Gündem

DERLEERR DERLER!


Gündem

DERLEERR DERLER!… (Yaşar Nuri Öztürk’ün ardından…) Severdiniz veya sevmezdiniz. Ağır konuşurdu çoğu zaman çünkü. Dilinin kemiği yoktu. Ancak bir gerçek var ki, hayatı boyunca İslamiyet’in gerçek yüzünü göstermek için çabaladı. Hurafelerden, insanların kıçlarından uydurdukları hadisleren uzaktı, rehberi Kur’an idi. Bir Yaşar Nuri Öztürk geçti bu ülkeden. Bugün onun arkasından küfredenler ile Atatürk’e küfredenlerin aynı olması, […]



DERLEERR DERLER!… (Yaşar Nuri Öztürk’ün ardından…)

Severdiniz veya sevmezdiniz. Ağır konuşurdu çoğu zaman çünkü. Dilinin kemiği yoktu.

Ancak bir gerçek var ki, hayatı boyunca İslamiyet’in gerçek yüzünü göstermek için çabaladı. Hurafelerden, insanların kıçlarından uydurdukları hadisleren uzaktı, rehberi Kur’an idi.

Bir Yaşar Nuri Öztürk geçti bu ülkeden.

Bugün onun arkasından küfredenler ile Atatürk’e küfredenlerin aynı olması, değerini bir kere daha ortaya koyuyor.

Dinle kandıran, dini sömüren, din ile korkutan ve kıçından element uydurur gibi hadis uyduranlar için küfredilesi adamdı Yaşar Nuri Hoca.

Gel gelelim dolu bir adamdı. Ancak ilkokul çağındaki çocuklara musallat olmadığı için, sadece Kur’an’ı rehber bellediği için cazibesi yoktu yandaşların gözünde. Hele bir Atatürk sevgisi vardı ki, tam asılacak adamdı, tam yakılacak adamdı onlar için.

Şimdi kanseri için de Allah’ın laneti diyecekler. Allah cezasını verdi diyecekler. Geberdi gitti diyecekler.

Zamanında bir kayıkçı varmış Osmanlı’da. Sandalına aldığı kadınların hiç birini elinden kaçırmazmış. O dönemin en güzel kadınlarından biri de bu sandalcının namını duymuş ama umursamamış, gitmiş binmiş sandalına. “Göksu’ya çek sandalcı efendi” demiş.

Bizim sandalcı şöyle bir burmuş bıyığını… “Hay haayy!” demiş, asılmış küreklere. Bir çekmiş, on çekmiş, yirmi çekmiş… Bir taraftan kürekleri çekiyor, bir taraftan da bu güzeller güzeli kadına bakıp “derleer derler” diye mırıldanıyormuş. Tabi kadın kendinden emin. Hiç oralı olmuyormuş. Fakat 3-5 susmuş… Ardından bizim sandalcı bir kere daha gülümseyip “derleer derler” diyince, kadın artık dayanamamış;

“Ne derler be adam? ne fısır fısır konuşuyorsun kendi kendine?

Gülümsemiş bizim sandalcı tekrar. Bıyığını şöyle bir burmuş;

“Sen şimdi bu sandala bindin ya…”

“Eee?” demiş kadın.

“Hah işte! vermesen de verdi derler…”

Senin ne olduğunu bilen biliyor Yaşar Nuri Hocam. Bırak ne derlerse desinler…

“Laiklik, sadece devletin dinden, dinin de devletten elini çekmesini sağlamıyor, din sınıfının dini yaşamak isteyen kitlelere tasallutunu da önlüyor. Bu açıdan bakıldığında laiklik dine en büyük hizmetin kurumudur. Ve laiklik, dindarların âdeta huzur ve mutluluk gemisidir. Dinci sömürücüler laikliğe, esas bu ikinci anlamı yüzünden düşmandırlar. Çünkü onların kitleler üzerindeki şeytani hegemonyalarını kıran, laikliğin bu ikinci anlamıdır. Bu anlam, din bezirgânlarının korkulu rüyalarının ve saltanatlarını yitirme kaygılarının esas sebebidir.” (Yaşar Nuri Öztürk)

Allah günahlarını affetsin, mezarın nurla dolsun.

Yolun açık, mekanın cennet olsun inşallah.