Bağımsız Gazete I Bursa Haber – Bursa Haberleri – Bağımsız Haberler

Papaz, imam ve kalpak

Papaz, imam ve kalpak
13 Kasım 2017 - 13:07 'de eklendi.

PAPAZIN CÜBBESİ, İMAM SARIĞINDAN AZİZ ATATÜRK’E

Ne oluyor arkadaş?
Bu ne dönüş böyle?

Şaşırdık kaldık, hatta alt üst olduk.
Saltanatçı cephe, dört bir yandan Atatürk söylemlerine sarıldı.
Bana kendi adıma hiç inandırıcı gelmiyor.

Sosyal medya, yazılı ve görsel basında, bu şaşkınlık ve bu dönüşümün inandırıcılıktan uzak olduğu görüşleri hakim.

Herkes nelerin dönüp durduğunun farkında ve bıyık altından gülüyor.

Bir çöküşün ayak sesleri, adım adım imdat diye Anıtkabir’e koşuyor.
Ne diyelim, nafile.

Tek adam etrafındaki ekolde, şimdiler de Atatürk ve Cumhuriyet rüzgarları esmekte.

Dün de hoca efendilerinin himayelerindeydiler, artık neyi pay edemedilerse, gel gör ki hesap tutmadı. Bu tek devlet, tek millet, tek bayraklı 2023 ortak hedefinde.

Allahtan düşünüyoruz, allahtan okuyoruz, allahtan görüyor ve dile getiriyoruz olan biteni de, meydan da boş değil, meydan hiç boş değil, sen, ben ve bizler var oldukça memlekette.

Cevapsız kalan sorularımıza cevap arıyoruz.

Kimdi o iki ayyaş? Lozan nasıl bir hezimetti bir anlatılsın hele.

Elbet sormaya ve bilmeye hakkımız var ve ‘’ Aziz Atatürk ‘’ lafları hiç de inandırıcı gelmiyor bizlere.

Acaba atı alıp, Üsküdar’ı geçenlerin Anıtkabir’deki molası niye?

Bu malum demokrasi tramvayında, papaz elbisesinden imamın cübbesine, oradan da Atatürk’ün kalpağına bu U dönüş, hayra yoksa şerre mi? Ne oluyor böyle?

Soruyuz.
Ne dönüyor böyle?

KİTAP FUARI

Sevgili Dostlar,

Artık kağıdın kokmadığı, belki de mürekkebin elimizi hiç kirletmediği bir çağda yaşıyoruz.

Bu satırların bile önünüze gelme aşamasında, bir bilgisayar ekranı yardımcı oluyor bizlere.

Her ne kadar o kağıt ve mürekkep kokusunu özlesek de, durumdan yadsınmıyor, bu değişim ve gelişim sürecinin kullanıcı ve takipçileri olmaya devam ediyoruz hep birlikte.

Söz kağıt, kalem ve mürekkep olunca, yol da düşüncenin gücüne ve düşünce emekçilerinin alın terine çıkıyor. Her biri ayrı bir düşüncenin ürünü olan, okuduğumuz yazdığımız ne varsa da yoldaş oluyor bizlere.

Değerli okuyucu, bu bölümde, 4-12 Kasım 2017 tarihleri arasında gerçekleştirilen Tüyap 36. Uluslararası Kitap Fuarı hakkındaki görüşlerimi birkaç satırla da olsa paylaşmak istedim.

Her dönemde olduğu gibi yoğun bir ilgi var.

Bu yoğun ilgiyi gözlemlediğimde, insanımızın kağıda, kaleme, bilgiye duyduğu ihtiyaç ve özlemi hissettim, bu dönemde de. Ülkem, ulusum ve kendi adıma sevindirici geliyor elbette.

Pervanelerin ışığa koşması hali, bu yoğun ilgi.
Hangi düşünceden olursa olsun, dünyaya ve çevremize hangi düşünceden bakarsak bakalım, bilgiye susamışlık, kitaba ilgi ve alaka, bir çeşmeye ağzını dayayıp da kana kana su içer hallerimiz gibi.

Ne mutlu bizlere.

Yaşamın, evrenin ya da inanç dünyalarının sırlarını keşfetmek yolunda, yazar, kitap ve okuyucu üçlemesinin buluşması, el ele, kol kola ahenkli bir dans gibi geliyor gözlemleyebilene.

Koridorlarda, masa önlerinde heyecanla bilgiyi arayan gözler var.

Masaların ardında da el emeği, akıl nuru eserler.

En çok da gençler ve küçük çocukların kitaba olan arayış ve mutlulukları sevindiriyor beni.

Kimi masalın tadını, kimi ise roman ve hikayenin peşine düşmüş.

Daha da küçükleri var ki, fazladan bir boyama kitabı için kıyametler koparıyor.
11 yaşında bir kız çocuğunun elinde bir seyahatname, şaşırtıcı olduğu kadar sevindirici de.
Arkadaş onu işaret ederek ‘’ Nerede bir kitap fuarı varsa annesini kapıp getiriyor ve evine kucak dolusu kitapla dönüyor ‘’ diyor. Pek hoşuma gidiyor bu durum elbette.
Masaların dışından yürüyerek, tanıdık tanımadık yazar dostları gözlemliyorum.

Her yeni bir merhabada, her okuyucu adlarına imzaladıkları kitap sayfalarında, emeklerinin kutsal huzurunu duyuyorlar.

Sabahlara kadar uğraşılan, yazılan silinen, eklenen çıkartılan her bir kitap, dalında meyveye durmuş ve teker teker toplanıyorlar.
Kitabı yazan yorgun, kitabı basan yorgun, oralara kadar taşıyıp da, insanla bilgiyi buluşturan bu tüm emekçiler yorgun.

Gel gelelim o meyveler yerlere değil de avuç içlerine düştüğü zaman, ne yorgunluk ne de bezginlik kalıyor gördüğüm manzarada.

Yazanına, basanına ve okuyucusuna binlerce teşekkürler.

Ne mutlu bilginin kaynağı, kitabın değerini anlayana.

Haydi kitap fuarlarına, haydi kitap okumaya…

Atatürk ile kalın.
Selam ile…

Cem AYAZ
13.11.2017 01:27

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER