Bağımsız Gazete I Bursa Haber – Bursa Haberleri – Bağımsız Haberler

IBM Vizyonunda Gelecek 5 Yıl

IBM Vizyonunda Gelecek 5 Yıl
15 Mayıs 2017 - 5:20 'de eklendi.

IBM Vizyonunda Gelecek 5 Yıl

IBM Research (IBM Araştırma), “görünmeyeni görünür kılma” mottosuyla, kendini dünya çapında en etkili ve kurumsal araştırma organizasyonlarından biri olarak tanıtır. Araştırmalarındaki ve ana bilim dallarındaki tutarlı yatırımlarını eşsiz addeder. Dünya’daki en büyük zorlukları (kime göre, neye göre onu da belirteyim hemen), sektörel bazlı olarak sınıflandırdığı ve yuvarlak masa toplantılarında bir araya getirdiği sektör lideri müşterileriyle ortak hareket ederek tespit etmek için disiplinler arası işbirlikleri yapar. Bu giriş çok iddialı gibi görünse de birazdan araştırma konularına bakınca da kendilerine hak verebiliriz. (Zaten IBM son 20 yılda dünyada en çok patent alan kuruluş, patent raporunu 2015 yılına kadar bulabildiğim için 2015 verisini söyleyeceğim; 2015 yılında IBM 7309 patent almış ve listedeki ikinci kuruluş olan Samsung ile arasında bile yaklaşık 2bin patent fark var. Nobel ödüllü bilim insanlarını bünyesinde barındıran ve 6 kıtada 12 laboratuvarı bulunan IBM Araştırma ile ilgili detaylı bilgi almak için buraya tıklayabilirsiniz.)

IBM, 2017 başında önümüzdeki 5 yılda hayatımızı değiştirecek 5 inovasyonu, Think Blog’unda “IBM 5-in-5” başlığı altında açıkladı. Açıkladı açıklamasına ama bu beş inovasyon neler ve hayatımıza ne gibi katkılar sağlayacak, madde madde ilerleyelim.

Yapay Zeka

Bir kişinin konuşmasından (ve beden dilinden) canının sıkıldığını, gerildiğini, dikkatinin dağıldığını ya da çaresizliğini anlayabiliriz. İnsanlar bu tür ipuçlarını biraz dikkatle süzdüğünde kolaylıkla bu çıkarımlarda bulunabilir. Fakat bunu bilgisayar işlemine dökmeye çalıştığımızda karşımıza konuşma analizi gibi bir konu çıkar.

IBM, bu noktada; yazdığımız, söylediğimiz her şeyin akıl sağlığımızın ve fiziksel durumumuzun bir göstergesi olduğunu söylüyor. Mesela, Parkinson gibi hastalıkları mobil uygulamalarla saptayabileceğimiz bir dünya çok uzak değil ve bunlar sır da değil. Adamlar gayet söylemişler, gelişen yapay zeka uygulamaları bulut tabanında semptomları analiz edip, gerekli hesaplamaları yaparak kullanıcılara bildirebilir ve erken teşhis koymak mümkün olabilir. Zira IBM bunların deneysel olarak zaten yapıldığını söylüyor. Öte yandan, Güney Kaliforniya Üniversitesi’ndeki bir araştırma ekibinin de, normal konuşma ile depresyon belirtileri gösteren bir konuşmayı ayırt edebilen bir program geliştirdiği de biliniyor. Yani IBM’e göre, bunun gibi pek çok örnekte de görüldüğü üzere (deney ortamında) önümüzdeki 5 yılda yapay zeka uygulamaları o kadar gelişmiş olacak ki, doktorlar ve hastalar erken evredeki pek çok rahatsızlığa erken teşhis koyma imkanı bulabilecek.

Hiper Görüntüleme

Hiper Görüntüleme ve yapay zeka bize süper kahraman düzeyinde görme becerisi kazandıracak. Yeni nesil kameralar ve sensörler daha da makul fiyatlara çekilecek. Dolayısıyla bu teknoloji yapay zeka ve gelişmiş cihazlar yardımıyla günlük yaşamın genelinde kullanılabilir olacak. “Görünebilir ışığın ötesinde” görüş kabiliyetimiz dünyayı yeniden kavramamızı sağlayacak. Yani çıplak gözle göremediğimiz elektromanyetik tayfı görebileceğiz ve şu anda görüşten uzak olan potansiyel tehditleri daha iyi görmemize olanak sağlanacak. (Farkındaysanız bu aralar renk körlerine görüş sağlayan gözlükler konuşuluyor.)

Makroskoplar

Okyanusların yüzde kaçı keşfedildi, peki Dünya’nın yüzde kaçı keşfedildi, peki galaksimizin yüzde kaçı keşfedildi, peki ya evrenin yüzde kaçı keşfedildi? (Yeri gelmişken belirteyim, bu noktada “gözlemlenebilir evren” kavramını da ayrıca araştırmak isteyebilirsiniz.)

Makroskoplar ile dünyanın tüm karmaşıklığını çözebileceğimiz aşamaya doğru ilerliyoruz, daha doğrusu ilerleyecekmişiz. Bu da yine IBM’in öngörüsü ve gayet mümkün gibi görünüyor. Yandex Gezgin, Google Earth vb. araçlar ile dünya turu atmak devrim gibi görünebilir fakat bunu gerçekten ama gerçekten daha üst düzeyde yapabildiğinizi düşünsenize, tabi turistik amaçlarla değil. Yani uydudan hava durumu tahmini aşamasının çok ötesinde, makroskoplar ile dünyanın her yerinden detaylı veri toplayabildiğinizi, enerji kaynaklarını, su kaynaklarını, iklim değişikliklerini vb. tespit edebildiğinizi (artık aklınıza başka neler gelirse) ve hatta daha da ileri giderek Dünya yakınındaki nesneleri, güneş patlamalarını ve kozmik radyasyon dalgalarını aynı anda görüp verilerini depolayabildiğinizi bir düşünün. Bir de bu verilere, mobil verilerinizden tutun da etrafınızdaki tüm akıllı cihazların hatta ve hatta evinizdeki akıllı ampulün topladığı verileri bile ekleyin. Şimdi de eve giderken alacağınız ekmeğin içindeki buğdayın Rusya’daki iklim değişikliği sonrasında bir daha bulunamayacağını ve onun yiyeceğiniz son buğday ekmeği olabileceğini düşünün (mesela artık biz Rusya’dan ithal ediyoruz, bunun sebebi iklim değişikliğinden çok tarım politikaları olsa da bu ihtimal çok da uzak bir ihtimal değil) ve aynı şeyi etrafınızdaki tüm materyaller için hayal edin. İşte 5 yıl içinde makroskoplar tüm bu verileri detaylı olarak toplayıp mevcut verilerle çaprazlayabilir hale gelecek.

Çip Üzerindeki Laboratuvarlar

Vücut sıvılarındaki (kan, idrar, mukozalar vb.) biyopartikülleri anlık olarak laboratuvara gönderilmiş gibi inceleyip, yine yapay zeka vasıtasıyla yorumlayarak erken teşhiste çığır açılması öngörülüyor. Yani vücut sıvılarındaki bir X biyopartikülünün (şimdilik en küçük 20 nanometre büyüklükte ayrıştırma yapılabiliyor) seviyesi yükseldiğinde bu bir hastalığın belirtisi olabilir, bunu sürekli olarak gözlemleyebildiğimiz bir ortamda hemen hemen her türlü erken teşhisi yapabilmiş olacağız. Sadece erken teşhis de değil, mevcut durumun stabilizasyonunu kontrol altında tutmak amacıyla da kullanılabilir. Bu nasıl olacak derseniz, sürekli biyokimya laboratuvarı gibi çalışan ufacık nano ölçekteki bir silikon çiple. Yeri gelmişken, bütün bu çiplerin illa akıllı telefonlar vasıtasıyla yorumlanması gerektiğini söylemek de yanlış olur, bunlar bebek telsizinden tutun, başucunuzdaki çalar saate kadar buluta erişimi olan pek çok cihaza yerleştirilebilir. Buradaki amaç bir hastalık vücutta ilk belirtilerini gösterdiğinde (semptomlardan bile önce) ilerlemeden müdahale şansı elde etmek.

Akıllı Sensörlerle Işık Hızında Çevre Kirliliği Tespiti

Bunu maddeyi direkt örnekle açıklamayı daha doğru buluyorum. (Orijinal kaynaktaki örneği kullanıyorum.) Doğal gazın içinde bulunan metan bir temiz enerji kaynağı gibi görünebilir fakat havaya direkt olarak karıştığında doğaya zarar verir. Küresel ısınmadaki rolüne baktığımızda ilk sırada karbondioksit ikinci sırada ise metan gelir. Dolayısıyla metan vb. zararlı gazların doğaya salınımı arttığında ya da ciddi bir kaçak meydana geldiğinde bu durum bizi küresel ısınma ile mücadelede yıllarca geriye götürebilir. Petrol, gaz vb. kaynaklarının (sondaj kuyuları, depolama sahaları vb.) yakınına hatta hatlarının üzerlerine yerleştirilecek akıllı sensörler (ve bu sensörlerin oluşturduğu bir gözlem ağı, buna bir nevi algılama ve ihbar sistemi de diyebiliriz) bize anlık olarak ışık hızında çevre kirliliği tespiti bildirimi yapacak. Yine müdahale süresi minimuma indirildiği için sızıntılar belki de yüzbinlerce metreküpe ulaşmadan müdahale edilebilecek.

Bu beş maddeyi de düşündüğümüzde gerçekten insanlık için hayati önem taşıyan konularda ve “görünmeyeni görünür kılmak” için çabalandığını farkedebiliriz. IBM Araştırma’nın kısa vadeli öngörüleri bunlarsa IBM’in uzun vadeli öngörülerinin “fütüristik” olarak görülmemesi kaçınılmaz. Bilim insanları bu kadar ciddi işler üzerinde çalışıyorken, bu noktada yorum ekleyerek haddimi aşmak istemem. Bunların üstüne saygıdan başka ekleyecek bir şey bulamıyorum. Saygılar.

@mehmetcanyilmaz

 

 

 

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER