Arya sofra … !!!

Asker ocağında yemeğin, sofranın ayrı bir yeri, ayrı bir özeni vardır.

Beyaz masa örtüleri ve peçeteler, sofradaki ” masa başı ” adı verilen bir veya iki sınıf büyük kıdemli öğrencinin yemek esnasında o masayı paylaştığı, önce eğitim ve daha sonra silah arkadaşlığı birlikteliği.

Bir tahta tokmağın sesi ile herkesin ayağa kalktığı ve ” Tanrı’mıza hamdolsun, milletimiz var olsun ” sözü ile hem Tanrı’sına hem de bağrından kopup geldiği milletine şükranlarını sunduğu, birlik nöbetçi heyeti ( Nöbetçi amiri, nöbetçi subay ve astsubayı ) nin de hem iştiraki hem de gözetimi altında ” Afiyet olsun diye başlayan bir seremoni.

Seremoni benzetmesini kullandım çünkü Bahriye okullarında öğrenmiştik bu seremoninin inceliklerini.

Çatal, bıçak nasıl kullanılır ? Çorba içerken sonunda kalanı kaşık ile nasıl alınır, ekmek ısırılır ya da koparılarak mı yenir ? Hep bu sofralardaki eğitimlerden, hep ama hep eğitilerek öğrenilirdi.

Yaşıyorsa Allah uzun ömürler versin Denizaltıcı Kıdemli Başçavuş Pertev ATİK …

Aradan otuz yıl geçmesine rağmen çorbamı içerken hala aklıma gelir.
O ve onun gibi nice subay ve astsubay büyüklerimizden ne çok şey öğrendik diye düşünüyorum.

Deniz Ön Yüzbaşı Cüneyt Görencan ve yemek sonrası fıkraları.
Haklarını helal etsinler …

Hayt-huytu da gördük ve yaşadık elbette.
Denir ki, kötü örnek, örnek olmazmış hiç bir zaman.
Sonuçta bir eğitim yeri, sonuçta ana kucağı değil asker ocağı derler .

Yurdun çeşitli yörelerinden o güzel ve anlamlı üniformayı giymek, hakkıyla taşıyabilmek, onur duymak ve onurlandırmak için, tüfek tutmayı da, çatal bıçak kullanmayı da oralarda, o sıralarda öğrendik.

Yine yemeğin sonunda duyulan üç tokmak sesi ile ayağa kalkarak ” çok şükür ” lerimiz ile o seremoninin sonu gelir ve günlük vakit çizelgesinin gereğine devam edilirdi.

Millet lütfu o yemeğin hikayesi,elbette o sofrada önümüze gelene dek,hergün günü gününe, saati saatine hazır edilen,nefasetinin, hijyeninin sağlandığı ve kontrol edildiği bir döngü.

Bahriyede ikmal branşı bu işlere bakar.
Hem gemiler hem de denizin kara birliklerinde bu işlerin yoluna koyulması ikmal branşının işidir.

İaşe işleri derler adına.
Karın doyurma bildiğiniz.
Karavana yani.

Malzemenin temini, yemeğin hazırlanması, nöbetçi heyetince o günkü yemeğin birlik komutanına arz edilerek, kalori hesabı dahil yemeğin tek tek rapor edilmesi.

Komutanın da yemeğin her bir çeşidini teker teker tadarak ” Afiyet olsun ” emri.

Birlik komutanına çıkan numunenin de kırksekiz saat saklanmasının amacı,yenilen yemekten dolayı meydana gelebilecek bir gıda zehirlenmesi için kırksekiz saat numunelerinin uygun ortamda saklanarak her türlü tedbirin alınmasıdır.

Anlayacağınız, askeri bir birlikte yemeğin hazırlanışı, kontrolü ve sunumu bahsettiğim sıralı olayların sonucunda gerçekleşir ve Tanrı’sına, milletine binlerce şükürle o sofralara oturulur ve kalkılır.

Askeri okulların aşçıları, kadrolu profesyonel personel olurdu kesinlikle.

Diğer birliklere gelince, benim mesleğe başladığım 1989 ve devamı yıllarda genelde aşçıyım diyen erlerden, daha sonra da görülen ihtiyaç üzerine, uzman erbaşlardan personel teminine gidildi.

Her yenilik beraberinde kaliteyi de getirir düşüncesi ile yaklaşırsak, iyi niyetli yaklaşmış oluruz konuya.

Komik örneklerde var elbet.
Yurdum insanı,olmaz mı, olur.

” Askerde aşçıyım ” de eğitimden yırtarsın, mantığı ile gelen çok fırıncıya, pideciye rastladık !

Allahtan açıklarını, gece gemide 12-4 vardiyalarında hazırladıkları pide ile kapatmaktaydılar.
Vatan evlatlarıydı, sonuçta evlat işte !!

Bahriyede yemek saatinin adı ” Arya sofra ” dır.

Tüm memleketin alın terinden önümüze konan aşlardır arya sofranın anlamı.
Yani sofra açılmıştır manasına gelir.

Aşhanede görevi aşçılık olan Mehmetçik,yemeği hazırlar,çalan silistre düdüğü ve ardından gelen ” Arya sofra !!! ” anonsu ile pay edilirdi.
Kimi topu tüfeği, kimi kalemi pergeli, kimi de 10-12 anahtarını bırakır, koşardı o sofralara.

Dikkat edin lütfen.
Mehmetçik yemeğini hazırlar dedim.
Yaklaşık 2003 yılından bu yana, Mehmetçik artık yemeğini kendi hazırlamıyor çoğu birlikte.

Konu ile ilgili birimler, oturmuş, düşünmüş, taşınmışlar ve bu yemek olayına farklı bir çözüm üretmişler.

Artık maliyet hesabımı dersiniz, iş gücünün karımı dersiniz, olayın neresinden bakarsanız bakın bu işi de özel firmalara devretmişler.

Fabrikasyon mönüler, sunulacak yemekler ve onların listeleri, hep ama hep ticari bir bakış açısınının ürünüdür artık.

Yazık.
Çok yazık.

Cumhuriyetin ilk on yılında kendi kendini doyuran bir milletten, cumhuriyetin doksanlı yıllarına en özelinden özelleştirilen Mehmetçik yemeğine.
Yani nereden, nereye !!!

E tabi, hal böyle olunca, özel işlerin özel hesapları da olacaktır elbette.

Duyuyoruz, okuyoruz ve görüyoruz.

Askerler zehirlendi.
Askerler yemekten sonra hastanelere kaldırıldı.
Ne yazıktır ki ve bir o kadar da acı, Mehmetçik sofralarda şehit olmaktadır, günler o günler.

Emperyalizm, bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler diyerek TSK’nın namlusunu yere, başını kuma gömdürürken, kapitalizm de tayınından pay kapmak için sofrasının dibinde.

Sonuç mu ?
Burası dünyanın bizleri kıskandığı yer,burası askerine yemek firmaları A.Ş ler tarafından mönü uzatılan memleket,burası Türkiye.

Şehadetin yolu, ya hendek önünde ya da ” Arya sofra ” anonsu ile oturtulan ve kaşığı da, çatalı da, çeşidi de özel mi özel yemek mönülerinde.

Soruyorum.
Allah bu vatanı, bizleri ve evlatlarını sakınsın da, top yekün bir savaş haline girsek cephede Burger King mi yedireceksiniz Mehmetçiğe … ?

Arya sofranın tadı, tüm asker ocağında aşhaneden gelen kuru fasulyenin kokusundadır, özelmiş, mözelmiş yok öyle.

Arya sofra !
Arya sofra !

Tanrımıza hamd olsun, milletimiz var olsun !!!

Ve ” Çok şükür ” sözündedir derinliği,millet nafakasının anlamını bilene.

Atatürk ile kalın.
Selam ile …

Cem Ayaz
Bağımsız Gazete
22.6.2017

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Boyacı Ustası