Yazı İçi Başlık Üstü Reklam Alanı

Bursa’da referandum çalışması başladı: “Sokaklara iniyoruz”

Yazı İçi Başlık Altı Reklam Alanı
 Bursa’da referandum çalışması başladı: “Sokaklara iniyoruz”
Yazı İçi Makale Üstü Reklam Alanı

Erdal Orhan – Referandum kampanyası erken başladı. Kimse yeni düzenlemelerin ne getirip ne götüreceğini konuşmuyor. Propaganda daha çok ön yargılar, farklı kutuplar üzerinden toplumu etkilemek üzerinden yapılıyor. Demokrat Parti ise bu düzlemde kendine farklı bir yöntem geliştirdi. İl başkanlığı Bursa’da izlenecek yol ile ilgili olarak diğer, -Hayır- kampanyası yapacak olan parti teşkilatları ile işbirliği yerine kendi teşkilatları ve öz kaynakları ile kampanya yürütecek. İl başkanı Ali Biliz, neden partinin tek başına bu şekilde karar aldığı sorusuna verdiği cevap manidar oldu. Biliz “ Cumhuriyet tarihinde darbeler ve baskılar nedeni ile yolu defalarla kesilmiş, Demokrasi ve Bağısızlık yolunda, bir Başbakan ve iki Bakanını Şehit vermiş, buna rağmen Türkiye sevdasından vazgeçmeyerek ülkeye çok önemli kazanımlar kazandıran bir partinin neferi olarak diğer partilerin düzenleyeceği kampanyalara saygımız olmakla beraber onlarla bu referandum sürecinde aynı fotoğraf karesinde olmayacağız. Söz gelimi, AKP, evet taraftarları milliyetçi seçmeni etkilemek için, hayırcıları HDP ile aynı safta olmakla suçlayarak etkilemeye çalışıyorlar. Sayın Bahçeli ve çevresi de HDP karşıtlığı üzerinden evet üretmeye çalışıyor.Bu propaganda bilgi ile çok fazla alakası olmayanlar üzerinde etkili olabilir. Ama bu söylemin gerçeği yansıtmadığı da açık. Uzağa gitmeye gerek yok, 2010 referandumunda -MHP’de HDP’de hayır cephesindeydi. Sayın Bahçeli -hayırcılarla- aynı safta olmaktan gocunmadı. Çünkü başkaları ile beraber bir şeye karşı olmak,onlarla aynı düşünceleri taşımak anlamına gelmiyor. MHP seçmeni HDP’ye kutup yıldızı kadar uzak. Kimse aynı düzenlemeye benzer tepkiler vermeyi özdeşleşme olarak görmedi. Doğrusu da buydu.” Dedi

AKP-MHP-CHP-HDP HEPSİ’DE AYNI!

