Bağımsız Gazete

CHP’de kurultay ve genel başkan sorunu…

CHP’de kurultay ve genel başkan sorunu…
20 Temmuz 2018 - 20:30 'de eklendi.

Cumhuriyet Halk Partisi artık yıllardır süregelen bir tartışmanın sonucu olarak, ‘kurultay partisi’ olarak dile getiriliyor.

Bunun sebebinin objektif ve bilimsel tartışılması yapılabilirse CHP’de yaşanan genel başkan tartışmalarına gerek kalmayacaktır.

Çünkü; CHP yıllardır sadece genel başkan odaklı bir iç iktidar savaşı sürdürüyor.

Bu enerjiyi gerçek anlamda ‘değişim’ için harcamış olsalardı, CHP ve Türkiye daha aydınlık bir halde olabilirdi.

Hala daha geç kalındığı söylenemez, aksine şu an tam zamanı.

CHP’deki tabandan gelen ‘değişim’ rüzgarı genel başkanlık tartışmasına sıkıştırılmaz, köklü bir özeleştiri halini alabilirse Türkiye değişir.

Fakat kısır bir tartışma olarak gördüğüm, “Kemal Bey gitsin İnce gelsin, o gitsin bu kalsın” tartışması, değişimden ağır basarsa –ki şu an öyle gözüküyorCHP ve Türkiye kaybeder.

***

ÖNCE ZİHNİYET SONRA GENEL BAŞKAN DEĞİŞECEK!

CHP’de yaşanacak değişimin genel başkandan değil, zihniyetten başlaması elzem…

Öncelikle; adamcılığın yerini yoldaşlık, kavganın yerini barış, koltuğun yerini görev azmi, paranın yerini emek alırsa ve liyakata dayalı bir iç seçim süreci yapılabilirse, CHP’de genel başkana gerek kalmadan büyük bir devrim yaşanmış olacaktır.

Belediye başkanı ya da meclis üyesi koltuğu kapma azmi, partiyi iktidar yapma azminin üstünde oldukça genel başkanın kim olacağının hiçbir faydası olmayacaktır.

Bu şekildeki bir kurultay sonrası sadece kadrolar kısa vadeli ‘yer değişimi’ yaşayacaktır.

Bülent Tezcan’ların kaptığı koltukları yeni kurultay ile beraber İnce’nin adamları alacaktır, geriye yine başarısız bir CHP kalacaktır.

CHP yöneticilerinin, delegelerinin, üyelerinin ve hatta seçmeninin aklını başına alması ve sürece tam anlamıyla ‘müdahil’ olarak değişimi yapması gerekmektedir.

Olağanüstü kurultay olmasın diyebilirsiniz ama…

9 seçim kaybetmiş birini savunacak hale gelen CHP üyesinin ya da seçmeninin, 16 yıldır ülkeyi uçuruma götüren diktatörü destekleyen AKP seçmeninden farkı nedir?

Tek farkı bu sefer saçmalayanın ‘bizim mahalle’den olması mıdır?

Ülkenin en temel sorunu ‘erdem’dir.

Erdemlilik kısaca; benzer durumlar arasında kendin ve başkası için istediğin şeylerin sürekli olarak örtüşmesidir.

Başkasına ‘a’ tepkisini verirken kendine geldiğinde ‘b’ tepkisini veriyorsan, burada erdemlilikten bahsedilemez.

O sebeple; AKP seçmenini suçladığımız hatalardan sıyrılmamız gerekmektedir.

***

CHP, İDEOLOJİK SAPMA YAŞAMAKTADIR!

Cumhuriyet Halk Partisi teorik olarak; sol, sosyal demokrat bir partidir.

İdealleri ve hedefleri, toplumun birlikte yaşama arzusu üzerine dayalıdır.

Bir grubu kazanmak için başka bir grubu, zümreyi dışlamak; sol, sosyal demokrat ideolojiye uymaz.

CHP, 2009 yılından beri ‘sağa açılalım, sağdan oy alalım, muhafazakar aday gösterelim, muhafazakarların oyunu alalım’ algısıyla yönetilmekte.

Buna uygun da yöntemler geliştirmeye çalışarak, bu partinin ve ülkenin 9 yılını heba etti.

Sol bir partinin asla ‘muhafazakardan ya da başka bir zümreden, gruptan’ oy almaya çalışması tam anlamıyla ideolojik sapmadır!

Neo-liberal, liberal partiler iktidar için kurulmuş ve buna uygun yöntem/program geliştiren partilerdir.

Bu yöntem onlara uygun olabilir.

Fakat sol partiler, iktidar olmaktan önce toplumun ‘birlikte yaşaması, toplumsal uzlaşı, toplumsal barışı’ hedeflemektedir.

Salt oy üzerinden yapılan bu tartışma ise solu sulandırmaktan öteye geçemez.

Muhafazakarların oyuna muhafazakarlaşarak değil, muhafazakara da beraber yaşayabileceğini göstererek talip olacaksın.

Aksi takdirde zaten toplumsal barışı sağlayan değil toplumsal çöküşü yaratan bir parti haline gelirsin.

Muhafazakarların partisi, ülkesi haline dönüşür.

Keza, Türkiye şu an bunu yaşamakta.

Şunu da belirtelim; burada muhafazakarlara lanet olsun demek istemiyorum asla. CHP’nin muhafazakarlaşmaya çalışmasına eleştiri olarak yazdığım için bunları söyleme gereği duydum. Aynı şekilde Kürt seçmene de ya da farklı grup bir seçmene de aynı yaklaşım hatalıdır. Muhafazakar bu yazıda örnek olarak kullanılmıştır.

Uzun lafın kısası; sol dediğin parti, toplumun tüm kesimine seslenir.

Ama bunu yaparken, ‘oradan şunu aday gösterelim, buradan şunu aday gösterelim’ gibi kolaycılığa kaçmadan, onları gerçekten temsil edebilen bir programla yapmalı.

Saygılarımla…

Öneri, eleştiri ya da şikayetinizi cavitkinali@bagimsizgazete.com adresinden yazarsanız, yazılarımızı beraber yazabiliriz.

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER