Bağımsız Yazarlar

Eğlenmeyi hiç öğrenemedik…


Bağımsız Yazarlar

Yazı bulundu ve insalık tarihi 3000 yıl kadar önce başladı. Günümüze kadar birçok din geldi bizi düzeltmeye, bir çok fikir babası düşünce tarzı koydu önümüze peşinden sürüklendik. Devamlı bir şeylere inanmamız istendi, biz de gözümüzü yüreğimizi kapattık ve uğruna öldük, öldürdük, yokettik ama sonunda yılmadan tekrar medeniyetler kurduk. Ama bunca zamanda yaptıklarımız arasında tek bir […]



Yazı bulundu ve insalık tarihi 3000 yıl kadar önce başladı. Günümüze kadar birçok
din geldi bizi düzeltmeye, bir çok fikir babası düşünce tarzı koydu önümüze peşinden
sürüklendik. Devamlı bir şeylere inanmamız istendi, biz de gözümüzü yüreğimizi
kapattık ve uğruna öldük, öldürdük, yokettik ama sonunda yılmadan tekrar medeniyetler
kurduk. Ama bunca zamanda yaptıklarımız arasında tek bir ortak nokta vardı; ruh, bedenden
daha üstündü. Platon ile idealar dünyasına yükseldik ama beden aşağıda, yalnızca bir
hapishane olarak kaldı. İsa, kurtuluş çaresi olarak hırsızlık yapan kolumuzu kesti
çünkü ruhumuzun kurtuluşu buna bağlıydı. Descartes, gerçekliğin yalnızca düşüncede şüphe
duyulmayacağını söyledi. Ruhun çeşitli şekillerde ki önermeleriyle günümüze kadar
geldik. Ama hala bedenimiz için istem ve arzular sınırları içinde hayaller kurduk.
Gerçeklik bile ruhun egemenliğindeydi. Toplumda halen iyi insanın iç dünyasında
olduğunu söyleriz. Dış güzellik değil, iç güzellik ararız(!).
3000 yıl oldu. Bırakalım artık ruhu, kimse halen nasıl eğlenmemiz gerektiğini bizlere
söylemedi. Bakın; tüm cinsiyeti, cinselliği, küfürü ve alkolü bir kenara bırakalım.
Üç tane “erkeğin” aynı masada sesli güldüğünü gördüğümüzde içimizden günah işlediklerini
düşünüyoruz. Beden olarak eğlenmemiz yasak ve tek sınavımız bedensel zevklerden uzak
kalmakmış gibi kendimizi sınırlıyoruz. Sistem dinleri ve mahalle baskısı bizi hayvanlaştırıyor.
Nasıl bir hayvanın çiftleşme dönemi varsa, bizleri de sadece üremek için seks yapmak
zorundaymışız gibi baskılıyor. Üremek için seviş yoksa günah…
Eğlendiğimiz düğünler, bayramlar… Başka neyimiz kaldı? Sen dün en üzgün halindeyken,
ertesi akşam akrabanın düğününde nasıl mutlu oldun, nasıl o kadar eğlendin? Bu görüşte
eğlence gibi gözükebilir fakat toplumun sana yüklediği ve ona karşı olan sorumluluklarını
yerine getirdiğin için mutlusun. Sen o düğünü elalem düğün yapmadı demesin diye yaptın.
Dilediğiniz gibi eğlenmekten korkmayın. Yaşayabildiğimiz tek yer bu dünya. Başka
bir gezegen ya da bir boyut yok. Geçmiş geçmiştir, gelecek ise bir bilmece. Şuan ise
size bir hediyedir.