Yazı İçi Başlık Üstü Reklam Alanı

Buyrun solun cenazesine…

Yazı İçi Başlık Altı Reklam Alanı
 Buyrun solun cenazesine…
Yazı İçi Makale Üstü Reklam Alanı

Klasik cümleyle başlayalım: Türkiye yangın yeri…

İşçisi, emeklisi, öğrencisi, işsizi, kadını, çocuğu…

İçerik Sayfası Reklam Alanı
 

Toplumun her kesimi, her kademesi bir buhran yaşıyor.

Kimse hayatından mutlu değil, anlık gülümsemeler dışında gülen kimse yok.

Dost sohbetlerinde, kahvehane köşelerinde, beş dakikalık sohbetlere sıkışmış durumda mutluluk.

Eve döndüğünde, kendiyle baş başa kaldığında vatandaş ağlıyor.

İnsanlar evlerinde huzursuz yaşıyorlar.

Huzursuzluk, mutsuzluk dört metrekareye de sıkışmış değil.

Trafikte kendini gösteriyor: Hayatının her alanında stres altında olan vatandaş, yolda giderken sağ şeritteki adama yol vermeyerek bariyere çarpmasını sağlıyor.

Diğeri trafikte küçük bir dalgınlıkla hata mı yaptı?

Ana avrat sövüp, arabadan inip dövmek gerek.

***

Şimdi bunları niye anlatıyoruz?

Evet, memleket her yerinden dökülürken sol ne yapıyor?

Halka umut olması gereken sol, umutsuzluğu körüklüyor.

İşçiyi savunan solu, işçi sallamıyor.

Emek siyaseti yapan solu, ilk emekçiler tokatlıyor.

Memleket bu kadar kötüyken, bu ülkenin komünistleri iktidara yaklaşamıyorsa…

Evet dostlar, doğru gitmeyen bir şeyler var demektir.

***

Solun en sevdiği çalışma: bölünme!

İki komünistin çoğunlukla aynı fikirde olduğunu görmedim, olmayabilir de.

Ama benim bahsettiğim salt bir fikir ayrılığı üzerine değil.

Biri diğerini sosyal faşist olmakla suçlarken, diğeri de onu yüksek ihtimalle terörist olarak nitelendirecektir.

Biri diğerine şovenist derken, diğeri ona revizyonist diyecektir.

Kavram kullanmak bu kadar kolay mıydı?

Evet belki bu tartışmanın tarafları kavramlara benden daha çok hakimlerdi, ne bilelim…

Ama ortada bir gerçek var: halktan kopuk bir sol var.

Halksız bir devrimi mi öngörüyor bu arkadaşlar?

Eğer öyleyseler tartışmanın alemi yok.

Ama yok, ‘halk ile yapacağız’ diyorlarsa bi’ karşımıza oturup dinleyecekler!

Daha komünist kadrolar ile ortaklaşamayan bu arkadaşlar halk ile nasıl ortaklaşacaklar?

Halk kimdir?

Burjuva halktan mıdır?

Ya da faşistler.

Cahiller?

Ya şeriatçılar?

Halk dediğiniz kim efendiler?!

Solun en büyük hastalığından biri olan “ben bilirim” hastalığını aşması gerekiyor.

Size halkın seviyesine inin diyen yok, ama halkta size ayak uyduracak diye de bir şey yok.

Önce saygı duymayı öğrenin.

Karşınızdaki adamla yoldaş olmayı öğrenin.

Senden daha evrensel düşünemiyor diye sosyal faşist diye onu kırmanın, kutuplaştırmanın alemi ne?

İdeolojik tartışma ile ideolojik kavga arasındaki farkı fark etmeyip, yoldaş olmadığımız sürece kimse kendine sol demesin!

Şimdi bir kısmınız bana sosyal faşist diyin, bir kısmınız terörist.

Benim için değişen bir şey olmayacaktır.

Hayat pratiktir, günün doğa koşulları bana neyi emrediyorsa onu yaşarım.

Tavsiye ederim, siz de deneyin.

Kendinizi bir kalıba sokmak yerine ufkunuzu açık bırakın.

Saygılarımla…

NOT: Yazı teorik bir yazı tarzı ile yazılmamıştır. Bir dost sohbeti diyelim.

Yazı İçi Makale Altı Reklam Alanı
Yazı İçi Benzer Yazı Altı Reklam Alanı
Yorum Yap