Bağımsız Yazarlar

Evrim …


Bağımsız Yazarlar

Gazoz kapağı ile oynayan mutlu çocukluğumuzdan, ellerinde binlik telefonlar olan mutsuz adam ya da kadınlara evrildik .

Çocukları hiç sormayın tabletteki oyunlara müebbet.

Hiç ağaca tırmanmamış,tırmanırken düşüp de dizlerini kanatmamış, pabuçları çamur olup,hiç üzülüp ağlamamış, yani çocuk olup da çocukluğunu yaşamamış.

Nasıl oldu ?
Nasıl bu noktaya geldik ?
İsviçre’li bilim adamları bu konuya kafa yormalı bence.

Neden İsviçreli diye sorarsanız eğer,hayvanat bahçesi müdürünün Tübitak’a müdür olabildiği ülkemde,sanırım,bilim bizde değil el oğlu elde.

Bizimkiler kuzunun postunda tavuğun yumurtasında Allah yazısı arar halde.

Dinle bilim,bilimle din,din,ahlak ve bilim,birbiri ile örtüşmez,bir araya gelmez bu memlekette.

” Oku ” diye başlasa da ilahi emirler,anlamayı atlarız,işimize gelmez belkide.

Darwin’in evrim teorisi yalan diyenlere şaşırıyorum .
Maymun dostların genetik kodları ile örtüşmüş olabiliriz düşüncesine katılanlara da saygı duyuyorum elbette.
” Yok kardeşim !! “diyenlere de.

Gel gelelim,sokakta,çarşı ve pazarda,hele hele trafikteki hallerimize bakınca Darwin’nin evrim teorisini ben de hatalı bulmaktayım kanımca.

Bir evrim olduğu kesin de,maymunların hakkını gasp etmiş gibiyiz.Tanımlanamayan cisimler gibi hal ve hareketlerimiz günlük davranışlarımız iyi bir gözlemle bakınca.

Antropologları bilmem ama sosyolog ve psikiyatrlar eror verdi verecek bu duruma .

Siyasetten,sanata,gece kondudan rezidansa tanımlanması zor bir evrim ki bu,iyi ki maymunlar bu durumun değil farkında.
İnkar ederlerdi ” Mümkün değil,zinhar bağımız yok ” diye bakınca hal ve davranışlarımıza.

İnsan oğlunun iki ayağı üzerinde durabildiği tarihten bu yana,beş duyusuyla,yerlerde süründüğü halidir evrimin gerçeği.
Bir evrim varsa eğer,bu evrim,olumsuz anlamdadır diye düşünmekteyim,görene,duyana ve anlayana.

Ben merkezli insani değerlerin biz genelli bir evrime dönüşemediği gerçeğidir olgular ve bu olgulara bizler her gün ve her an şahit olmakta,belki de bu acı gerçeğin birer parçasıyız.

Ben,benim,bence,bana göre kıskacında,biz,bizim,bizlere göre özgürlüğünü elimizin tersiyle iteriz öylece.

Tasamızı da,sevincimizi de kaça bölebiliriz hiç düşündünüz mü ?
Yaramıza tuzu kaç kişi basabilir ?
Sevinç göz yaşlarımızdaki mutluluğu kaç kişi görebilir ?
Sayabildiniz mi hiç ?

Konar göçer kabile topluluklarından,yerleşik,toplumsal yaşama geçiş evrelerinden bugünlere ulaşan ve yarınlarının da yürüyüşünde olan insanoğlu,daha iyiye,daha yaşanabilir çevre ve düzene sahip olma çabasın içerisindedir .
Yürür,koşar,düşer ve kalkar bu toplumsal serüvende.

İnsanların hikayeleri yaşadığı toplumların hikayeleridir bir bakıma.
Bir insan ait olduğu toplumun genel özelliklerini yansıtmaktadır desek,hataya düşmüş olur muyuz ?

Bir atomun yapı taşı gibi düşünelim.
Atomu parçalarsanız ne olur ?
Ya o toplumun bir parçası olan insanı ?

İşte meselenin bam teli burada …

Düşüpte dizleri kanayan bir çocuk gibi cumhuriyet değerlerimiz.
Ya da,itilip,kakılan ve yere yuvarlanılan.

Bu çocuğun göz yaşlarını,hıçkırıklarını duyabilmekte miyiz … ?

Ev hallerimizle,yol hallerimizle,sokak,mahalle ya da işimizde gücümüzde ter döken hallerimizde ?

Maymundan gelmediysek eğer,farklıysak sevimli şempanzeden ve onca duyumuzla,akılla,gözlemle olanı biteni idrak etme çabasında mıyız ?

Ortalığın toz duman olduğu,bugünü ve yarınları belirsiz,bir rüzgarın önünde sürüklenen ipi kopmuş uçurtma gibi hallerimiz.

Elbette bir sözümüz,elbette iki satır yazımız ve elbette geleceğe dair umutlarımız var,bu durumda bile.

Tarihimize tutunarak,yani geçmişimize,o geçmişteki iyiye ve kötüye,yarınlarımızı belirleyeceğiz hep birlikte.
Yolu ve yöntemi budur diye düşünmekteyim Türk milleti kalabilmenin özünde.

Herkes adını kendine göre koysa dahi günümüz yaşanılanlarının,adı sanı kesindir resmin bütününe göz gezdirildiğinde.

İyimiz ve kötümüz,bizler gibi düşünen ve düşünmeyenimiz,dallarından düşen çocuklar gibi ağlayan cumhuriyet ve onun genel gidişatına biraz kafa yorduğunda,üzerine düşenin hakkını verirse eğer tüm antropolojik teorileri çöpe atar bence.

Yoksa mı ?
Maymunlar bile güler bu hal ve gidişe.

Mutlu çocuklara,mutlu kadın ve erkeklere ve umutla Türk milletinin güzel günlerine evrimleşmek dileğimle …

Atatürk ile kalın.
Selam ile …

Cem AYAZ
Bağımsız Gazete
31.05.2017