Yerel Yönetimler

Çırpanlar…


Yerel Yönetimler

Evliyim, bir çocuk sahibiyim, utanıyorum… Doğum kontrol uyguladık biz bildiğin, önlem aldık, korunduk, ikinciyi istemedik… Meğerse günahların en büyüğünü işlemişiz…. Hem günah, hem de yüce padişahımız yeni dünya lideri Beştepe sakini Kasımpaşa delikanlısı abimizin hayat felsefesine ters… Yatacak yerimiz yok bizim, bu ayıp bize yeter… Her konuyu hallettik, her sorunu çözdük, yani eskilerin deyimiyle; her […]



Evliyim, bir çocuk sahibiyim, utanıyorum…

Doğum kontrol uyguladık biz bildiğin, önlem aldık, korunduk, ikinciyi istemedik… Meğerse günahların en büyüğünü işlemişiz…. Hem günah, hem de yüce padişahımız yeni dünya lideri Beştepe sakini Kasımpaşa delikanlısı abimizin hayat felsefesine ters… Yatacak yerimiz yok bizim, bu ayıp bize yeter…

Her konuyu hallettik, her sorunu çözdük, yani eskilerin deyimiyle; her rengi boyadık da, bir fıstık yeşili kaldı…

Zaten tavsiye mahiyetinde yatak odamıza teşrif ediyordu kendileri uzun zamandır. Üremenin faydalarından bahsediyor, geniş ailelerin ne kadar güzel olduğu konusunda anekdotlar anlatıyordu. Hedef en az üç olarak başladı, sonra dörde yükseldi, sonra da beş filan dedi… Ben zaten dörtten sonrasını saymadım, mantıklı gelmemişti…

Şimdi her şey bitti, doğum kontrolünün dinen sakıncalı olduğu fetvasını verdi padişah hazretleri…

Sonra baktım, ben neden bu adamın sözünü dinleyeyim ki dedim… Çocuklarının sayısı neredeyse torunlarının sayısıyla aynı… Be mübarek adam, sen daha kendi çocuklarına laf geçiremiyor, fikirlerini benimsetemiyorsun, benim yatak odamda ne işin var?

Vergi yükü yüzde kırklara ulaşmış, asgari ücret kerameti 1300 lira… O da iş bulabilen şanslı vatandaşlara yani… Suriye’den gelen kardeşlerimiz sağ olsunlar, vasıfsız elemanlara iş kalmadı memlekette… Sahi, bu Suriye denen ülkenin lideri vardı, kardeşim Esad diyorlardı adına, şimdi değişmiş herhalde, katil Esed diye biri gelmiş, sanırım isim benzerliği sadece…

Kentsel dönüşüm diye bir rant ortamı yaratıldı, en ucuz kira 500 lira oldu.

Zorunlu bireysel emeklilik gelecek, 100 lira da oradan gidecek… Sağlık ve eğitim hizmetleri ÜCRETSİZ, yerseniz… 200 lira da oraya yazalım…

Gerisini hesaplamayalım bile bence, yüzü astarını geçecek, çok belli…

Ben bu hesap kitap işine kafa yorabildikten sonra, hanım kalk çocuk yapalım diyen adamın alnından öperim… Nasıl altından kalkacakmış, bize de öğretsin…

Uyuyorsun, uyuyorum, uyuyorlar…

Gözlerimize inen bir perde var, istikrar perdesi… Kaldıramıyoruz o perdeyi lanet olsun… Mudanya’da çay içmeye gidemeyen adam Schengen vizesi kalkacak diye seviniyor… Motosiklet almaya parası olmayan adam petrol ucuzladı diye sevinerek geziyor. Kilis’te yaşayan akrabalarının kafasına bomba yapan adam Dünya Lideri Cumhurbaşkanı’mız var diye gerinerek geziyor…

Peki biz ne yapıyoruz? Kendi kardeşlerimizi dava ediyoruz. Kendi yoldaşlarımızdan şikayet ediyoruz. Birlikte mücadele ettiklerimizi istifa ettiriyoruz… Biz kimiz? Biz bu düzenin muhalifleri, biz bu saçmalığa karşı koyan Cumhuriyet Şövalyeleri değil miyiz?

Yakışır mı bize, bizden olanı bizden uzaklaştırmak? Yakışır mı bize, yanımızda olanı yaban ellere atmak? Yakışır mı bize, kardeşi kardeşe küstürmek, ayrıştırmak, ötekileştirmek?

Gelecek biraz sert gelecek artık, gelmeli… Gelecekte bugün yaşanan hiziplerin, kardeş kavgalarının, rant kaygılarının izi görülmemeli… Gelecekte gerçekten ve en saf haliyle gülmeli çocuklar; şeker yiyebilmeli; ara sokaklarda dayak yemek yerine…

Ben şahsen, Uğur Korkmaz olarak, ideallerimin, hayallerimin ve geleceğe dair beklentilerimin gerçekleşmesi için elimden geleni yaptım, yapıyorum, yapacağım… Bu zorlu mücadelede yanımda olacak herkes başımın tacı, yüreğimin atışıdır. Kendi çıkarları, birilerinin emirleri ya da ensesi kalınların ricalarıyla bu davadan uzaklaştırmaya çalışılacak her insan daha da can, daha da yoldaş, daha da kardeştir…

Birileri artık anlasın,

Kurtuluş yok tek başına,

Ya hep beraber, ya hiç birimiz…

Saygılarımla…

Yazarın Notu : Bu yazı, mücadele arzusuna rağmen birilerine kendini sevdiremeyen; deli gibi çalışmasına rağmen birilerine yaranamayan; gözünün üstünde kaşı olması veya iki elinde toplam on parmağı olması gibi sebeplerle bir türlü kendisinden hazzedilmeyen, ismi lazım değil ama, misal vermek gerekirse hadi bu gecelik Pelin oluversin, ne fark eder ki; diye düşünülen; birilerinin hazzetmediği ama birileri için “mücadelenin dibi” olan insanlara adanmıştır…