Bağımsız Yazarlar

Adam olacak olan çocuk mu?


Bağımsız Yazarlar

Haydi şimdi 13 yaşınıza geri dönün.

Arkadaşlarınızı düşünün. Sohbetlerinizi, oyunlarınızı, küsmelerinizi, kızgnlıklarınzı.

Neye kızardınız mesela?

Sizi doğumgününe davet etmemesine? Size yalan söylemesine? Aşık olduğunuz kızdan hoşlanmasına? Belki size kopya vermemesine? Onun çalışkan olması, sizin bir sürü kırık dersinizin olmasına? Sizinle dalga geçmesine olabilir mi?

Hiç hatırlıyor musunuz, mesela Kürt olduğu için kızdığınızı? Lezbiyen olduğunu biliyor muydunuz? Bilseniz kızar mıydınız? Ya da mesela ülkesini çok sevdiği için, bozkurt selamı verdiği için, Ülkücü olduğu için kızdığınız oldu mu o yaşta?

O yaşlarda kirli değildik hiç birimiz. Kalıplarımız yoktu. Saçma sapan kalıpların, düşüncelerin, ezberlerin dört duvarı arasında hapis değildik kii… En çok “akşam arayacakın hani!” diyip surat asıyorduk. Ardından saklambaç oynamak için adam toplarken sırıtıp ilk o arkadaşımızı çağırıyorduk ama. Kırgınlıklarımız bile 2 oyun arası kadardı.

Sonra mezun olduk. Büyüdün dediler. Oysa bir baktık ki, büyümek dedikleri şey kirlenmekmiş.

Sen Kürtsün, sen Ülkücüsün, sen orospusun, sen zaten ibnesin, sen faşistsin, sen komünistsin, sen dincisin, sen ayyaş solcunun tekisin der olmuşuz.

Sonra bir gün Gezi’de bir ağaç kesmeye kalkmışlar. O ağacı korumaya çalışan fidanlara saldırmışlar. O gün hepimiz sadece “insan” olduk. Kürt, ülkücü, gey, travesti, komünist, sağcı, solcu, Kanarya, Cim Bom, Kartal… el ele verdik, dik durduk, boyun eğmedik.

13 -14 yaşında birer çocuktuk hepimiz. 14 yaşındakileri gömdük…

Sonra kayboldu o ruh… Yine faşist olduk, dinci olduk, orospu olduk… Ellerimizde sopalar, cadı avına çıkar olduk. Fener şikeci oldu, Cim Bom Fransız uşağı, Kartal anarşist…

İşte bu yüzden…

Bugün Liselerin çığlığı paha biçilmezdir. Hiç kimse duymak istemeyen biri kadar sağır olamaz demiş Shakespeare. Oysa bu çocuklar en sağır insana bile seslerini duyuracak şekilde bağırıyorlar. Sağırsan okuturuz, körsen duyururuz diyorlar. Geri adım atmıyorlar. Lise bahçesindeki basket potasında oynamayı bırakıp arenaya çıkıyorlar cesurca. Yobazlığa, diktatörlüğe, gericiliğe, zulme isyan ediyorlar, “hayır” diyorlar.

Yazdıkları her bir satırla Gezi ruhunu besliyor, gezi ruhunu diriltiyorlar.

Bırakın artık birbirinizin özgürlüklerine dil uzatmayı diyorlar.

Hey sen! … evet evet, sen, sosyalist arkadaşım… Heyy! sen, hayır hayır, yanındaki, şu Kurt işareti yapan… hah, al şu Fener ve Cim Bom formalı arkadaşlarını da gel, çift kale maç yapıcaz diyorlar. Top senin diye şımarma ama, markette top bol diyorlar.

Bu sese kulak verin…

Henüz kirlenmemişlerin isyanıdır.

Kirlenmelerine izin vermeyin! Kirlerinizden arının.

Yıllarca “çocuk musun sen be?”, “Çocukluk yapma” diye diye büyüttüler bizi ya hani…

İşte şimdi, biraz çocuk olun artık!