Bağımsız Özel

Haydi ” HAYIR ” lı yürüyüşler … !!!


Bağımsız Özel

Vallaha biz yola çıkarken kefen mefen giymedik. Kimimiz kravatı, kimimiz eşarbını bağladı, kimimiz kasketini taktı başına, bazıları şalvar, bazıları etek, bazıları pantolon, kızlı, erkekli çoluk çocuk düştük cumhuriyet yollarına. Korkumuz, açığımız, sıfırladığımız, üçe beşe kapattığımız, haraca kestiğimiz ne kimse, ne zümre olmadı ki, kefeni de yanımızda taşıyalım. Hiç cebi de olan kefenler bilmedik, duymadık, görmedik […]



Vallaha biz yola çıkarken kefen mefen giymedik.

Kimimiz kravatı, kimimiz eşarbını bağladı, kimimiz kasketini taktı başına, bazıları şalvar, bazıları etek, bazıları pantolon, kızlı, erkekli çoluk çocuk düştük cumhuriyet yollarına.

Korkumuz, açığımız, sıfırladığımız, üçe beşe kapattığımız, haraca kestiğimiz ne kimse, ne zümre olmadı ki, kefeni de yanımızda taşıyalım.

Hiç cebi de olan kefenler bilmedik, duymadık, görmedik ki birader bugünlere kadar.

İşimize, alışverişimize, okulumuza, çarşımıza, pazara, konukomşu yada arkadaşlarımıza bir merhabaya çıktık evlerimizden.

Bayramları kutlamak, bayrakları kutsamak için çıktık yola, bayram günlerinde de.

Ha, yola düştüysek genci, yaşlısı GEZİ’de, aklımızı, sözümüzü alıp da çıktık.

Biliyorduk kefen muktedirden yani ” Emri ben verdim ” diyenlerden.

Hatırlatalım.
Öylede oldu. Vurdular, kırdılar, öldürttüler.Kefen mi ?O,şirketten …

Hiç düşündünüz mü ?
Bir ülkede yönetenler elinde kefen neden yola düşerler ?
Giymek ya da giydirmek için midir o kefenler ?

Uygar dünyadan, hani o
muassır medeniyet dedikleri dünyadan biri çıksa, yöneten, o yöneticilerden biri çıksa ve “Biz bu yola kefenimizi giydik de çıktık ” dese ki, ne cevaplar alırdı, nasıl yarı yolda kalır,halleri ne olurdu bir bilsen ?

Demokrasi tramvayında bırak yer bulmayı, bırak ayakta gitmeyi, durağa gelmeden kapı dışarı olurlardı, hele bir deneseler.

Meğer, aslı astarı ve gözüken o ki sevgili yurtsever, üzerine kefen giyip yola düşenler, o kefenleri çoktan cumhuriyete, çoktan bizlere, çoktan egemenliğimize biçmişler.

Oysa bizler;
sen, ben ve ötekiler, fikri hür, vicdanı hür düşünce ve hedeflerle giyinmiş, süslenmiş, püslenmiş cumhuriyet severler, ince hesaplardan geçirmeyerek aklı, yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşcesine özlemiyle yola düşenlerdenizdir, budur içimizdeki özlem ve hedefler.

E peki, bu kefeni üstündeler şimdi ne isterler ?
Egemenliğimizi.
Ne zaman isterler ?
Yakın, yarından da yakın, Nisan ayını beklerler.

Ne istedilerse yapıyorlar, ne istedilerse alıyor, satıyor, asıyor, kesiyorlar mı ?
Evet.

Yetiyor, yetiniyorlar mı sevgili dostlar ?
Yetmez ama evet derler ve yollarına devam etmek isterler.

Bu yaşananları, bu yaşattıklarını, demokrasi, yenilik, yeni Türkiye masallarıyla zihinlere kabul ettirmek isterler.

Kimler ?
Bu yola kefeniyle düşenler.

Ha bu arada,
bu kefenliler,
hayatlarına Şehrizar konaklarında, sarayları, hanları, hamamlarında lale devrindeki gibi devam edenlerdir ki ;

hatırlatmak bir vatan borcu;
asıl kefenliler, Suriye’den, Hatay’dan, Ankara’dan, Beşiktaş’tan yani yurdun her yanından, al bayrağa sarılı tabut içinde evlerine dönenler.

Ne pahalı bir kefenmiş birader.

Pahasını bilmem ama, bir araya gelemezsek ey vatansever ve birleşemezsek #HAYIR larda eğer, o ellerinde, o üzerlerindeki kefeni bizlere biçmek üzereler.
Anlayacağınız, hal ve gidiş dünden beter.

Sevgili dost,
dedik ya, cumhuriyet ve ulusal egemenliğimiz için çıktığımız bu yolda, fikri hür vicdanı hür sözümüz, emeğimiz ve alınterimizle yürüyoruz.

Birde bağrımızda kanayan ve yaşayan, yüreğimizde taşıdığımız yüce şehitler !

Şimdi bu borcu ödeme zamanıdır değerli yurtsever !
Haydi, #HAYIR lı yürüyüşler !!!

Atatürk ile kalın.

Selam ve #HAYIR ile …