fbpx
Bağımsız Gazete

Her şey güzel olacak…

Her şey güzel olacak…
20 Mart 2018 - 3:21 'de eklendi.

Uzun soluklu bir aranın ardından, klavye başında işliyor yine parmaklar… Umarım okunmaya değer bir yazı olur da, bunca zaman yaptığımız tatilin hakkını verebiliriz.

Gündemi en hızlı değişen ülke ödülünü son 15 senedir kimseye kaptırmayan güzel ve yalnız ülkemiz Türkiye’deki, neresinden tutsan elinde kalıyor durumu devam ediyor maalesef. Ne ekonomide, ne toplumsal refahta, ne dış ilişkilerde, ne iç ilişkilerde, ne sağlıkta, ne eğitimde… Uzun uzun yazmaya gerek yok, gündemi meşgul edebilecek her konuda geriye doğru ilerlemeye (!) devam ediyoruz hamdolsun.

Çocuk istismarları ve kadına şiddet konusunda açık ara öndeyiz her zamanki gibi. Mücadele veriyoruz, değişiklik istiyoruz, ilerleme istiyoruz ama bu feryadımıza kimse kulak vermiyor, “bir kereden bir şey olmaz” mantıklı insanlar ülkemizi yönetmeye devam ediyor.

Basın özgürlüğü, vatandaş özgürlüğü, düşünce özgürlüğü kavramlarını unutalı çok olmuştu zaten. Birilerinin iki dudağının arasında kaderine terk edilmiş olan özgürlüğümüzü alıyorlar bizden zaman zaman sudan sebeplerle… Sonra geri verince de lütfetmiş havalarında bir saygı bekliyorlar bizden. Biz yemiyoruz bunları kaba tabiriyle ama, onlar devam ediyorlar aynısını yapmaya.

Sahi yeri gelmişken, “biz” ve “onlar” hiç bu kadar ayrı olmamıştık farkında mısınız? Dün kutlanan Çanakkale Deniz Zaferi’nin 103. Yıldönümü etkinliklerinde Mustafa Kemal’den bahsetmemek, bahsedecek olması muhtemel kişileri de engellemek için yoğun mücadele verildi. En basit örneği Çanakkale Belediye Başkanımıza yapılan protokol nezaketsizliği. Başakşehir diye de ne olduğu belirsiz bir futbol takımı var, şampiyonluk mücadelesi veren. Koreografi hazırlamışlar tribünlerinde,  aşağıda fotoğrafı mevcut.

Gazeteci döven, her fırsatta spora siyaseti karıştıran oyuncular asker selamında, ama askeri dehasıyla zaferin mimarı olan Mustafa Kemal’den eser yok. Gerçi alt tarafa yazdıkları sloganı ben bile yazamazdım. Kendi kazdığı kuyuya düşmek bu olsa gerek…

Evet sevgili iktidar yanlısı Başakşehir Kulübü ve sevenleri, aynen sizin de dediğiniz gibi, “18 Mart 1915’te olduğu gibi, bugün de çok olanlar değil, inananlar kazanacak…”

Bizler, yani az olanlar devam ediyoruz demokrasi ve özgürlük mücadelesine. Sizlerin görmezden geldiklerini görüyor, sizlerin savunma ihtiyacı duymadığınız haklarınızı savunuyor, sizin yerinize meydanlarda slogan atıyor, sizin yerinize yürüyoruz sokaklarda. Kendi vatandaşlarına terörist diyen, özgürlük mücadelesinde canlarını kaybeden evlatlarımızı ve annelerini meydanlarda eleştiren, yuhlatan bir güruha karşı devam ediyoruz mücadeleye.

“Şeker Fabrikaları Vatandır, Vatan Satılamaz” diyoruz. Çocuklarımızın geleceğini kurtarmak için savunuyoruz pancar şekerini. Tarlası boş duran köylümüz pancar eksin, para kazansın diye direniyoruz. Sağlığımızı da, paramızı da, memleket sermayesini de korumak için çalışıyoruz.

“Çocuk Susar, Sen Susma” diyoruz. Tacize, istismara, sapıklıklara, çocuk gelinlere bir son verilsin, çocuklar doyasıya yaşasın çocuk olmanın tadını diye çalışıyoruz.

“Kurtuluş yok tek başına. Ya hep beraber, ya hiçbirimiz” diyoruz. Kendimizi kurtarmak, kesemizi doldurmak için değil, toplumsal barışı sağlamak ve toplumsal ilerlemeyi başlatmak için mücadele ediyoruz. Bu bizden, bu değil demiyoruz. Herkes için uğraş veriyoruz.

Salt iktidarı değil, kendimizi de eleştiriyoruz çoğu zaman. Nerede neyi eksik yaptık, neden hata yaptık diye düşünüyoruz uzun uzun. Daha iyisi mümkün diye inanıyoruz ve daha iyisini yapmak için çaba sarf ediyoruz.

Gözümüzü açmanın, küslükleri dargınlıkları aşmanın, umutları yeniden yeşertmenin vakti geldi de geçiyor. 1915 ruhuyla mücadele etmek, halkın ve ülkenin çıkarlarını korumak zorundayız. Bir kişiyle ne olur demeden mücadele etmeli, elimizi taşın altına sokmalıyız. Tren istasyona yanaştı, yolcularını alıyor yavaş yavaş ve kalkmaya hazırlanıyor… 2019’a giden bu trende kendimize yer bulmalıyız. Eğer bu trenin içinde değil de, arkasından el sallayanların arasında kalırsak, kaybedeceklerimiz bugüne kadar kaybettiklerimizin yanında devede kulak kalacak…

Milli mücadele için, memlekete hizmet için, halkın refahı için çalışırken ne siyasi partilerin, ne mezheplerin, ne memleketin, ne de dostlukların arkadaşlıkların önemi olmaz. Vicdanı ile eylemi arasında kalır insan. Ve akşam yastığa başını koyduğunda, huzurla uyuyamayıp geleceğinden endişe ediyorsa insan, işte o insan mücadelenin içinde yer almalıdır.

Herkesi saygıyla selamlıyor, 2019’un yeni bir milat, yeni bir devrim, yeni bir umut olması için birlikte çalışmaya davet ediyorum.

Başka bir Bursa, başka bir Türkiye mümkün…

Umutları yitirmeyin,

Her şey güzel olacak…

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER