Bağımsız Gazete I Bursa Haber – Bursa Haberleri – Bağımsız Haberler

DEVLETLÜ ABDÜLHAMİD

DEVLETLÜ ABDÜLHAMİD
05 Nisan 2017 - 16:45 'de eklendi.

Önceki yazılarda “parfümcü torunları ekran yüzü olan II. Abdülhamid” den bahsedeceğimi yazmıştım. Bu yazı, o yazı.

Akla baskı, sansür, hafiye teşkilatı (jurnal) ve mutlak monarşinin en keskin yansımalarını getiren II. Abdülhamid, tarih kaynaklarından anladığımıza göre, oldukça evhamlı bir karakterdi. Akademisyen İlknur Haydaroğlu, bir çalışmasında, Abdülhamid’in kendini her yönden yalnız ve güvensiz hissettiğini, karanlık ruh kişiliği yüzünden evhamlı olduğunu söylüyor. Abdülhamid dönemini incelediğinizde, gerçekleştirilen bazı icraatların bu iddiayı doğrular nitelikte olduğunu görüyorsunuz.

Abdülhamid döneminde tahta çıkışından, tahtın elinden alınışına kadar geçen sürede, hem içerde hem de dışarda pek çok gelişme oldu. Ülke içindeki muhalif hareketler, demokrasi düşüncesinin uyanması, Birinci ve İkinci Meşrutiyet’ler, dolayısıyla Meclis-i Mebusan’ın kapatılması, Kanun-i Esasi’nin kaldırılması gibi gelişmeler Osmanlı’nın yıkılış sürecine de etki etti. Zira Fransız Devrimi’yle birlikte aydınlanma ve gelişme sürecine giren Batı, sürekli geriye giden ve çağın hareketlerine ayak uyduramayan Osmanlı’ya karşı olumlu tutum içinde değildi.

Dönemin “istibdat devri” olarak anılmasında halka -özellikle muhaliflere- yöneltilen baskı aygıtlarının payı vardır. Peki, neydi bu aygıtlar?

Abdülhamid’in baskı unsurlarından biri basını kontrol altında tutmasıydı. Yerli basına sansür uygulayan Abdülhamid, yabancı basına da para yoluyla nüfuz etmeye çalışıyordu. Hıfzı Topuz, onun Paris’teki 17 gazeteye para dağıttığını, hakkında olumsuz yazılmaması için uğraştığını söylüyor. Ünlü tarihçi İlber Ortaylı’nın söylediğine göre ise yalnızca siyasi sansür yok, sanat eserlerine de sansür uyguluyor. Öyle ki sansür mizah ürünü Karagöz’e kadar uzanmış. İstanbul’da baskının diğer bölgelere nazaran daha ağır olduğunu söyleyen İlber Hoca, Osmanlı’nın sosyal bilimlerde geri kalmasının bir sebebinin sansür olduğunu söylüyor. Haklı, zira apolitize edilmiş nesil doğal olarak dünyadaki gelişmelerin gerisinde kaldı. O dönem Türk aydınlarının şikayet ettiği nokta da buydu.

Abdülhamid, demokrasi fikrini sevmediği gibi, paranoyaya varan düşüncelerle muhaliflerine karşı kurumsallaşma ihtiyacı duymuş ve kendisine doğrudan bağlı olan “Hafiye Teşkilatı”nı kurmuştu. Bu teşkilat zaman içinde jurnalciliğe sebep olarak, Abdülhamid’in saltanat istikrarını sağlamaktan çok tehdit oluşturmaya başladı. Çünkü jurnalcilik yapan hafiyeler belli rütbeler, nişanlar ve atiyelerle ödüllendiriliyordu. Dolayısıyla bu kurum, hafiyelerin yükselme, yaranma, layık olmadıkları görevleri elde etme uğruna ‘sadakat ispatı’ için kullandığı bir araç haline gelmişti. Buna örnek olarak Hafiye Muhtar Bey’i vereceğim. Ankara Üniversitesi DTCF Tarih Araştırmaları Dergisi’nde yayınlanan ve Abdülhamid’in hafiyeleri ile jurnallerinin listelendiği bir risalede geçiyor Muhtar Bey’in adı. Bu risalede yazanlara göre, eğitim almışlığı yokken ve henüz 19 yaşındayken Şurayı Devlet Mülkiye Dairesi üyesi olmuş (Şurayı Devlet, bugünkü Danıştay); bir mülkiye, hukuk mezunu 300 kuruş maaş alırken, o 15000 kuruşla maaşa bağlanmıştı. Liyakatle açıklanamayacak olan bu gibi unsurların hem işleyişteki olumsuz etkisini, hem de memurlar arasında kutuplaşmaya sebep olduğunu görmek gerekiyor. Öte yandan halkta, sürekli izlenmenin verdiği gerginlik ve tedirginliğin de göz ardı edilmemesi lazım.

Jurnallenen kişilere yaptırım olmadığını düşünmek fazla iyi niyetli bir yaklaşım olur. Dönemin baskı dönemi olarak anılmasında kuru kuru Hafiye Teşkilatı etkili değil herhalde, işin bir de ‘cezalar’ boyutu var. Abdülhamid’in idam fermanı vermediğinden ve merhametinden dem vuran kimi kaynaklar Taif’te boğdurulan Mithat Paşa’dan nedense bahsetmezler. Meşrutiyet’in önemli isimlerinden biri olan bu muhalif paşa –ve beraberindeki paşalar- hakkında verilen idam kararını önce sürgüne çevirmek, sonra sürgünde boğdurmak herhalde devletlü padişahımızın merhametinden… Elbette sual olunmaz. Bunun yanında Abdülhamid’in toplumun kimi kesimlerini, tehdit gördüğü diğerlerine karşı kışkırttığı ve silahlandırdığı da bir gerçek. Tahttan inmesine sebep olan gerici 31 Mart Ayaklanmasına destek vermesi bunun en güzel ve en bilindik örneğidir. Zaten Abdülhamid devrinde çözülmeyi hızlandıran, tahtını sağlamlaştırmak uğruna yarattığı baskı havası ve destek verdiği gerici gruplar oldu.

Not: Batılı kaynaklardan Abdülhamid’in çizildiği birkaç karikatür.

1173802_1464207307142579_721726509_n 1888719_1464207727142537_608270995_n1001909_1464207393809237_325677939_n

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER