Bağımsız Gazete I Bursa Haber – Bursa Haberleri – Bağımsız Haberler

Osmanlı Kim, Siz Kim?!

Osmanlı Kim, Siz Kim?!
26 Temmuz 2017 - 15:01 'de eklendi.

Daha önceki 2 yazımı da okuyup kendi değerlendirmelerini olumlu-olumsuz bana geri dönüş yaparak bildiren tüm arkadaşlarıma teşekkür ederek yazıma başlıyorum. İyi ki varsınız.
Osmanlı Devleti (1299-1922) 623 yıllık devlet hayatı boyunca iyisiyle kötüsüyle bu coğrafya üzerinde varlığını sürdürmüştür. Bir dönem dünyaya hükmeden, bir dönem entrikalarla anılan, bir dönem Hürrem Sultanların Kösem Sultanların istediği gibi at koşturduğu, bir dönem ise Avrupalı Devletlerin taleplerini reddedemeyecek kadar aciz ve bitik durumda kaldığı, günümüze ulaşan belgelerden anlaşılmaktadır. Fransa kralının annesinin Kanuni Sultan Süleyman’a yazdığı mektupla yardım dilendiği yıllardan, Rus askerinin günlük sivil kıyafetlerle Osmanlı Devleti törenine katıldığı yıllara nasıl gelindi?
Osmanlı Devleti’nde en önemli kural liyakat ve saygıydı. Farklı etnik unsurları 623 yıllık tarihi boyunca bünyesinde barındıran Osmanlı devleti, “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” ilkesini istisnai dönemleri çıkarırsak tam anlamıyla uygulamaya koymuş bir devletti. Temel anlatımlar ile Osmanlı devleti kısaca bu sistem ve yönetim anlayışı üzerine kurulmuştur. Buradan gelecek olduğumuz konu ise, Osmanlı geri dönüyor, Ey! Avrupa sen kimsin? Evlad-ı Fatih’an dönüyor, uyanıyor, korkun titreyin, bir gece ansızın 82 Halep, 83 Bağdat, 84 Musul, diyen sözde gazeteci, tarihçi, siyasetçi ama özde boş kabak olan insanlar. Önemli olan, Osmanlı’nın gelip gelmemesi midir? Yoksa sosyal devlet anlayışı içerisinde halkına kendini sevdiren, halkının temel ihtiyaçlarını sonuna kadar karşılayan bir devlet olman mıdır?
İsterseniz biraz Osmanlı zamanına gidelim de gerçekten günümüzde ki anlayış o büyük Osmanlı devletine benziyor mu? Gerçekten Osmanlı devleti geri mi geliyor inceleyelim. Fatih Sultan Mehmet “Constantinople” ü ( o zaman ki ismi budur) fethettiğinde 21 yaşında idi. Çağ açıp çağ kapatan Fatih o yaşta dünyanın ticaret merkezlerinden birisini ele geçiriyordu. Soruyorum sizlere, Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaştasın marşlarını dinleyen gençler ne yaptınız bu ülke için? Nereyi fethettiniz. (Günümüz fetih anlayışı olarak soruyorum bu soruyu sakın yanlış anlaşılmasın. Şayet ben fetih ve cihadı kılıçla, silahla, kafa kesmeyle tanımlayan veya idrak eden birisi değilim. Günümüz cihat anlayışı bence, herkes kendi silahı ile savaşarak olur. Türkiye Cumhuriyet’i bireyleri mesleklerinin en iyisi olarak verir bu savaşı). 21 yaşına gelmiş bireylerin ülkemizin uluslararası arenada ismini duyuracak hangi başarıları vardır. Teknoloji ve sanayi anlamında hangi ülkeyi kendimize bağımlı ve sürekli hale getirmişiz? Lütfen klasik ve artık mide bulandıran üst akıl, İngiliz oyunları, hep CIA yapıyor bunları lafları ile gelmeyiniz. İmam hatip açarken bu saydığınız bahaneler nedense hiç bir şey yapmıyor, çalarken bir şey yapmıyor, hukuku ayaklar altına alırken bir şey yapmıyor da mesele ulusal ve milli bir durum söz konusu olunca mı devreye giriyorlar. Pek ala bu tehlikeyi tamamen yok sayamayız bazı konularda, büyük devletlerin, Türkiye’nin ilerlemesini hemen kabul edeceğinden bahseden yok. Ancak tamamen bu bahane ile de yaşayamayız.
İstanbul’un fethinden sonra Fatih Ayasofya’ya giriyor, Cuma namazını kılmak için, halk orda korku ve telaş içerisinde. Çünkü kendilerine Osmanlı öyle bir anlatılmış ki, bebeklerinizi canlı canlı yerler diyen mi dersiniz, derinizi yüzüp üstüne tuz basıp güneşte ölmenizi beklerler diyen mi… Fatih herkesin mal ve can güvenliğinin güvence altında olduğunu, isteyenin istediği ibadeti yapmakta özgür olduğunu, bilim adamlarının ülkeyi terk etmemesini, tüm çalışmalarını burada yapmaya devam etmesini rica ettikten sonra, onlardan istediği tek bir teminat vardı. Osmanlı devleti bünyesinde herkes Osmanlı devletine sadık birer vatandaş olacak. Gerektiği takdirde halk devletin yardıma ihtiyaç duyduğu zamanlarda devletine en verimli şekilde hizmet edecek. Günümüze tekrar dönecek olursak, sadece son 1 yılda görevine son verilen 200 bine yakın insan var. İçinde polis, hakim, savcıdan tutun, kreşte çocuk bakıcısından, şirket çaycısına kadar aklınıza gelebilecek her kesimden insan var. Bu 200 bin insanın çoğu aynı dinde, aynı dinde olmaya da bilir. Bu insanlar aynı anda nasıl bir suç işlemiş olabilirler ki devlete ihanet etmiş olabilirler ki işlerine görevlerine son verildi? O çok övündüğünüz Osmanlı’yı örnek alanlara sesleniyorum. Bu mu sizin geri dönüyor dediğiniz Osmanlı? Ayrıca görevine son verilen bu insanlardan 2 bin 341i akademisyen…
Akşemseddin’i hepimiz biliriz değil mi? Birçoğumuz Fatih’in hocası olması münasebetiyle biliriz. Ama bilinmeyen bir yönü de onun sadece bir padişah hocası olması değildir. Akşemseddin aynı zamanda tıp alanında da kendisini geliştirmiştir. İstanbul fethedildiğinde halk Akşemseddin’i padişah zannedip gül ve çiçekler veriyor. Padişahın kendisi olmadığını ve Fatih’i gösterince, Fatih itiraz ediyor ve lütfen bu çiçekleri sizler alınız, şayet siz hocasınız, bizim üstümüzde bir bilgesiniz diyor. Aynı şekilde Yavuz Sultan Selim, Mısır seferi dönüşünde hocasının atından sıçrayan bir çamur kaftanına gelince, etraftakiler hırçın, sinirli, heybetli bir padişah olan Yavuz’un bu olaya çok sinirleneceğini, hatta hocasının kellesini bile vurdurabileceğini konuşurken Yavuz; “Alimin atının ayağından sıçrayan çamur bizim için ziynettir” demiş ve öldükten sonra da o kaftanının sandukasının üzerine örtülmesini istemiştir. Yavuz, “O kaftanı üzerime örtün” dedi, sizler bilimsel çalışmalar yapan, yurt dışında, gittiği konferanslarda ülkesini en iyi şekilde temsil eden, adaleti savunan bu akademisyenlerin cübbelerini zorla ellerinden aldınız. O cübbeler bu ülkenin namusu ve şerefidir. Zorunuza gidecek ama örnek vermeden geçemeyeceğim. Atatürk’e mebus maaşları sorulduğunda “Öğretmen maaşını geçmesin” dediğini hatırlatmak isterim. Bu ülke de eğitim ve öğretim biterse, akademisyenler yok yere ihraç edilirse, kimse bu ülkenin gençlerinden ilerde birer Fatih, Alparslan, Yavuz, Mustafa Kemal olmasını beklemesin.
Şayet sizin Osmanlı geri dönüyor sözünden kastettiğiniz, 102 çocuk yapmaktan başka bir icraatı olmayan III.Murad ise, 19 eşinden sıra buldukça yeniçerilerin istediği devlet adamlarını onlara veren III.Ahmed ise, Kıbrıs’ı tek kurşun atmadan İngilizlere bırakan Abdülhamid ise, çok doğru gerçekten Osmanlı geri dönüyor. Günümüzde Kıbrıs ve Ege adaları teker teker elden giderken, yetkililerden bir tek icraat yok. Kendisine harem kuran işadamları boy boy fotoğrafları ile orda burda afiş oluyor. İnsanlar her gün işe giderken acaba akşam iş çıkışını görebilecek miyim? Acaba patron bugün beni işten çıkaracak mı? Korkusu ile yaşıyor, devlet çalışanları tedirgin olmakla birlikte bir yanda ispiyonculuk, iftiracılık had safhada. Sizin geri geliyor dediğiniz Osmanlı bu işte….
AMA UNUTMAYIN! OSMANLI’YI İŞTE BU OLAYLAR YIKTI… HATALARI TEKRAR ETMENİN LÜZÜMÜ YOK!
Son olarak Ahmet Altan’ın 40. Oda şiirinden bir bölüm ile bitirmek istiyorum.
Ülkenizle ilgili düşüncelerinizi söylüyor musunuz?
Yoksa başınızı belaya sokmayacak kadar akıllı mısınız?
Gerçek düşüncelerinizi baş başa konuşmalara mı
saklıyorsunuz?
Açıkça konuşanları biraz aptal buluyor musunuz?

Yavuz Selim Akçakoyun

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER