Bağımsız Yazarlar

Hayat…


Bağımsız Yazarlar

Ne güzel de gündem diyorduk, siyaset diyorduk, spor diyorduk uzun uzun yazıyorduk… Şimdi ne yazmak lazım? Aslında konu da belliydi kafamda Pazar akşamüstüne kadar… Çünkü Pazar günü anneler günüydü ya, ben de şahane planlar yapmıştım. Sabah Gölyazı’da kahvaltıyla başlayacak, uçurtma şenliğinde uçurtma uçurulacak, mutlu mesut eve dönülecekti. Aslında bu kısım gerçekleşti de tam istediğim gibi.      […]



Ne güzel de gündem diyorduk, siyaset diyorduk, spor diyorduk uzun uzun yazıyorduk… Şimdi ne yazmak lazım? Aslında konu da belliydi kafamda Pazar akşamüstüne kadar… Çünkü Pazar günü anneler günüydü ya, ben de şahane planlar yapmıştım. Sabah Gölyazı’da kahvaltıyla başlayacak, uçurtma şenliğinde uçurtma uçurulacak, mutlu mesut eve dönülecekti. Aslında bu kısım gerçekleşti de tam istediğim gibi.     6

 

Nilüfer Belediyesi yakın zamanda aldığı bir kararla Gölyazı’ya hafta sonları araç girişini yasakladı. Bunu yaparken de “ben yaptım oldu” mantığıyla hareket etmemişler. Aracınızı ücretsiz otoparka park ettikten sonra hemen otopark çıkışından her dakika hareket eden servislere biniyor, ücret ödemeden Gölyazı’ya ulaşıyorsunuz. Artık gidelim, yeter bu kadar dediğinizde de tekrar aracınıza servis ile ücretsiz bir şekilde ulaşabiliyorsunuz. Biz de öyle yapalım dedik, aracımızı park ettik. Babamın rahatsızlığı sebebiyle yanımızda tekerlekli sandalye vardı ve bunu gören zabıta arkadaşlar hemen yanımıza gelip, “sizin servise binmenize gerek yok. Özel engelli aracımızı hemen arayalım, sizi buradan alsın” dediler. Yaklaşık 10 dakika içerisinde özel donanımlı bir araç geldi. Lift / Asansör tertibatı sayesinde tekerlekli sandalyedeki hastayı sandalyeden indirmeden araca alabiliyorlar. Aracın sürücüsü de çok kibardı, ne yazık ki ismini sormayı unuttum. (Bir vesileyle yazımı okuma şansı olursa, kibarlığı ve ilgisi sebebiyle babam, ailem ve şahsım adına bir kez daha teşekkür ederim.) Bizden başka bir aile daha vardı. Gölyazı’da tekerlekli sandalye bulma şanslarının olup olmadığını sordular. Kendi sandalyelerinin kurulumu biraz zor olduğu için yanlarında getirmemişler. Sürücü arkadaş hemen Gölyazı’dan sorumlu olduğunu söylediği Seda isminde bir yetkiliye telefonla ulaştı, sandalye olup olmadığını sordu, olmadığı cevabını alınca da “Seda Hanım, bence bunu not edelim, demek ki bu bir eksikliğimiz, önlem almamızda fayda var.” diyerek konunun geçiştirilmesini önledi. Sonra da bizlere telefon numarasını verip, işimiz bittiğinde kendisini aramamızı, ilk fırsatta gelip bizi bulunduğumuz yerden alarak otoparka götüreceğini söyledi. Keza öyle de oldu. Anneler günü kahvaltımızı yaptık, sonra uçurtma şenliği yapılan tepeye çıktık, gökyüzündeki renk cümbüşünü seyrettik, uçurtmamızı uçurduk… Hadi gidelim dediğimizde de sürücü arkadaşa telefonla ulaştık ve servis ayağımıza kadar geldi, bizi otoparka götürdü, yolda bize belediyenin engelliler için yaptığı hizmet ve organizasyonlardan bahsetti. Hatta yolda bebek arabası ile meydana ulaşmaya çalışan vatandaşlara da “bekleme şansınız varsa hemen araçtakileri indirip döneceğim” demeyi de ihmal etmedi. Başta servisi kullanan arkadaş olmak üzere, tüm görevlilere, güleryüzlü zabıtalara ve Nilüfer Belediye’sine bu hizmetlerinden ötürü teşekkür ediyorum ve kendilerini tebrik ediyorum. (Tabi bu yazıma da kulp takan, kaç para aldın belediyeden diyenler olacaktır. Kendilerine tek sözüm, “tanrı sizi bu hizmetleri kullanmaya mecbur bırakmasın, ne de olsa memnun kalacaksınız” olacak. )

 

Neyse, biz gelelim işin bundan sonrasına…

 5

Beni yakinen tanıyanlar bilecektir, babam uzun zamandır Parkinson Plus ismi verilen bir beyin rahatsızlığı ile mücadele etmekteydi. Pazar günü de bu hizmetlerden babam da yanımızda olduğu için faydalandık. Uçurtmaları seyretti bütün gün, gökyüzüne daldı… Dönüp eve geldiğimizde saat 17:30 civarıydı ve yorulmuş olduğunu düşündüğümüz için 40 yıllık can yoldaşı annem, biraz uyusun diye yatağına yatırmış babamızı, son yatışı olduğunu bilmeden… Ani bir kriz, ya da bir uyku apnesi, ya da tıbben söylenen bir başka kavram… Koca gün gökyüzünü seyreden insanı gökyüzüne gönderdik yarım saat içinde… Saat 18:10’du ve artık bir babam yoktu…

1

2

 

İşin kader, nasip, ecel kısımlarına girmeyeceğim, gerek de yok zaten… 40 yılını eğitime ve öğrencilerine adamış bir Atatürk ve Cumhuriyet öğretmenini dün yatırdık sonsuza kadar uyuyacağı topraktan yatağına…

 

Pazar akşamı olayı haber alır almaz sevgilerini ve desteklerini hissettiğimiz herkese teşekkür etmek istiyorum; varlığını hissettiren herkese sonsuz teşekkürler… Düğünler ve cenazeler buluşturuyor dostları ve sevenleri… Gönül isterdi ki ilk buluşmamız bir düğünde olsun ama olmadı; sağlık olsun…

 

Morgdu, cenazeydi, evrak işleriydi derken ben aslında daha fark edememiştim babamın öldüğünü… Bu sabah anladım… Son misafirimi yolcu ederken terminalden, anladım ki o artık yok… Arabaya döndüm, ağlamak istedim, o da olmadı… Pazar gününden beri herkes bana “metanetli ol”, “dik dur”, “ağlama annen üzülür”, “ağlama, ayakta durmanız lazım” ve benzeri şeyleri söylediği için bilinçaltım engel oldu ağlamama… Benim Pazar günü babam öldü biliyor musunuz, ve ben hala ağlayamadım doya doya… Siz üzülmeyin diye ağlayamadım, anneme güçlü görünmek için ağlayamadım, birilerinin sağlam durması ve işleri takip etmesi gerektiği için ağlayamadım… Dizi izlerken, hatta yarışma programı bile izlerken ağlayabilen ben, bugün öğleden sonra hala doya doya ağlayamadım… Bence bundan sonra cenazelerde “ağlama” demeyin kimseye, bırakın ağlasınlar… Ağlamak daha iyidir belki… Belki benim için de daha iyiydi ağlamak, siz nerden biliyorsunuz ki? Sizin hiç babanız öldü mü?

 

 

 

 

  

 

Benim bir kere öldü


Kör oldum


Yıkadılar, aldılar götürdüler


Babamdam ummazdım bunu


Kör oldum

 

Siz hiç hamama gittiniz mi?


Ben gittim


Lambanın biri söndü, gözümün biri söndü 


Kör oldum

 

Tepede bir gökyüzü vardı


Yuvarlak


Şöylelemesine maviydi


Kör oldum

 

Taşlara gelince, hamam taşlarına


Taşlar pırıl pırıldı, ayna gibiydi


Taşlarda yüzümün yarısını gördüm


Bir şey gibiydi, bir şey gibi kötü


Yüzümden ummazdım bunu


Kör oldum


Siz hiç sabunluyken ağladınız mı?

 

Cemal Süreya …

Dipnot : Çok uğraştım ama yazarken de ağlayamadım… O zaman ben yazımı tekrar teşekkürler bitireyim… Bu zor süreçte yanımızda olan, desteğini ve varlığını hissettiğimiz herkese ailem ve şahsım adına teşekkür ederim. Hayat devam edecek, ve üzgünüm ki yine buluşacağız cenazelerde… Buluştuğumuz düğünlerin sayısının, cenazelerden fazla olması dileğiyle…

4

3