yüzünden faizler ödüyorum.”
” Aylarca mesleğim ile ilgili rüyalar görüp, mutlu oldum ama uyanınca, etkisinde kalıp mutsuzluklar yaşadım. Yapılan bu haksızlığı hazmedemediğim için kendi kendimi yedim ” diyen biri.

” 26.09.2016 tarihinde Manisa Valiliği’ne (Kayıt No: 51904),
16.10.2016 tarihinde BİMER’e (Kayıt No: 1600304732),​

11 Nisan 2017 tarihinde tekrar Manisa Valiliği’ne (Kayıt No: 22373),
24 Nisan 2017 tarihinde de Akhisar Cumhuriyet Başsavcılığı ve Jandarma Genel Komutanlığı’na ayrıntılı dosya halinde,
14 Temmuz 2017 tarihinde Manisa Valiliği’ne (Kayıt No:40280).
En son olarak da; 11 Ağustos 2017 tarihinde Manisa Valilik Makamı’na aynı dilekçeleri verdim. ”

” Verdiğim dilekçelerde (yaptığım paylaşımları, İstanbul’a iş bulmak için gidiş-geliş biletlerini, psikolojik tedavi ile ilgili reçete fotokopilerini..vs.) kızımın, eşimin, ailemin psikolojisinin bozulduğunu, herkesin bu duruma şaşırdığını, her şeyi detaylı olarak ekledim/yazdım, Cumhuriyet Savcısı ve Vali Yardımcısı’na dosyayı gösterdim, izah ettim ” diyor.

Bir arkadaşımız var !
Kiminin tanıdığı, kiminin adını bile duymadığı.
Evlat.
Eş.
Baba.

Bir asker.
16 yıllık bir Uzman Jandarma.
Bu yukarıdaki satırlar, 15 Temmuz gecesinden bu yana, onun hikayesinden bir kesit.

15 Temmuz gecesi, yaşanılan olay esnasında sosyal medya hesabından ” Sokağa çıkma, oyuna gelme ” dedi.
Dedi ve hayatı değişti.
O gün bugün, ilgili KHK ile açıkta.

Ondan dinleyelim mi biraz :

” 15 Temmuz 2016 günü meydana gelen, darbe girişiminden sonra Facebook sosyal paylaşım sitesinde yapmış olduğum, ‘Sokağa Çıkma, Oyuna Gelme’ diye bir paylaşımımdan dolayı 9 Eylül 2016 tarihinde görevimden uzaklaştırıldım.
O gece bir paylaşımımda, sokağa çıkılmamasını belirtmiş olmamın, o kahpe örgütle birlikte hareket ediyorum şeklinde algılanmış olmasını kabul etmem mümkün değil.
​Şöyle ki; herkesin iyi bildiği gibi şehirlerde, Türk-Kürt, Alevi-Sünni vs.vb. çatışması için insanlarımız, yıllardır birbirine kırdırılmaya çalışılmaktadır. Bu FETÖ/PYD terör örgütü ve diğerleri buna her zaman ortam yaratmaktadırlar.
​Sokağa çıkmayın deme sebebim, terör örgütüne yardım için değil; özellikle halk arasında farklı grupların sokağa çıkıp çatışmaması, çıkabilecek olaylarda kan dökülmesine neden olabilecek kargaşayı önleyebilmek içindir.
​Çünkü, beni tanıyan herkes ilgim olmadığını çok iyi bilirler. Defalarca cemaat/tarikatlar ve bütün terör örgütleri hakkında Facebook sayfamda net açıklamalarım olmuş olup, insanları uyarmışımdır.

​Mağdur olduğum konuyla ilgili defalarca dilekçe vermeme rağmen davam görülmemiştir. ” diyor 5 Kademeli Uzman Jandarma Çavuş Erol NUHBAŞA.

Derdini anlatmaya çalışıyor.
Önce adalete, sonra da çevresine.
Devam ediyor :
” Facebook sosyal paylaşım sitesinde yaptığım bir paylaşım neticesinde açığa alındım. ”

Peki neydi o paylaşım ?
O gece saat 22:30’da ”Herkes sakin olsun ve birbirine düşmesin sakın ”
Erol Nuhbaşa’nın hayatını alt üst eden yedi kelimelik bir cümle.

