Bir oyuncak hikayesi …

Hatırlar mısınız ?

Bez bebeklerimiz vardı,
telden arabalarımız,
topaçlarımız,
gazoz kapaklarından
oyuncaklarımız.

Çocuk dünyamızın arkadaşları,
elimizden düşürmediğimiz.

Oyuncaklarla büyüdük hepimiz.

Büyüdük,
oyunlar bitti,
roller ve oyun değişti doğal olarak.

Oyun değişti de,
olanı, biteni,
yaşadık ve gördükçe
şimdilerde,
bir oyunun içindeki
oyuncak olduğumuzu fark edemedik.

Fark edenler de vardır elbet.
Endişelenen
ve kendine dert tasa edinen.

Ben de, ben de dediğinizi
duyar gibi oluyorum.

Birileri öyle oynuyor ki
her şeyimizle
ve öyle oyuncak etmiş ki bizleri,
ne yazık ki bir diğerleri de bilerek, bilmeyerek ya
şakşakçısı, ya aynı oyunun
içinde.
Kafamızın üstüne düşen bombalardan,
yol ortasında kendini patlatanlardan,
nereye baksan kan,
nereye baksan gözyaşı ve dram.
Kırıldı, kırılacak bu oyuncak.

Oynuyorlar bizlerle !!!

Aklımızla mesela,
gözümüzün içine baka baka,
maskelerinin altından gülüşleri,
göstere göstere oynuyorlar.

Ölenler bir oyuncak,
kalanlar bir oyuncak.
Soyulanlar, vurulanlar,
ayak altına alınanlar bir oyuncak.

Oyunu bize kurdurup,
oyunda bizi bize kırdırıp,
oynuyorlar.

Mışız gibi sanıyoruz
kendimizi bu oyunda,
mişler gibiyizdir aslında.

Yurtsevermişiz,
ulusalcıymışız,
kararlıymışız ve mücadeleci,
vefalıymışız.

Bir araya gelemedikten sonra
var mıdır bir anlamı
mışız olmaktan başka ?

Oyunu kuran,
kuralı da koymuş aslında.
Böl, parçala ve yönet tadında
bu istikrarlı oyunda.

Bir anda havaya kalkmazsa sıkılı yumruklar
ve birlikte söylenmezse kardeşlik türküleri
birliğe ve beraberliğe dair,
sonu bellidir oyunun
istikrarın zaferi olacaktır eninde sonunda.

Şairin dediği gibi dostlar,

” Üç beş hergelenin elinde oyuncak olmuş ya memleket “

Memleket oyuncak,
bizler oyuncak,
bu bir oyuncak hikayesidir,
ha kırıldı, ha kırılacak …

Atatürk ile kalın.
Selam ile …

Cem AYAZ
Bağımsız Gazete
01.07.2017

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Boyacı Ustası