YAŞAM

BEDEN VE SPORA GENEL BAKIŞ AÇISI


YAŞAM

“Bedenimize gerekli önemi vermediysek onu yapmayan biziz…



Onun için hemen şimdi, başlayabiliriz!” Çalışmalarımızda ana felsefemiz aklı çokça irdeleriz. Oysa bedenimizle bağlantısı da önemlidir.

Kendimizi tanımak akılla, duyularımızla ve bedenimizle başlar. Bedenimizi tanımadan onunla bütünleşmemiz de mümkün değildir. Bu yüzden bedenimizi anatomik, fizyolojik, biyolojik ve ruhsal açılardan iyi tanımamız gerekir. Buna giden yolun bir bölümü spor, beslenme, bedensel egzersizlerden geçer. Genelde vücudumuzu ve organlarımızı, orada bir sorun çıkmadan algılayamıyoruz…

Proportion (Proporsiyon-Estetik uygunluk)


Konumuzdaki anlamıyla, insanların vücut oranlarının birbirine uygunluğudur. Bu konudaki ilk bilgiler İ.Ö. 3000 yıllarına kadar dayanır. Mısır’da Memphis Piramitlerinde bu konu ile ilgili araştırmalara rastlanır. Daha sonra bilim adamları, sanatçılar, filozoflar insanların vücut oranları ve estetikleri ile ilgilenmişlerdir.

Beden tarih boyunca değişken bir sembol olmuş ve içerdiği fiziksel durumla birlikte verilecek mesajın iletimine katkı veren obje durumunu yansıtmıştır. İnsanlık tarihinde klasik dönem Yunan heykelleri, beden estetiğinin ilk normsal sanat yapıtları olarak kabul edilir. Bunlar mitolojik imgelerin de simgeleridir. Prometheus’un sıkılı yumruğu havaya kaldıran eseri insanlığa ateşi taşıyan ve yasak olana karşı çıkan gücün simgesidir. Venüs (Afrodit) dayanılmaz dişi güzelliğin erotik simgesidir. İ.Ö.5. Yüzyılda heykeltıraş Polykleitos, Doryphoros adlı cirit tutan bir sporcu heykeli yapmış ve bu heykeldeki estetik ve proporsiyonu, Canon-Kanun adlı bir kitapta açıklamıştır.

Sporun güzellik yönü açısından; güzellik kişiden kişiye ve devirden devire değişebilen izafi bir konu. Ancak eski çağlarda bile Myran’ın disk atan Diskabol’ü, Michelancela’nın Davit’i, kadınlarda ise Praksiteles’in Afroditleri, Milo’nun Venüs’ü gibi ünlü sanat eserlerinde güzellik ve estetik, sporcu vücut örneklerinde simgelenmiş. Atena, Antik Yunan Tanrıça kadın figüründe; sanat, akıl, barış, strateji ve yüksek iktidarı sembolize eden dişil bir simge olmuşlardır. Bunlardan başka her biri sanat harikası daha niceleri…

Aslında bütün bu yapıtlar mitolojik dünya tarihinin yansımalarıdır.

Homeros, İ.Ö. güzel vücut, örnek davranışlar, asil bir ruh, parlak bir zekâ, kültür ve bilgi olarak “İdeal İnsan” kavramını işlemiştir. Hegel ise, estetik ve proporsiyonu “Sanat Felsefesi” olarak incelemiştir.

L. D. Vİnci’nin belirttiği gibi “Bir sanatçının veya beden temelli estetik bir eylemle uğraşan bir kişinin insan bedeninin içyapılarını bilmesi mutlak bir yükümlülüktür.”

Hepimizin aslında ayni gen denizinden geldiğini ve bedensel farklılıklarımızı yaratan ana etmenlerin adaptasyon isimli mükemmel değişim mekaniğinin bir sonucu olduğunu biliyoruz. Bugün yıldız tozlarının çocukları tüm saldırgan dürtülerine rağmen aydınlanmanın şafağında bekliyorlar, gecenin en karanlık zamanının şafaktan az önce olduğunu bilerek.
Akıl, ruh ve beden bütünlüğünün dengesi

Buradaki konumuz açısından; akıl, ruh ve beden bir bütündür. Bunların her üçünü de sanat gibi eğitmek, dengelemek ve geliştirmek, ideal insanın en önemli hedefi olmalıdır. (Burada zikrettiğimiz ruh dinsel açıdan ölümsüzlük içeren mistik anlamda olmayıp insanın manevi dünyasını kastetmektedir!.) Alman yazar ve filozofu Thomas Mann’in “Değişen Kafalar” isimli efsane hikâyesinde konu ettiği gibi, insanlar kendilerinden çok, ilişkide oldukları insanlarda bu bütünlüğü arar ve eleştirir.

Hikayede; “Hindistan’daki bir köyde yaşayan, hikâyedeki kız da gönlünü biri çok zeki, bilgili fakat şişman ve hantal olan zengin gençle, diğeri yaşamını odun kırıp ağır işler yaparak kazanan bilgisiz, fakat çok gelişmiş kaslı ve güzel vücutlu gence kaptırır… İlahlardan, zeki ve bilgili kafanın kaslı ve güzel vücuda yerleştirilerek değiştirilmesini ister… Kızın isteği kabul olunur. Kız çok mutlu olur. Ona göre ideal insan oluşmuştur…

Ancak geçen zamanda değişen kafalardaki vücutlar da tekrar değişerek aslına dönmeye başlayınca, kız büyük bir hayal kırıklığına uğrar!..” Bu kıssadan hisse hikâyede olduğu gibi genelde güzel vücutta akıl ve duygu yoksa veya akıl ve duygu olan insanda giderilebilecek vücut kusurları ihmal edilmişse, gerek erkek, gerekse kadın, diğer cinsinde, bunların hepsini birleştirebilmiş ideal insan arayışını ve fantezilerini sürdürecektir.

Akıl, ruh, beden ve bunların her biri yekdiğerini etkilemekte ve etkilenmektedir. Bu yüzden hepsini ayrı ayrı geliştirerek dengeyi sağladıkça, kişi ideal bedeniyle de bütünleşir ve gelişir.

Günümüzde amatör ve profesyonel sporlar artık; “Bir zeytin veya defne dalı uğuna harcanan masum çabaları” çoktan geride bırakıp, amansız bir savaşa dönüştü. Bir başka açıdan, bazı spor dalları, ekonomik, milliyetçi, dinci, saldırgan görüşlü toplulukların desteğinde, bir güç gösterme ideolojisi olarak yapılıyor. F. Ludwing Janhn ve spor tarihçisi Hoch, çok sayıda insanın, spor yapmadan tribünlerde bağırmasını, gündemdeki ana meselelerden koparak, toplumsal deşarj olarak görüyor.

Ödül almak için yapılan amansız mücadelede, ana amacı sağlık olan spor; doping ve birçok zararlı şeylerle sağlığa zararlı ve kirli bir oyuna dönüşüyor.

Spor salonlarında ise çoğu kişinin bilinçsizce ve hırsla kendilerini hırpaladıklarını, zararlı diyetlerle tükettiklerini görmekteyim. Esasında bizi spora iten şey, ondan alacağımız zevkten çok, ondan elde edeceğimiz sağlıklı sonuca endeksli olmalıdır.


Bilim adamları, spor ve sağlık kuruluşları çalışmalarını sürdürerek, insan sağlığı için sportif faaliyetlerin yararlarını, bu yararlardan en iyi ve doğru şekilde nasıl faydalanılabileceğini belirlemeye çalışıyorlar.