Suçlamanın özeti :
Sosyal medya hesabından, Cumhurbaşkanı’nın o gece ” sokağa çıkın ” çağrısından önce yedi kelimelik bu sözleri yayınlaması.

Deniyor ki, ya da denmek isteniyor ki ” sen insanların sokağa çıkmasına engel olmak için böyle bir mesaj attın. FETÖ’ye yardım ve yataklık içeren mesajlar paylaştın. ”
Erol Uzman Çavuş da kendini şöyle savunuyor :

” 15 Temmuz’da Başbakanımızın ‘Bu bir kalkışmadır’ ve 16 Temmuz 2016 günü Cumhurbaşkanı’mızın yaptığı ” sokağa çıkın ” talimatından önce saat: 22:30’da ve 23:53’te yazdığım diye, yaptığım paylaşımımın ekran görüntüsü var.
” Sayın Cumhurbaşkanı’mızın 16 Temmuz 2016 tarihinde 00:35’ten sonra ‘Sokağa çıkın’ talimatını duymadım/görmedim. Kendisinin bu açıklamasını 16 Temmuz 2016 günü internet ve TV’de haberlerden öğrendim. ”
” Benim yaptığım bu paylaşımın kesinlikle; Sayın Cumhurbaşkanımızın Milletimize ‘Sokağa inin/çıkın’ çağrısına karşı gelmek veya halkı yanlış yönlendirmek olarak değerlendirilmemesini, farklı boyuta çekilmemesini istiyorum. ”

Diyor ki ;
​​
” 12 ayı geçen sürede hakkımdaki Soruşturma/Kovuşturma sonuçlanmadığı için, her açıdan aşırı derecede mağdur ediliyorum diye defalarca yazdım. Vali Yardımcımız ve Akhisar Cumhuriyet Başsavcısı’na dosya teslim ederken, dosya içeriğini anlattım, izah ettim ve dosyayı açıp özellikle cemaat ve tarikatlara karşı yaptığım paylaşımları bizzat gösterdim.
Yaşadığım onur ve gurur kırıcı, itibar sarsıcı olayın yeniden incelenmesi, davanın bir an önce görülmesi, görevime iademin gerçekleştirilmesi için hukuki ve idari karar verilmesini beklerim.”

Bir de en can alıcı cümleyi söylüyor :
” Çocuklarınız varsa, empati yaparak beni daha iyi anlarsınız diye düşünüyorum.”

Sevgili dostlar,
bir baba, bir eş ve bir askerin yaşadıklarıydı yukarıdaki satırlar.

Acaba aynı mağduriyetler içerisinde kıvranıp duran, daha kaç kişi var ?
Bu davalarda kaç yurttaş, adalet ve hukukun bir an önce tecelli etmesini ve yaşanılan mağduriyetlerinin acilen giderilmesini, işi, ailesi ve çevresi ile mutlu, huzurlu günlerine dönmesini bekliyor ?

Eğer bu KHK devletinde yargı, siyasetin bahçelerinde çay toplamaktan vakit bulabilirse, bu mağduriyetlere de sıra gelecektir diye düşünmek istiyorum, düşünemesem de !

Bir arkadaşımız var.
kiminin tanıdığı, kiminin adını bile duymadığı.
Birinin evladı.
Birinin eşi.
Bir kız çocuğunun babası.

Bir asker.
16 yıllık bir Uzman Jandarma.
Adalet mücadelesi veriyor.

Memlekette adalet mi?
O da kaçak sarayların çay partilerinde biad demliyor …

Atatürk ile kalın.
Selam ile …

Cem AYAZ
Bağımsız Gazete.
05.11.2017 21:37

Not : En son 17 Ekim 2017 günü Akhisar Cumhuriyet Başsavcılığına dilekçesini vermiş ve konuşmuş.

Kendisine “sizin bir şey yok ama tutuklu, hükümlüler ve gözaltına alınan kişiler öncelikli. Çok dosya var, sadece telefon kayıtlarınızı çıkartacağım onun için bekleyeceksin ” denmiş.

Erol Uzman çavuşun hikâyesini takip edecegiz.

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER