Bağımsız Yazarlar

Bize düşen görev,yola düşmek ve yola koyulmak … !


Bağımsız Yazarlar

Biz bu tiyatroyu daha önce de izlemiştik …

12 Eylül öncesini.
İlkokul öğrencisiyim,hatırlıyorum.
Okula stajyer öğretmenler gelmişti bir süre.Dersin son onbeş dakikası Polyana saatiydi.

Sınıftan bir öğrenci bir iki paragraf okuyor,sonra öğretmenimiz bu paragraflar hakkında düşüncelerimizi anlatmamızı istiyordu .

Sıra bana geldiğinde,öğretmenimiz ve stajyer öğretmenin pür dikkat beni dinlediğini fark edecektim.

Söz bendeydi.
Ağzımdan şu cümleler çıkmıştı bir çırpıda :

” Polyana’da bir tuhaflık var.Bir insanın içinde bulunduğu olumlu ya da olumsuz durumlara karşı vermesi gereken tepkileri vermiyor.Bu kız problemli olabilir mi öğretmenim ? “

Öğretmenim Nesrin hanım ve stajyer Hakan öğretmen daha bir dikkat kesildi.

Devam ettim .
” Öğretmenim ,sanırım Polyana gibi herşeyi olumlu karşılamamız,sadece olumlu taraflarını görmemiz gerçekçi değil “

Kendi yorumlarımı kelimesi kelimesini,sıra arkadaşlarımın bana gülüşmesini ve Deniz Gezmiş bıyıklı o stajyer öğretmenin bana bakışını hatırlarken Nesrin öğretmenimin cevabını maalesef tam olarak hatırlayamıyorum bugün,bir de aklımda kalan çalan zildi aniden.

Abiler ve ablaların sokakta,kavgada ve çatışmada olduğu günlerdi o günler .
Duyuyorduk.
Hatta okul dönüşü bir çatışmanın arasında kalıp korkudan ne yapacağımı bilememiştim.

Sağcılar,solcuları,solcular sağcıları,vuruyor,dövüyor ve öldürüyordu.
Çocuktuk anlamıyor fakat korkuyu içimizde yaşıyorduk .

Derken bir 12 Eylül sabahı asker abiler her tarafı sardı ve bıçak gibi kesildi kavgalar ve ölümler.

Çocuktuk sevindik elbet.
Oysa beşiğimizi sallayanın bizim eller olmadığını çok sonraları anladık.
Büyüyünce,adam ya da kadın olunca türlü türlü hikayeler çıktı bu bizi bizle dövüştürenlerden.

Bugünleri yaşayınca,haller yine o haller …

Sevgili dost,
bu girişi yapmamın amacı dün olduğu gibi bu gün de çocuklarımızın beşiğini bizdenmiş gibi görünen fakat bizden olmayan bir elin salladığı gerçeğidir .

Harun gibi geldiler diye diye Karun’ların en ön sıralarında saf tutanlar ve bu Karun’lara secde edenler,” Başkanlık gelmezse terör bitmez ” diyemiyorlar da açık açık ancak ” EVET ” derseniz biter diye bir mesaj veriyorlar.

Polyana’cılar mutlu olabilir de bu şantaja,ya bizler gibi Polyana’ya kafa tutanlar ?

Yazının başında söylemiştik.
Biz bu tiyatroyu daha önce de yaşadık.
Oyun aynı oyun.
Tenceredeki kurbağayı ısıtıyorlar.
Bazıları da ne yazık ki Polyana kafasında yaşamaya devam edip,okunmuş şerbetlerini yudumluyorlar .

O gün,bir ilkokul çoçuğunun Polyana’ya kafa tutması neyse , bugün de aynı eylem ve söylemle karşı duruyorum.
Karşı duruyoruz !

” 400 verin bu iş huzur içinde çözülsün ” diyen takunya zihniyeti,bugün de başkanlığı verin terör bitsin tehdidine başvuruyorlar.

400’ü alamayınca,fiili durumlar yaratıp,durumlarına göre yol,yöntem ve yasa çıkarma kavgasındalar.

Boğazlarına kadar pisliğe batmışlar.
Kaos,şiddet,kan ve gözyaşlarından beslenip,varolabilmek,var kalabilmek adına Türk milletinin sandıkla arkadan dolanıyorlar.

Yetkisizler,kanunsuz ve hukuksuzlar.Biz yaparız olur anlayışındalar.
Tehdit,şantaj,hesap üstüne yaptıkları hesaplarıyla,can derdinde cumhuriyet ve Türk Milleti ile bir hesaplaşmadalar.

Bize düşen görev ise ;

bu oyunu bozma yolunda,dağ taş,köşe bucak Polyana’lara ve tencerenin içinde ısıtılan kurbağalara ulaşıp #HAYIR lı mücadelemizi anlatmak .

Bir #HAYIR’ı üçe beşe katlamak !

#HAYIR’lı yarınlar için,övünerek,güvenerek ve çalışarak mücadelenin içinde olmak .

Yola düşmek,yola koyulmak.

Selam ve #HAYIR ile ….