Analiz

Belgesel izlemeyi sever misiniz ?


Analiz
Cem Ayaz
Yazar : Cem Ayaz

Cem Ayaz
Yazar : Cem Ayaz

Belgesel izlemeyi sever misiniz ?

O ilahi varlığın şifrelerini çözmek için, bilim insanlarının verdiği mücadeleyi ?

Bilim dalları kaça ayrılır diye bir soru gelirse eğer aklımıza, her geçen gün bu dalların yeni yeni filizleri ortaya çıksa da, genel olarak dört başlık altında ifade edebiliriz.

Sosyal bilimler :

İnsanları ve insan topluluklarını inceleyen bilim kategorisidir.

Doğal bilimler :

Yaşamı, doğayı, dünyayı ve evreni inceleyen bilim kategorisidir.

Matematik ve Bilgisayar Bilimleri :

Sayısal, matematiksel bilim kategorisi (Matematik-Mantık-Bilgisayar Bilimleri vs..)

Uygulamalı Bilimler :

Uygulamaya yönelik bilim kategorisidir. (Mühendislik ve Tıp bilimleri kategorisi)

Sosyal bilimler, insan yaşamının birbirleri ile olan davranışsal evrimini, doğal bilimler ise doğa ve üzerinde yaşayan bütün varlıkların bulmacasını çözmeye çalışıyor.

Matematik ve sayısal bilimler ile uygulamalı bilimler ise, etrafımızda yaşadığımız örnekleri ile gözlerimizin önündedir.
Okumuş olduğunuz ekran dahil, bu satırların harflerine kadar, adım attığımız yollardan, barındığımız konutlara, oradan da nefes alıp verişimizi değerlendirmeye yarayan steteskopa kadar hayatımızın içindedir…

Burada, televizyon kanallarında izlediğimiz belge niteliğinde olan bilimsel çalışmaların, insan yaşamına neler kattığı ve nasıl aydınlattığı konusunu dikkatinize sunmak isterim.
Örnek vermek gerekirse, doğal bilimler ile ateşi bulan insan, sonrasında da sayısal ve uygulamalı bilimler ile, o ateşin bir başka insanın canını yakmasını buldu.

Ateş bir örnek elbette.
Atom bombası da bu örneklerin en kötüsü olsa gerek.

Doğa bilimi, ateşi kimyasal açıdan incelerken, sosyal bilimler de o insanın canını yakan ateşi, kendi açısından inceler.

Sosyal bilimlere, bir toplum bilimi de desek yanlış ifade etmiş olmayız.

İnsanoğlu, kendi serüveni içerisinde cesitli yöntemlerle, konuşma, resmetme, yazma gibi, kendini bir başka kişiye, bir topluluğa ve diğer canlılara, yani evrene ifade eder.
Bu iletişim zincirinin içerisinde yerini alır.
İletişim bilimidir bu.

Cebimizdeki olan ya da olmayan para, ekonomi biliminin işidir.

Anne karnında başlayan eğitimimiz, dünyaya geldiğimiz andan itibaren anlık süreçler ile son anımıza kadar sürüyorsa, bu da eğitim bilimlerinin işidir.

Coğrafya, Tarih, Dil Bilimi, Siyaset Bilimi, Psikoloji, Arkeoloji, Hukuk, İşletme, Sanat ve Sanat Tarihi, Felsefe, Sosyoloji uğraşılarının tamamı, bir kaç sorunun cevabı peşindedir.

Kim ?
Nerede ?
Ne zaman ?
Nasıl?
Neden ?

Yazının başında, belgesel izlemeyi sever misiniz diye bir soru yöneltmiştim.

Bu girizgâh ve gelişme cümlelerinden sonra, 90 yıllık modern Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve insanlarının şu an ki hallerini, uğraşılarını, sosyal sorunlarını ve mücadelesini gözlerinizin önüne getirin lütfen.

Karnını doyurma mücadelesi bir yana, sosyal ve siyasal iç hesaplaşmaları hızını arttırarak devam ediyor.

Eloğlu derler ya hani, işte o elin oğlu yaşamın şifrelerini çözme gayretinde iken, bizde durum maalesef böyle.

İşte bu nedenledir ki, her belgesel izlediğimde bu belgelere imzasını atanların bizim insanımız olmasını düşlerim.

Bizde de insanlığa hizmet etmiş, bilim insanları muhakkak ki vardır elbet !

Sevgili dost,
o belgeselleri, kıskanma ve utanma duygusu ile izlediğimizde, keşke biz yapsaydık, keşke biz bulsaydık diyor muyuz kendi kendimize ?
En azından bunu diyebiliyorsak gelişme mümkün, ne mutlu bize.

Yoksa bu gidişle, bu ümmi eğitimle, elin oğlu Mars’taki H2O yu içmeye, bizde ise o suyla abdest alınır mı derslerine !!

Haydi bilimin ışığına ve bilim egemen düşünce sistemi ile yeni belge ve belgesellere isimlerimizi vermeye .

Cihadla degil,cumhuriyet değerleri eğitimi ile elbette …

Atatürk ile kalın.
Selam ile …

Cem AYAZ

Bağımsız Gazete

20.8.2017