Gündem

Cennet Vatanımın Güzel Kadınları


Gündem

Yobazın erkeğini anlıyorum. Yobazın erkeği rahat. Deyim yerindeyse tuzu kuru. Dünya yansa bir kalbur samanı yanmaz. Kuşak şalvara denk, adam bir yerleriyle trampet çalıyor. En az 4 hatunla evlenebilir. İstediği şekilde hareket edebilir. Cüppe giyip tespih çekebilir. Sarık takıp fetva verebilir. İsterse slip mayo giyinerek denize bile girebilir. Ölen babanın mirasından kız kardeşi “Bir” alacaksa […]



Yobazın erkeğini anlıyorum.
Yobazın erkeği rahat. Deyim yerindeyse tuzu kuru. Dünya yansa bir kalbur samanı yanmaz. Kuşak şalvara denk, adam bir yerleriyle trampet çalıyor. En az 4 hatunla evlenebilir. İstediği şekilde hareket edebilir. Cüppe giyip tespih çekebilir. Sarık takıp fetva verebilir. İsterse slip mayo giyinerek denize bile girebilir.
Ölen babanın mirasından kız kardeşi “Bir” alacaksa o “İki” alır. Hukuk önünde şahitliği bile iki kadının şahitliğine denk kabul edilir. Beyefendi bir Kral. Beyefendi bir Emir.
Derler ya “bu dünyada işi iş.”
Eğer hasbelkader Murdar bir şekilde geberecek olursa, altından ırmaklar akan nehirlerinde ipek giysiler giyinmiş, ellerinde içki kadehleri ile onu bekleyen hurilerlerin varlığına inanır. Ona göre cennet birinci sınıf bir kerhane, Tanrı ise dünyadaki abazanlığın ödülü olarak kadını ikram eden kutsal bir varlık.

Ama yobazın dişisini bir türlü anlayamıyorum. Tüm olasıları gözden geçiriyorum ve tek bir sonuca varıyorum.
Bunun adı “Kendini aşağılama sendromu”
Modern anlamda kadında ki kendini aşağılamanın temelinde yatan en hassas nokta şudur. Kendini çirkin ve dolayısıyla küçük görmek. Bu yüzden din fanatizmi ona birazcık olsun değerli olduğu hissini veriyor. Örtünerek de kendinde var olmadığına inandığı kusurları gizlediğini ve bu yolla bedenine cazibe kattığını düşünüyor. Değerli bir insan olduğuna inanmayı reddeden, sırf bu yüzden aşağılanmaya, dışlanmaya boyun eğen o kadar çok kadın var ki!

18 yaşlarındaydım. Hafif meşrep bir kıza aşık olmuştum. Onunla evlenmek istiyordum. Ailem şiddetle karşı çıkıyordu. Ama ben ısrar ediyordum. Bir gün annem benimle konuşmak istedi. Kabul ettim.

– Benim tatlı oğlum, söyle bana ısrarla bu kızla evlenmeyi neden istiyorsun.

Bana göre bu sorunun cevabı çok basitti. Sırıtarak biraz da alaylı bir şekilde

– e çok güzel. Daha ne olsun. Onun için istiyorum.

Bir süre sustu. Belli ki bir şey söyleyecekti ama kararsızdı. Dayanamadı ve o öldükten yıllar sonra anlamını çözebildiğim şu sözü söyledi.

– Oğul. Her güzel kadın ve her yakışıklı erkek karanlıkta birbirinin aynısıdır. Farkı gün doğduğunda anlarsın. Fakat anladığında da geç kalmış olursun. Çünkü hata yapmışsan eğer senin gecelerin şafak söktüğünde başlar. Güzelliğe aldanma. Sana ışığı getirecek olan kadını bul.

Işıklar içinde uyu anam…

Kendisin de eksiklik görmeyen her kadın güzeldir. Işıktır, günestir, anadır, bacıdır, yardır yarendir. Özüne dön bu cennet vatanın güzel kadını. Yobazın ödülü olma.
Güzelliğin karakterin, zarafetin ise onurun olsun.
Sevgilerimle