Yazı İçi Başlık Üstü Reklam Alanı

CHP’nin iktidar olamama ve halkta karşılık bulamama sebebi…

Yazı İçi Başlık Altı Reklam Alanı
 CHP’nin iktidar olamama ve halkta karşılık bulamama sebebi…
Yazı İçi Makale Üstü Reklam Alanı

Yazıyı okuma niyetinde olan dostlar lütfen ya sonuna kadar okusunlar ya da hiç okumasınlar. Yazının yarısını okuyup küfür eden insanlara değil, anlamaya çalışan insanlara yazılmış bir yazıdır.

İki gün evvel Facebook hesabımdan, “CHP’nin neden iktidar olamadığı konulu yazımı yarın yayınlayacağım” yazdım.

İçerik Sayfası Reklam Alanı
 

Gelen yorumların her biri aslında neden iktidar olamadığımızın cevabı niteliğindeydi.

Daha ortada yazı yokken, yazıda ne yazacağım bilinmezken bile küfürler, hakaretler havada uçuştu.

Bunların hepsini bir kenara koyup ilk yazmak istediğim neyse ben yine aynı konuyu yazacağım.

***

Biz muhalifler genelde AKP seçmenini; koyun, çıkarcı vs. diye suçlarız.

Hiçbir zaman dönüp, “Yahu nerede yanlış yapıyoruz?” sorusunu sormayız, sorana da yukarıda bahsettiğim gibi küfürler ve hakaretler ederiz.

Neden?

Çünkü biz hata yapmayız, suç hep halktadır.

Ama çok basit önermelerle bu düşüncemizin ne kadar yanlış olduğunu anlatmaya çalışacağım.

Bir çok konu ele alınabilir ama biz pilot bir konu seçip onun üzerinden tezimizi ortaya koyalım.

7 Haziran ve 1 Kasım seçimlerinde CHP belki de tarihinin en iyi projelerine imza attı.

İşçi ile ilgili projeler, emekli ile ilgili projeler, çiftçi ile ilgili projeler…

Yani genel hatlarıyla bakacak olursak; neredeyse toplumun tamamının sorununa çözüm olacak ve ayağı yere basan projeler yaptık.

En ünlü olan örneği ise “asgari ücret”.

Halkta geniş yer bulmasına ve destek görmesine rağmen biz bu desteği oya çeviremedik.

Biz yıllarca ne dedik?

“Makarnacı, kömürcü” bilmem ne…

Peki, halk gerçekten makarnaya oy verdiyse neden aldığı maaşın yarısı kadar zam yapan bir partiye oy vermedi?

Eğer, halk gerçekten çıkar için oy veriyorsa neden bize vermedi?

Demek ki, burada yanlış yaptığımız bir saptama var.

Sizler bu konuda ne düşünürsünüz bilmem ama benim bu konudaki düşüncem, samimiyettir.

Bir metafor kullanacak olursak; yıllarca yalan söyleyen, inanmadığınız bir arkadaşınız size günlük 500 TL maaş vereceğini söylüyor.

Fakat diğer taraftan çok güvendiğiniz bir arkadaşınız ise daha fazla çalışmaya karşılık 200 TL vereceğini söylüyor.

Siz olsanız hangi işi tercih edersiniz?

Vermeyeceğini bildiğiniz ama daha çok teklif veren işi mi?

Yoksa ne pahasına olursa olsun ama kesin cebinize girecek 200 TL’lik teklifi mi?

İnsan psikolojisini az buçuk bilen bir insan hemen, “Herkes 200 TL’lik işi kabul eder.” diyecektir.

Çünkü diğer paranın sana gelip gelmeyeceği meçhuldür hatta gelmeyeceğine olan inancın ise daha yüksektir.

Şimdi elimizdeki durumu değerlendirelim.

Sayın Kemal Kılıçdaroğlu meydanlara çıktı ve dedi ki: “Asgari ücret iktidarımızda net 1.500 TL olacak.”

Sosyal medyadan ve farklı mecralardan vatandaş tabiri caiz ise, “yuh” çekti.

Ahmet Davutoğlu çıkıp, “1.500 neymiş be, 1.300 yeter size” demesine rağmen alkış kıyamet.

Şimdi fanatik CHP’liler, “E, gördün işte halk mal.” Diyebilir.

Ben ise şöyle düşünüyorum:

“Halk sana güvenmiyor, senin samimiyetine inanmıyor.”

Evet, Kılıçdaroğlu dürüst adam olabilir.

Kimsenin itirazı yok buna.

Ama bunun halkta karşılık bulması ise söylem ve eylem birlikteliği ile olur.

“Yahu sanki bir dediğini ertesi gün yalanlayan Erdoğan değil de Kılıçdaroğlu’ymuş gibi konuşuyorsunuz.” diyebilirsiniz.

Haklısınız da.

Ama bu ayrı bir yazı konusu ve başka bir konu, bizim burada konuşmak istediğimiz halka CHP’nin samimi gelmeme sebebi…

Örneğin; CHP tüzüğünde diyor ki, “Partide görev almada liyakat sistemi uygulanır.”

Sayın Kılıçdaroğlu, Yenikapı Mitingi’nde açıkladığı 12 maddelik manifestodan biri neydi?

“Devlet sisteminde liyakat sistemi bozuldu, liyakat sistemini korumalıyız.”

Peki soralım…

Mehmet Bekaroğlu, Sezgin Tanrıkulu, Enis Berberoğlu vb. isimler…

Bunların parti içindeki liyakatları nedir?

Başka bir bakış açısıyla, “kariyerlerinde liyakat…” diyebilirsiniz.

Ama bu su kaçırmadır, kimseyi inandıramazsınız.

Onların ne maksatla getirildiği gün gibi ortadadır.

Sen çıkıp Erdoğan’ı liyakatla vuruyorsun ama daha kendin bunu uygulamıyorsun, halk seni samimi görür mü?

Daha önceki yazımda Kemal Kılıçdaroğlu, “dokunulmazlıklara evet diyeceğiz” dediğinde eleştirdiğimde, hakaret etmedim.

Tek bir amacım vardı, gelecekte bu önümüze çıkacak, dikkat edelim.

Ama küfür gırla gitti o yazının ardından.

Bugün HDP’liler gözaltına alındığında tepki koydu.

İnsanlar ne dedi biliyor musunuz?

“Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu.”

Değerli dostlar,

Biz eğer HDP’lilerin başına bunun gelmesini istemiyorsak dokunulmazlıkların kaldırılmasına niye onay verdik?

“Biz sadece yargılansınlar istedik.” Bahanesinin arkasına sığınmayın lütfen.

Herkes biliyor ki bir hukuk devletinde değiliz.

Ve o yasanın sonunda olay da oraya gitmeyecekti.

Şimdi halk sizce haksız mı?

Dün evet dediğimize bugün hayır diyoruz.

Başka bir konu…

CNN Türk’te Kılıçdaroğlu, “Anayasaya aykırı ama destekleyeceğiz.” dedi.

Yarın öbür gün Erdoğan, anayasayı ihlal ettiğinde tepki koyabilir misin peki?

Koyamazsın, koyarsan da samimiyetsiz olursun işte.

Mesele bundan ibarettir.

***

Kısaca özetleyecek olursak; buradaki amacım Kılıçdaroğlu ya da CHP’yi kötülemek ve saldırmak değildir.

Ama bu tür tahlilleri yapıp, bu hatalarımızdan ders çıkartırsak belki bir şansımız olabilir.

Bütün dikkat çekmek istediğim nokta tamamen budur.

Diğer yazılarımı okursanız göreceksiniz ki, her eleştirimin ardında bir öneri yazısı mutlaka var.

Yani yaptığımız eleştiri birilerine saldırmak değil, bir şeyleri düzeltmek üzerine.

Diğer yazımda yazdığım bir cümle ile yazıyı tamamlayalım…

“Amacımız bağcıyı dövmek falan değildir, sadece artık bizde üzüm yemek istiyoruz.”

Saygılarımla…

(Eleştiri ve önerilerinizi cavitkinali@bagimsizgazete.com adresine mail atarak bana ulaştırabilirsiniz.)

Yazı İçi Makale Altı Reklam Alanı
Yazı İçi Benzer Yazı Altı Reklam Alanı
Yorum Yap