İçerik Sayfası Reklam Alanı
 

Sözlerine devam eden Biliz “Ardından 2013’de ülkenin iskeletini parçalayan çözüm süreci geldi. Bu defa HDP ile AKP aynı saftaydı. İki parti de çözüm sürecinden yanaydı ama iki partinin de gerekçeleri farklıydı. HDP bu sürecin önlerini açacağını, önce Özerklik ardından bağımsızlık getireceğini düşündü. AKP’de muhtemelen bazı tavizler vererek-ki bunların hepsi bir ülkenin birliğine vurulmuş ölümcül darbelerdi- terörün duracağını sandı. 15 Haziran 2015’de PKK saldırılarına kaldığı yerden devam edince ortada barış marış kalmadı. Hatasını anlayan AKP milliyetçi bir çizgiye döndü. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde MHP,CHP ile aynı adayı destekledi. Bu defa iki parti bir safta diğerleri kendi saflarında seçime girdiler. Demek ki karşıtlıklar üzerinden doğruyu bulabilmek mümkün değil. Her önemli düzenlemede partiler farklı pozisyonlarda yer aldılar. Bazen AKP ile HDP aynı noktada buluştu, Bazen MHP ile CHP veya HDP aynı düzenlemelere benzer tepkiler verdiler. Eğer, HDP üzerinden bir eleştiri ve yol belirlemesi yapılacaksa yolu ve çizgisi HDP ile en çok kesişen parti AKP. İki parti de ulus devlete karşı. İki parti de rahatlıkla Kürdistan ifadesini kullanıyor. Cumhurbaşkanının Osmanlı’da da Lazistan,Kürdistan vardı ifadelerini unutmamak lazım. Keza, başkanlık sistemi ile ilgili geçmişte söylediği,” eyalet sistemi Başkanlık sisteminin olmazsa olmazlarındandır,” sözünü de unutmamalıyız. Bu tam da HDP’nin istediği bir şey.Eyaletleşme bugün ayn-el Arap’da,Afrin’de,Kamışlı’da yaptıklarının Türkiye’de yapılmasıdır. HDP’de Anayasa’nın ilk 4 maddesinin değişmesini istiyor,AKP’de. Nitekim başkanlık sistemi ile ilgili görüşmelerde AKP sözcüsü bunu açık açık söyledi. Üstelik HDP-İmralı görüşmelerinde Öcalan’ın ” Başkanlık sistemini destekleyebiliriz,” şeklinde beyanları var. Bunları unutmadık, notlarımızı aldık.” dedi

KİM,KİM’E DUM DUM’A

Kamuoyu yoklamalarına da sözü getiren Biliz “Aslında yapılan kamuoyu araştırmalarında -evetçi-seçmenin neye evet dediğini bilmediğini, tercihini belirleyen şeyin partisi ve Erdoğan olduğunu gösteriyor. Aynı seçmene Erdoğan’ın yerine A.Necdet Sezer olsaydı yine evet der miydiniz diye sorulduğunda tavrı değişiyor. Benzer durum bazı –hayırcılar- için de geçerli, Erdoğan’ın yerinde Sezer olsaydı tavrınız ne olurdu sorusuna bir çok hayırcının evet olurdu diyeceğini düşünüyorum.Hayati konularda ki tercihlerin böyle karşıtlıklar üzerinden belirlendiği bir ülkede hiç bir düzenlemenin -fayda/zarar -yönünden irdelemesi yapılamaz. Başkanlık sisteminin uygulandığı başka ülkeler de var. Bunlardan ABD hariç hiç biri iflah olmadı. Latin Amerika devletleri darbelerden,diktatörlüklerden yeni yeni kurtuluyor. Yine bir çok Başkanlık sisteminde Başkanın veto yetkisi sınırlandırılmıştır. Başkanın veto ettiği bir yasayı meclisin geri göndermesi için salt çoğunluk yeterlidir. Başkanın yasayı onaylamakta direnmesi halinde meclis başkanının Başkan’a rağmen yasayı yayınlama,yürürlüğe koyma yetkisi vardır. Bu Anayasa düzenlemesinde ise -yönetimin diktatörleşmesi ve kişiselleşmesini engelleyecek-bu tip düzenlemelere yer verilmemiştir. Dünyadaki örnekleri ile karşılaştırıldığında buna Başkanlık sistemi demek mümkün değildir. Bu Başkanlık adı altında Monarşiye dönüştür. Seçim ve yetkisiz yasama organı sadece bu görüntüyü örtmek için kullanılan birer dekor malzemesi haline getirilmiştir. Bu ve benzeri sebeplerden dolayı biz Demokratlar, nefesimizin yettiği noktaya kadar, tüm gücümüzle hayır,hayır,hayır. Ömrümüzün hiç döneminde koltukların eseri olmadık, olmayacağız! Vatan için,millet için, devlet için, bayrak için, hayır!” dedi.

Yazı İçi Makale Altı Reklam Alanı
Yazı İçi Benzer Yazı Altı Reklam Alanı
Yorum Yap