Gündem

Başın sağolsun aşk


Gündem

Meliha teyze dün gece ölmüştü. Evin içinde derin bir sessizlik vardı sadece arada sırada taziye için gelenlerin kapıyı açıp kapatma sesleri geliyordu. Meliha teyzenin bir tane oğlundan başka kimsesi yoktu. Ahmetti ismi. Ahmet’inde annesinden başka kimsesi yoktu. Babasını trafik kazasında kaybetmişti. Ne trafik kazasıydı ama haberlerde tekrar tekrar gösterilmişti. Ahmet ve annesi de kazayı sanki […]



Meliha teyze dün gece ölmüştü. Evin içinde derin bir sessizlik vardı sadece arada sırada taziye için gelenlerin kapıyı açıp kapatma sesleri geliyordu. Meliha teyzenin bir tane oğlundan başka kimsesi yoktu. Ahmetti ismi. Ahmet’inde annesinden başka kimsesi yoktu. Babasını trafik kazasında kaybetmişti. Ne trafik kazasıydı ama haberlerde tekrar tekrar gösterilmişti. Ahmet ve annesi de kazayı sanki başkası yapmış gibi izlemişti bir iki kere. Televizyonu kapattıklarında anlıyorlardı ki babaları yoktu. Bu uyandıktan sonraki yokluk hissine benziyordu. Meliha uyandıktan sonra kocası yeni ölmüş gibi acı çekiyordu, buna alışması çok zor oldu. Alıştı mı sahi? Alışmadan mı öldü? Kocasının yokluk birikintileri öldürdü belki de ? Ama o ölürken Ahmet’in elini tuttu ve ”Zamanım geldi sadece” dedi. Ve ekledi ”Üzme o kızı”.
O kız masaya yakın bir sandalyeye oturmuş, hıçkıra hıçkıra ağlıyordu. Taziyeye gelen insanlarda ”ah zavallım ne kadar çok üzülmüş Melihan’ın ölümüne demekki çok seviyormuş” diye iç geçiriyorlardı. Ama Derya’nın düşündüğü Meliha teyze değildi tamam seviyordu Meliha’yı fakat Derya’nın kendine ait başka sıkıntıları daha ağır basıyordu. 28 yaşına gelmiş atanamamıştı ve hala eve bağımlı yaşıyordu. Sağlık sorunları vardı ve bu genç yaşta başlamasına bile sinir oluyordu. Bir insanın bu yaşta nasıl sağlık sorunları olabilirdi? Psikolojik sorunlarına ne demeliydi? Burada ne işi vardı? Buraya gelmemeliydi. Ama çok üşüyen insan yanmayı göze alabilirdi gayet. Derya yanmayı göze almıştı ama Ahmet’i görünce ” başımız sağolsun.” diyebildi. Demek istediği başka şeyler vardı ama ortam bunu gerektirirdi. Ortam neyi gerektirirse bunu yapmamız gerekirdi küçüklükten beri misafirlere hoşgeldin de kızım, teşekkür et kızım şöyle davran kızım böyle yap kızım. Ortam ortam…
Derya aşıktı. Meliha teyzenin oğlu Ahmet’e. İki hafta önce ayrılmışlardı. Ayrılmayı Ahmet istemişti. Derya’da telif haklarının acısını kendisine alarak ayrılığı kabul etmişti. Şimdi ise kendine kızıyordu çünkü ağlamasını bir türlü kesemiyordu. Kamuflajı ise Meliha teyzenin ölümüydü zira kimse Ahmet için ağladığını anlayamazdı. Ahmet anlardı, anladı ”Neden geldi sanki” diye içinden fazlasıyla geçirdi. Çok rahatsız olmuştu. Ona ihtiyacı yoktu hanı? Hep öyle düşünürdü fakat babası yaşarken babasına da ihtiyacı olmadığını düşünürdü şimdi ise ne kadar pişman babası olsa neleri vermezdi. Derya’yı görünce de bu sebebten dolayı rahatsız hissetti kendini. Kabul edemiyordu ama o da Derya’yı seviyordu. Ah şu inat…
Derya’nın omuzuna bir el dokundu. Derya’nın hıçkırıkları kesildi. Elin sahibini görmeden tanıdı. Hissetti. Etrafına baktı on yaşında bir çocuktan başka kimse kalmamıştı. Çocuğun kalma sebebi ise ağlayan Derya’ya bakmaktı. Hayatında bu kadar uzun süre ağlayan birini görmemişti ne de olsa. Annesi babasından dayak yediği zaman ağlardı ama bu kadar uzun sürmezdiki.
”Ağlama artık.”
Şimdi Ahmet’in elleriyle Derya’nın elleri birbirine karışmıştı. Derya elini çekmedi oysa hayallerinde hep çekiyordu. Eğer gelirse reddederim diyordu, ağzıma gelenleri söylerim diyordu. Bunların hiçbirini yapamadı. Bir el teması bunu yapamazdı bu işte başka bir sihir vardı. ”Ağlamıyorum” dedi küçük erkek çocuğunun gözlerinin içine bakarak sanki ona meydan okuyordu. Seyir bitti çocuk der gibi. Çocuğun artık hiçbir şey umrunda değildi ağlama kesilmişti anne ve babasından dolayı biraz sonra ne olabileceğini kestirebiliyordu oyuncak ayısını eline aldı sallana sallana çıktı…Derya bu çıkışla irkildi. Düşlediğinin parolası çıkıştı. Ahmet gelecekti kendisi çıkacaktı. Kısasa kısastı. Aynı acıyı Ahmet’inde çekmesi gerekti. Ellerini çekti. Birden ayağa kalktı. Ahmet’in gözlerinin içine baktı fakat çok bakmaması gerektiğini kendiside biliyordu çünkü gözlerinin sihri daha etkileyiciydi.” Tekrar başımız sağ olsun Ahmet” dedi. Küçük çocuk gibi eli kalbinde sallana sallana çıktı. Ahmet’in şimdi gerçekten hiç kimsesi kalmamıştı arkasından gitmeyecek kadar inattı fakat şu an küçük çocuğun elindeki oyuncak ayıya bile ihtiyacı vardı..Ah şu inat…