Bağımsız Gazete

Donald Trump gidici mi?

Donald Trump gidici mi?
24 Ağustos 2018 - 16:46 'de eklendi.

ABD Başkanı Donald Trump’ın, başkanlık seçimleri kampanyasındaki yolsuzluklar sebebiyle azledilmesi ihtimali, Özel Yetkili Savcı Robert Mueller’in soruşturması ilerledikçe, giderek güçleniyor. Öte yandan, Trump’a seçmen desteğinin sürmesi ve ABD’de toplumsal kutuplaşmanın vardığı nokta, bir ‘yumuşak geçiş’i zorlaştırıyor.

ABD’de 2016 yılında gerçekleşen ve Cumhuriyetçi Parti adayı Donald Trump’ın, Demokrat Partili Hillary Clinton karşısında kazandığı başkanlık seçimlerine ilişkin Özel Yetkili Savcı Robert Mueller’in yürüttüğü soruşturma devam ediyor.

Demokratların iddiası, Rus istihbaratının seçimlere müdahale ettiği ve Donald Trump’a rakiplerine karşı kullanabileceği bilgiler sunduğu yönünde.

Eğer bu iddia doğrulanırsa, ABD’de toplumun bir yarısının çok istediği şey -sonuçları belirsiz olan bir sonraki seçimleri beklemeksizin Donald Trump’ın başkanlık görevinden uzaklaştırılması- gerçekleşebilir.

COHEN’İN İTİRAFLARI BASINCI ARTTIRDI

Bu iddianın Yargı tarafından kabul edilmesi doğrultusunda önemli bir dönemeç geçtiğimiz günlerde, ABD Başkanı’nın eski avukatı Michael Cohen’in hakkındaki suçlamaları kabul etmesiyle alındı.

Cohen, Trump’ın geçmişte ilişkiye girdiği Playboy modeli Karen McDougal’a ve porno yıldızı Stormy Daniels’e, seçim kampanyası sürecinde sessiz kalmaları için sus payı ödemekle suçlanıyordu.

ABD’deki yasalara göre, adayların kampanya sürecinde, seçimleri kazanmak için siyasi amaçla yaptıkları bütün harcamalar, kampanya gideri olarak değerlendiriliyor ve şeffaf olması gerekiyor.

TRUMP’IN SAVUNMASI YALANLANMIŞ OLDU

Hakkındaki seçim yolsuzluğu olarak özetlenebilecek suçlamalar karşısında, Cohen’in savunması, “Ben kişisel olarak Trump’ı ve eşini sevdiğim, onlarla yakın arkadaş olduğum için sus payı ödedim”di. Trump ise McDougal ve Daniels ile ilişkisi olduğunu reddediyor, Cohen’in sus payı ödemesinden “sonradan haberi olduğunu” öne sürüyordu.

Kaldı ki, Trump’ın ödemeler hakkında bilgisi olsa dahi, bu ödemeyi seçim yarışında öne geçmek için değil ama “ailesini korumak” ya da “bir işadamı olarak itibarının zedelenmesine engel olmak” için yaptığını öne sürebileceği ve bunun etkili bir savunma olacağı yorumları yapılıyordu.

Ancak ilerleyen süreçte, uzun süreli hapis istemiyle karşı karşıya kalan Cohen, Trump’ın sus payı ödemesinden haberdar olduğunu belirtmiş ve savcılıkla işbirliğine hazır olduğunu beyan etmişti.

İki gün önce, Çarşamba günü, FBI ve savcılıkla işbirliği yapacağını belirten Cohen, hakkındaki suçlamaları kabul etti ve Trump’ın etrafındaki çember biraz daha daraldı.

Michael Cohen’in hakkındaki suçlamaları kabul ettiği aynı gün Trump’ın seçim kampanyasının direktörü Paul Manafort da, Özel Yetkili Savcı Mueller’in soruşturması kapsamında açılan davada, 5 kez gelir vergisi beyannamesini yanlış şekilde sunmak, 2 kez banka dolandırıcılığı ve bir kez de yabancı bankalardaki hesapları açıklamamaktan, 8 kez suçlu bulundu

HENÜZ ‘RUS MÜDAHALESİ’NE DOĞRUDAN KANIT YOK

Manafort ve Cohen davalarındaki son gelişmeler, hukuki olarak Trump’ın elini zayıflatmış olsa da, henüz gündemden düşmek bilmeyen “seçimlere Rus müdahalesi” iddialarına dönük doğrudan kanıt bulunmuyor.

