Bağımsız Gazete I Bursa Haber – Bursa Haberleri – Bağımsız Haberler

İyi Parti, demokrasi ve hukuk adına neler söylüyor … ?

İyi Parti, demokrasi ve hukuk adına neler söylüyor … ?
30 Ekim 2017 - 12:09 'de eklendi.

Kendimize, hukuk devletinde olması gerekenler nelerdir diye bir soru sorsak, ve o soruyu da cevaplar arasak, cevap vermeye çalışsak,  aklımıza gelen ilk cevap adalet olsa gerek.

 

İnsanoğlunun, birlikte, bir  arada yaşadığı tarihsel serüveninden bu yana, idare edildiği yönetim şekillerinde aradığı, düşündüğü, beklediği ve uğruna mücadele verdiği olgudur adalet.

 

2017 Türkiye’sinde, 2002 yılından bu yana AKP yönetimindeki ülkemizde, yaşadıklarımız, yaşatılanlar, tarihe kaydedilmiş tespitler, her alandaki tahribat ve  derin çöküşten , hukuk kurumu da nasibini almış ve en temel değerimiz de yıkıcı bir erezyona uğratılmıştır.

İnsanın aklına hemen şu soru geliyor.

” Neremiz doğru ki … ?

Sorunların tespiti içi kendimizi çok yormamıza, kafa patlatmamıza da gerek yok hani.

Her şey göz önünde ve her şey ulu orta.

 

Birey ve toplum olarak, temel hak ve özgürlükler  açısından, bir arada olabilme, bir arada kalabilmenin ve ilk adımı, toplumsal adalet ve hukuk düzeni meselesini öncelikli olarak ele almak ve  yurt ve yurttaş birliğinin temeline ilk harcı koymak olarak değerlendiriyorum.

 

Sorunu hep konuşuyoruz.

Sorunu, devamlı  her ortamda, her alanda masaya yatırıp tartışıyoruz.

Cumhuriyet  yurttaşları olarak, bu zor ve sıkıntılı günleri aşabilmek adına işin ucundan,  bir yerlerden,  karınca kararınca tutmaya, bu söküğü kapatmaya çalışıyoruz.

Sevgili dostlar, artık çözümü ve çözüm yollarını konuşmalıyız.

 

Sorunların failleri gün geçmiyor ki, Cumhuriyet değerlerine, yurt ve yurttaş birliğine yeni sorunsal sarmallar eklemiyor olsun.

Onlar ekleye dursun, biz çözümü konuşacağız.

İşimizin ilk adımı da ” Temel hak ve özgürlükler ‘ konusundan başlamak olacak.

 

Konu önemli.

Konu ilk adım olacak kadar önemli.

Konu bir hukuk devletinde, bireyin temel hak ve özgürlükleri.

 

25 Ekim 2017 tarihinde siyasi hayatımızda yeni bir kapı açıldı.

İyi Parti.

 

Ülkeyi yönetmeye talibiz diyorlar.

Bu gidiş, gidiş değildir diyorlar.

Bu hayra bir gidiş değildir diyorlar.

Cumhuriyet rejimi,vatanın bütünlüğü ve milletin beraberliği tehlikedir diyorlar.

Sağcı da, solcu da değiliz diyorlar.

Bir araya gelmeli ve çözüm üretmeliyiz diyorlar.

Atatürk’ün Türk milliyetçiliği, ” yurtta barış dünyada barış ” ve ” Ne mutlu Türküm diyene ”  diyorlar.

Milli güvenlik, milli ekonomi, milli eğitim politikaları diyorlar.

 

Bir çok şey söylüyorlar.

Daha da bir çok şey diyecekler.

Elbette, bu yeni partiye çelme takan olmaz ve baskılar ile önleri kesilmeye kalkılmazsa.

Yaparlar mı ,takarlar mı ?

Olur mu olur, yaparlar.

 

Parti Programı :

Her siyasi partinin bir yemin metni vardır sevgili dostlar.

Topluma verilmiş önsözü.

Parti programıdır adı.

Aslında, ” biz buyuz ve bunları yapmaya talibiz ” andıdır o benim penceremden bakınca.

 

Lider sever bir seçmen kitlesinin program okumaz hallerini tahmin ettiğimden ” yok logosu olmamış, yok bu isim tutmazmış ” muhabbetini bir kenara bırakarak ” bu parti bizlere ne vaat ediyor ona bakalım ” konusuna değinmek istedim.

 

İyi Parti’nin programı incelendiğinde ;

Türk Milleti’nin hukuk, adalet ve temel hak ve özgürlükler konusundaki programındaki satırlar, bizlere ne söylüyor acaba ?

 

” Sağlıklı işleyen bir demokrasi, ancak özgür bireylerle ve ideal hukuk sistemi ile kurulabilir.

Bunun sonucunda, insanların yaratıcılık ve üreticilik yanları öne çıkarak, ileri ve uygar bir toplum oluşabilir. ” diyor.

 

Basitçe açalım bu paragrafı :

Özgür birey.

İdeal hukuk sistemi.

Sağlıklı işleyen bir demokrasi.

 

Özü, bir demokrasinin sağlıklı işleyebilmesi için, ideal bir hukuk sistemi olmalıdır.

O hukuk sistemi içerisinde de, birey, temel  hak ve özgürlüklerini yaşayabilmelidir.

 

Başlangıçtaki taahhüdü bu.

Bizlere bu sözü veriyor ve  diyor ki, demokrasimizde,  ideal bir hukuk sistemi ile insanlarımızın yaratıcılığı ve üretici yanlarını öne çıkar ve ileri ve uygar bir toplum olma yolunda mesafe kaydedebiliriz.

 

Devam ediyor :

” Devlet gücünün tek bir kişide veya grupta toplanması, tarihteki örnekleri gibi, zaman içinde o kişilerde güç zehirlenmesine yol açarak, yanlış kararlar almalarına neden olmakta ve acı sonuçlar doğurmaktadır.

Çağdaş demokrasiler güç zehirlenmesini, seçilmişlerin görev sürelerini sınırlama, kuvvetler ayrılığı, hesap verme zorunluluğu, denge ve kontrol sistemleri ile çözümlemişlerdir. Kural olarak seçim ile gelen seçim ile gitmelidir.

Bu önlemleri almayan demokratik sistemlerin acı sonucu ise milletin, kendi norm ve düşüncelerini dayatan ve her şeyin sahibi olduğunu zanneden zorba yöneticilerin eline düşmesidir.

Demokrasi; yönetenlerin yetkilerini sınırlayan, vatandaşları keyfi yönetimlerin eline düşmekten ve muhalefette olanların da haklarını koruyan sistemdir. ”

 

Yine,  parti programında yazılı bu satırları teker teker ele alalım.

 

İyi Parti ;

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nde, devlet gücü tek kişide toplanmamalıdır,  bu durumun, tarihte bir çok kötü örneği vardır  diyor.

 

16 Nisan 2017 tarihinde bir oldu bittiyle yurttaşın egemenlik hakkının, halk oylaması yoluyla pazara dökülmesi ve bu dökülen sandık tezgahında,  YSK’nın var olan kanunları hiçe sayarak hepimizin temel hak ve özgürlüklerini bir adamın iki dudağının arasına vermesini hatırlayın.

 

İyi Parti diyor ki :

Egemenlik bir kişiye devredilemez verilirse sonuçları acı olur.

Çok basit bir dil ve çok sade anlatım.

 

Bu konuyla ilgili Atatürk’ün sözlerini  hatırlayalım :

” Şimdiye kadar milletimizin başına gelen bütün felaketler kendi talih ve geleceklerini başka birisinin eline terk etmesinden kaynaklanmıştır. (1923 ) ”

 

İyi Parti’ye kulak vermeye devam edelim :

Diyor ki ;

” Seçilmişlerin görev süreleri sınırlanmalıdır.

Yasama, yürütme ve yargı kuvvetleri birbirinden tamamen bağımsız, birinin diğerine, diğerinin ötekine tahakkümü ve baskısı asla ve asla olmamalıdır.

Seçimle gelen seçimle gitmelidir.

Ancak  bu üç seçeneğin işlevselliği sağlandığında, çağdaş demokrasilerde, bir kişinin, bir zümrenin güç zehirlenmesine engel olunabilir. ”

 

İyi Parti, görev süreleri sınırlı bir yönetim olmalıdır diyor.

Eğer bana oy verirseniz, yasama, yürütme ve yargı gücü, dengelerini güçler ayrılığı prensibine dayalı olarak icra edecektir.

İdeal demokrasinin gereği budur diyor.

 

Bu konuya  bir de, Fransız düşünür ve siyaset kuramcısı Montesquieu’nin penceresinden bakalım :

” Hakimiyeti kullanma yetkisinin yasama, yürütme ve yargı olarak üçe bölünmesi vatandaş hak ve özgürlüklerinin en sağlam hukuki ve fiili güvencesidir. ”

 

İyi Parti  programının henüz ilk paragraflarında, güçler ayrılığı dengesi ile sözlerine başlaması ve bu konuya öncelik vererek dikkat çekmesi  önemlidir.

 

2017 yılının yaşadığımız bugünlerinde, yeni kurulan bir siyasi hareketin, 1689-1755 tarihleri arasında yaşamış olan bir düşünürün  siyaset kuramlarını savunuyor olması ve vaat etmesi, bugünkü demokrasimizin,  tarihin hangi devrine gerisin geriye dönüştüğünün açık bir kanıtı olarak gözükmektedir.

 

Yeni kurulan bu siyasi parti,

programında, yasama, yürütme ve yargının kamuya ait yükümlülüklerinde birbirilerinden tam bağımsız hali mümkün kılınmazsa eğer, milletin zorba yöneticilerin eline düşmesi kaçınılmazdır diyor.

 Kısaca, biz güçler ayrılığı prensibini savunucusu olacağız ve bu önlemleri derhal alacağız  diyor.

 

 

Ülkemizde demokratik sistemin  nasıl olması gerektiğini şu cümleler ile ifade ediyor :

 ” Demokrasi; yönetenlerin yetkilerini sınırlayan, vatandaşları keyfi yönetimlerin eline düşmekten ve muhalefette olanların da haklarını koruyan sistemdir. ”

 

 Sevgili dostlar, uzun zamandır sıkıntısını yaşayıp, sıkıntısını çektiğimiz konular bunlar.

Bu konular, hepimiz için hayati önem  taşıyan olgular.

Programı yoklamaya devam edelim ki, bakalım daha başka nelermiş  verilen sözler ve beyanlar.

 

İyi parti, adalet ve hukuk konularında aşağıdaki maddeler ile programına devam ediyor :

” Adil yargılanma hakkını mutlaka sağlayacağız diyor.

Yargı kararlarının idarece akamete uğratılması ya da bu kararlara hiç uyulmaması hallerinde idarenin/kamu görevlisinin mali ve cezai sorumluluğunu artıracağız.

Adalet kurumunun fiziki ve teknolojik imkanlarını çağdaş ölçütlere uygun olarak yenileyecek; adli personeli sayı, nitelik ve eğitim yönünden güçlendirileceğiz.

Hâkim ve cumhuriyet savcılarının objektif kriterlere dayalı olarak ve liyakati esas alarak mesleğe kabulü konusunda yasal düzenleme yapacağız.

Hukuk eğitimini, eğitim süresini artırarak, hakim ve cumhuriyet savcılığı stajını ise etkin ve nitelikli hale getirip uygulama ile eş güdümlü olmasını sağlayacağız.” sözlerini veriyor.

 

Bu vaatlerin özü ne kardeşim diye sorarsanız eğer :

” Adil yargılanacaksınız ey vatandaş, eğer sizleri yönetenler tarafından ,adli kararlara bir olumlu ya da olumsuz bir müdahale olursa ister yöneten,  ister kamu personelinden hesabını soracağız. ” diyor.

 

Buraya bir hatırlatma yapmam gerekiyor :

AKP Hükümeti, 2014 yılında, Ergenekon, Balyoz ve türevi olan emperyalist operasyonel davalarda,  dünlerin kahraman savcıları, hakimleri ve bugünlerin de  teröristleri için kanun değişikliğine giderek ” Hâkimin Hukuki Sorumluluğu ” konusunda yasal bir düzenleme yapmıştır.

Mahkemelerde hakimlerce verilen kararların ve sonrasında bu kararlarla ilgili yapılan itirazlar sonucu, hatalı olarak tespit edilen her hak ihlalinin tazminini, kararı veren hakim tarafından değil de, devlet tarafından karşılanması hususunu kapsar.

Özü şudur ki : ” siz kararı verin, biz arkanızdayız. ”

Müebbet hapisler, uzun tutukluk halleri ve yargılamalar.

 

Sonuç :

Dünlerin kahraman hakim ve savcılarına, ” öküz öldü, ortaklık ayrıldı,  terör örgütü üyesisiniz arkadaş buyurun Silivri yollarına … ” hali.

Durum budur.

 

Artık Hakim işini yanlış yapıp sana, bana haksız hüküm verir ise ve sen de bu hatayı yargı kanalı ile ispat edersen tazmini herkesin ödediği vergilere düşüyor.

Kaymaklı ekmek kadayıfı desek, teşbihte hata olmaz da, neyse …

 

Konu ile ilgili İyi Parti ne diyor peki :

 ” Yurttaşın mahkeme kapılarındaki hak kayıplarının tazmini hem İdareyi, hem de hakimi bağlar.Mali ve cezai sorumluluk her ikisindedir … ”

 

Farkı, fark ettiniz mi sevgili dostlar ?

Yapılan yasa değişikliği ile, hukuk sistemine birileri, ” sen sırtını bana, kararı da Ergenekon, Balyoz ve benzeri davalardakilere yasla, korkma, arkandayım arkanda… ” desteğini veriyor.

İyi Parti ise ” kim sorumlu ise hesabını ödeyecektir.” duruşunda.

Farkı : Sezar’ın hakkı, Sezar’a …

 

Bugünkü koşullarda hakim ve savcıların işe alımları konusu mu ?

Tam bir tragedya.

 Önceleri, 80-90 puanlarla ancak kürsülere oturulurdu ama, şimdilerde bir mülakat ve ” bizdensen ey vatandaş, koş giy cübbe seccadenin altında.

Manzara bu arkadaşlar ve  hukuk çalışanlarının temini konusunda hal ve gidiş ortada.

 

Elbette bu konuda da İyi Parti’nin söyleyecek sözü var :

” Hâkim ve cumhuriyet savcılarının objektif kriterlere dayalı olarak ve liyakati esas alarak mesleğe kabulü konusunda yasal düzenleme yapacağız.

 Hukuk eğitimini, eğitim süresini artırarak, hakim ve cumhuriyet savcılığı stajını ise etkin ve nitelikli hale getirip uygulama ile eş güdümlü olmasını sağlayacağız.” diyor.

 

Sevgili dostlar , sizlere  arz ettiğim üzere, İyi Parti programının henüz temel hak ve özgürlüklerimiz hakkındaki bir kaç paragrafından bahsedebildim.

Bu yazı dizisini hazırlamaktaki amacım, siyaset dünyamıza büyük bir heyecan ve bekleniş ile merhaba diyen İyi Parti’nin programını  sizlere tane tane anlatmak.

 

 Yazı dizisi dedim ya hani ?

Umarım bu diziyi de merakla bekler ve takip edersiniz.

Çünkü hepimizin  ” İYİ ” liği için  konuşacak çok konu başlığı var …

Devam edeceğim.

 

Atatürk ile kalın.

Selam ile …

 

Cem AYAZ

Bağımsız gazete

30.10.2017   04:29

 

 

 

 

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER