Bağımsız Yazarlar

8 Mart Dünya Kadınlar Günü


Bağımsız Yazarlar

Kadın hakları kavramının açık ifadesi, kadınların erkeklerle eşit olarak sosyoekonomik, siyasi ve yasal hakların tamamına sahip olmasıdır. Temel insan haklarına sahip olma yolunda günümüzde önemli kazanımlar elde edilse de halen kadın haklarının kullanımı önünde önemli engeller bulunmaktadır. Kadın hakları kavramı özellikle 19 yy’da büyük önem kazandı.
8 Mart Dünya Kadınlar Günü
1857 yılında, ABD’de dokuma işçisi kadınların daha insanca bir yaşam isteğiyle, eşitsizliğe ve ayrımcılığa, uzun ve insanlık dışı çalışma koşullarına karşı mücadeleye başladıkları 8 Mart, ilerleyen süreçte, tüm dünya kadınlarının kutladığı bir gün haline geldi. 1857’den beri dünyanın birçok ülkesinde kutlanan bu gün 1977 yılındaki Birleşmiş Milletler genel toplantısında Kadın Hakları ve Uluslararası Barış günü olarak kararlaştırılmış ve kadınların haklarının verilmesinin dünya barışını güçlendireceği kabul edildi. Böylece 8 mart Birleşmiş Milletler’e üye ülkelerde ‘Uluslararası Kadın Günü’ olarak kutlanmaya başladı.Günümüzde İş ve çalışma hayatında kadınlara yönelik negatif ayrımcılık devam etmektedir. Kadınlar dünya genelinde eğitim – öğretim hakkından yoksun veya ikinci planda bırakılmaktadır. Bir çok devletin hukuki düzenlemelerinde kadın erkek ayrımı bulunmaktadır. Özellikle miras hukuku ve medeni hukuk düzenlemelerinde kadınlara negatif ayrımcılık uygulanmaktadır. Örneğin, Dünya’daki arazilerin sadece %1’i kadınlara aittir. Yine örnek vermek gerekirse, Suudi Arabistan’da kadının araba kullanması yasaktır.
Dünyanın bir çok bölgesinde, kadınların eş seçme, evlilik, boşanma ve diğer temel medeni haklar henüz tanınmamıştır. Örneğin, İran’da çok istisnai durumlar dışında kadının boşanma hakkı bulunmamaktadır.
Kadınlara yönelik fiziki şiddet ve psikolojik baskının en çağdaş ülkelerde bile tam anlamıyla kırılamamıştır. Dünyada her 3 kadından 1’i hayatının bir döneminde şiddete maruz kalmaktadır. Türkiye’de kadına karşı şiddet oranı, gelişmiş devletlere oranla oldukça yüksektir. Özellikle varoşlarda şiddete maruz kalan kadınların oranı %97’lere kadar çıkmaktadır.
Kadın hakları ile ilgili önemli kazanımlar da elde edilmiştir. Örneğin Suudi Arabistan’da çok geç te olsa kadınlara oy hakkı (2011 yılında) verilmiştir. Bir çok ülkede kadına karşı şiddet, taciz ve tecavüzün cezaları artırılmıştır. Bu cezaların daha da caydırıcı oranda artırılması için Kadın hakları savunucuları büyük mücadele vermektedir.
Türkiye’de kadınlar 20 Mart 1930’da belediye seçimlerinde seçme hakkı kazandı. 1933 yılında Köy Kanunu’nda muhtar seçme ve köy heyetine seçilme hakkı düzenlendi. Milletvekili seçimlerinde seçme ve seçilme hakkına ise 5 Aralık1934’te yapılan anayasa değişikliğiyle kavuştular. 8 Şubat 1935’de ilk defa meclis seçimlerine katılan Türk kadınları mecliste 18 sandalye elde ettiler.
Sonuç olarak demokrasiyle yönetilen ve sosyal hukuk devleti olan her ülke; kadın haklarının korunması önündeki engelleri kaldırmakla yükümlüdür. Kadın Haklarına saygı göstermek sadece yasalarla güvence altına alınmaz. Toplumların temel insan hak ve hürriyetleri ile ilgili problem yaşamamsı için çalışmaların yoğunlaştırılması lazımdır.