Öte yandan, Manafort’un suçlu bulunduğu davada, dış müdahale soruşturması için de önemli malzeme çıktığı yorumları yapılıyor. Manafort’un yurtdışındaki banka hesaplarını ve elde ettiği gelirleri göstermeme suçlamalarının bir kısmı, Ukrayna’da Rusya yanlısı bir partiye seçim danışmanlığından elde ettiği gelirle ilgili.

Yine de, bazı Trump destekçisi isimler, Manafort’un hakkındaki davada 18 suçlamadan sadece 8’inde suçlu bulunmasını bir zafer olarak değerlendiriyorlar.

MANAFORT DA İŞBİRLİĞİ YAPACAK MI?

Ancak Manafort’un 18 suçlamadan 8’inde suçlu bulunmasının psikolojik etkisinin daha yüksek olacağı, Donald Trump’ın bir başkanlık affı çıkarmadığı takdirde Manafort’un da Cohen gibi kendi çıkarlarını düşünerek savcılıkla işbirliği yapacağı hesaplanıyor.

Michael Cohen, başkanlık seçimlerine Rus müdahalesine dönük soruşturma konusunda FBI’a ve Özel Yetkili Savcı Mueller’e yardımcı olabileceğini, işbirliğine hazır olduğunu duyurdu bile.

Gelgelelim, Manafort’un avukatları böyle bir şeyin olmayacağını şimdiden vurguladılar ve Trump’ın başkanlık affı çıkarmayı gündemine aldığı iddiaları da basında yer buldu.

TRUMP’IN AZLEDİLMESİ MÜMKÜN MÜ?

Manafort ve Cohen davalarındaki bu gelişmelerin ardından, ABD basını “Trump’ın en kötü günü” ilan ettiği Çarşamba günü, sayfalarına azil süreci iddialarını taşıdı.

Eğer bu gerçekleşirse, ABD’de pek çok önemli devlet yetkilisinin ve seçimde oy kullananların yaklaşık yüzde 50’sinin çok istediği şey gerçekleşecek. Aslına bakılırsa, hukuki olarak bunun kapısı geçtiğimiz Nisan ayında FBI’ın Michael Cohen’in ofisine ve evine gerçekleştirdiği baskınlardan bu yana açılmış durumda.

Burada ele geçirildiği söylenen ses kayıtları ve kasetlerin yanına, Cohen’in Robert Mueller’le işbirliğini kabul etmesi de eklenince, Trump’ın yakayı kurtarması bir hafta önce olduğundan daha zor gözüküyor.

Ancak şu anda, FBI’ın ve Mueller’in, öncelikli olarak 6 Kasım’daki Kongre seçimlerini etkilemeye çalıştığı, seçimlerle birlikte Kongre’deki Cumhuriyetçi çoğunluk kırıldığı takdirde sürecin hızlanabileceği anlaşılıyor.

‘PARTİZAN’LIK YUMUŞAK GEÇİŞE ENGEL OLUYOR

ABD medyasının da sıkça yakındığı şeylerin başında, ABD toplumunun ciddi ölçüde “kutuplaşması” ve “partizanca tavır alınması” geliyor.

Trump’ın iktidarında ırkçı görüşlerin kamusal alanda daha rahat ve cesurca dile getirilebildiği bir atmosferin oluştuğu, bunun toplumsal çatışmaları körüklediği değerlendirmesi yapılıyor.

ABD’de uzun yıllar sonra ilk defa halk önemli ölçüde siyasallaşmış ve devlet içerisindeki gerilimler bu denli sokağa yansımış durumda. Trump karşıtları ile destekçilerinin zaman zaman sokakta karşı karşıya geldiği ABD’de, Trump’ı yumuşak geçişle görevden uzaklaştırmanın giderek zorlaştığı, Demokratların umudunu 6 Kasım’daki seçimlere bağladığı görülüyor.

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER