Bağımsız Yazarlar

Her yer #HAYIR ! Her yer direniş … !!!


Bağımsız Yazarlar

Ne günlerdi … Her yer Taksim, her yer direniş ! Dokunma ağacıma ! Dokunma parkıma ! Dokunma havama ve suyuma ! Dokunma yaşamıma ! Herkes Taksim’e, herkes alanlara, caddelere, sokaklara koşmuştu. Pencereler doldu, taştı. Tencereler, tavalar yurttan sesler korosu. Oratoryo aynı. Senfoni aynı. Şarkı aynı. Türkü aynı. Dokunma,dokunma,dokunma Toplumsal protesto günleri. Ülke yurttaşı, kendini yönetenlere […]



Ne günlerdi …

Her yer Taksim, her yer direniş !
Dokunma ağacıma !
Dokunma parkıma !
Dokunma havama ve suyuma !
Dokunma yaşamıma !

Herkes Taksim’e, herkes alanlara, caddelere, sokaklara koşmuştu.

Pencereler doldu, taştı. Tencereler, tavalar yurttan sesler korosu.
Oratoryo aynı.
Senfoni aynı.
Şarkı aynı.
Türkü aynı.
Dokunma,dokunma,dokunma

Toplumsal protesto günleri.

Ülke yurttaşı, kendini yönetenlere böyle yönetilmek istemiyoruz mesajlarını böyle vermişlerdi.

Yönetenlerin de bu taleplere mesajları olacaktı elbet.
Oldu da …

Verdiler emri.
Kestiler kolu.
Dövdüler, sövdüler. Gaz fişeklerini, tazyikli sularını ve coplarını eksik etmediler.

” Yaşamıma dokunma ” diyen gencecik fidanları tekme, tokat ile öldürdüler.
Yetmedi, yurttaşına silah doğrultup, öldürdüler.

Dünya izledi. Dünya gördü.
Bizler izledik, Bizler gördük. Bizler katıldık.
Heryer Taksim, heryer zulüm dü, çapulcu, tencereci, tavacı diyerek sopalarını esirgemediler.

Vurun, kırın, alın içeri atın içeri demişti emri verenler.
Gezi ruhu ölümsüzdü, ne o gün, ne bugün farkedemedi, farketmediler.

O günlerde yaşamıma dokunma diyenlere ” Ne istiyorsunuz ? ” diye sormayı bile denemediler. Hak görmediler.
Tarihi günlerdi o günler.

Bugün, günümüze gelince, hayatıma dokunma diyenlerin yine, yeniden mücadele günlerinden geçmeye başlayacağı günler.

Her yer Taksim, her yer direnişten, her yer #HAYIR her yer direnişe evirilen bir süreç.

” Egemenliğime dokunma, tek adam REJİMİNE #HAYIR ” dediğimiz, diyeceğimiz günler.

Demokrasi tramvayı ile bugünlere gelenlerin ” 90 yıllık prangadan kurtuluyoruz ” açıklamalarının havalarda uçuştuğu, saraylarında, padişah, halife ve ümmet hayalleri kurarak ayranlarının kabardığı günler.

İmamından, valisine, cahilinden, profesörüne kula kul olma özlemlerinin, naralarının ardı arkası kesilmeyen günler.
Önderlerinin hukuk dışı fiili durumlarının izinden giden teba olma severlerin, saraya kul, güce ve paraya pul olduğu günler.

Ya hayır diyenler ?
Yerlerde akademisyenler. Kadınlar, erkekler. Yaşlılar, gençler.
Karşılarında da yönetim erkinin hani tırnağı kanasa içimizin yandığı polis abiler.
Dayaklar bildik, sopalar tanıdık, yerlere yatırmalar, o dillerinden düşürmediği milletin egemenliğini yaka paça yerlerde sürüklemeler.
Demokrasi tramvayı ile üzerinden geçerler.

” #HAYIR ! Diyen teröristtir ” diyenler o tramvayın vatman koltuğunda oturup ” Alın içeri, atın içeri ” mücadelesindeler.

Hani anayasal hakkımızdır gösteri ve yürüyüş hakkımız ve bu fiili durumumuz hukuki, yasaldır desek de, kendi fiili hukuksuzluklarına uymadığı için, işine gelmeyenler.

Sevgili yurttaş,
dün olduğu gibi, “bu insanlar ne istiyor, ne istemiyor ” diye sormayan ve vatandaşın bir bölümün kendine yaşatılanları onaylamadığı, hele hele iş kendi özgürlüğünü, yönetim hakkını tek elde toplamaya dayatanların saydığı, sövdüğü günler, bu günler.

Cumhuriyet yurttaşının yeniden tarihe ” Bağımsızlık benim karekterim ” sözünü hukuk içerisinde yazacağı ve kazıyacağı günler, bugünler.

Dün,” Her yer Taksim, her yer direniş ” diyenler, bugün ulusal egemenliği, vatanın birliği ve bütünlüğü için , ” Her yer #HAYIR, her yer direniş ” diyecekler !

Milletin egemenliğini elinden alıp, tek adama devrini isteyenler, yine ve yeniden ” Geldikleri gibi, gidecekler ! “

Türkiye halkı, yüce Türk ulusu ” Her yer #HAYIR, her yer direniş ” inancıyla başkanlık ve anayasa tuzağını sandığa gömecektir !!!

Atatürk ile kalın, selam ve #HAYIR ile …