Gündem

Hürriyet ekmeğin kokusunda …


Gündem
Cem Ayaz
Yazar : Cem Ayaz

Cem Ayaz
Yazar : Cem Ayaz

Hatırlayalım.
Çocuk yaşlarımızda ekmeği elimize kim tutuştururdu ?
” uçak geliyor, uçak geliyor ” diye kaşığı ağzımıza kim dayardı ?
“Hadi son bu, son, son ham yap bakalım ” deyip arkasından ” aferinnnn, alkış benim kızıma, alkış benim akıllı oğluma ” diye kim sevinirdi ?
Annemiz.

O mamaları, ekmeği evimize kim getirirdi ?
Babamız.
Elbette annelerimizden de işi gücü olanları.

Peki o günlerde bizim işimiz neydi ?
Oyun oynamak, ders çalışmak, okulumuza gitmek, andımızı her sabah ama her sabah avaz avaz bağırarak göğsümüzü şişire şişire söylemek, yurdumuzu milletimizi özümüzden çok sevmekti.

Derdimiz o yaşlarda ekmek değildi elbette.
Karnımızı anneden, dünyamızı da hayallerden besliyorduk nasıl olsa.
Çocuktuk, çocuk insanlar yarınlara yürüyen.
Öyle derdimiz falan da yoktu hani.
Taş devri çizgi filmi haftada bir gündü ya ?
Örneğin ben en çok ona bozuluyordum.
Çakmaktaş ve Moloztaş sadece 20 dakikaydı ve yetmiyordu çocuk zamanlarımıza.

Sonrası mı ?
Hikaye bilindik.
Bu sefer ekmeği getiren, ekmeği kazanan,” Uçak geliyor, uçak geliyor ” diyen bizler olmuştuk.
Çizgi filmler çoğalmıştı ama hayatın tek çizgisi yorgunluk ve koşuşturmaktan yüzlerimize düşen çizgiler olmuştu, baktığımız her ayna karşısında.
Bu hayatın ta kendisiydi bakınca.

Oyunlar ile yediğimiz ekmeği kazanabilmek, oyunun en büyüğüydü aslında ! Büyüdük ve anladık ki herkes başrolündeydi kendi oyunununda.

Büyüdük dedik ya ?
Acaba o şarkıda dediği gibi kirlendi mi bu koskoca dünya …?

Yoksa, yoksa, okuduk anladık, gördük, kavradık, duyduk, inandık,öğrendik, şaşırdık, sevindik, sarıldık ve kızdık yumruklaştık mıydı bu oyun, resmin bütününe bakınca ?
Hayat denen kavgalarımızdaki ekmek ile işin arasında.

Artık asma filizlerinin ekşi tadı gelmiyor kırıp da ağzımıza atınca.
Büyüyünce öğrendik ki, hayat ekmeğin, ekmek işin ucunda.

Nuriye GÜLMEN ve Semih ÖZAKÇA …

İki akademisyen.
Halk diliyle iki hoca.
Eğitimin ticarete, öğrencinin müşteriye, okulların da ticarethaneye dönüştürüldüğü bugünlerde iş ve ekmek kavgasında.
Olağanüstü Hal (OHAL) kapsamında çıkartılan Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile görevinden uzaklaştırılan akademisyen Nuriye Gülmen ve öğretmen Semih Özakça, Yüksel Caddesi İnsan Hakları Anıtı önünde 195 gündür eylem yapıyordu.

Gülmen ve Özakça, 75 gündür de açlık grevindeydi.

Sonrası hepimizin malumudur ki, işinden ekmeğinden olan bu insanlar, ite kaka, tekme tokat gece yarısı evleri basılarak, eşi ve avukatları ile haydi gözaltına.

Bu yazının kaleme alındığı dakikalarda savcı karşısındalar,yolları ya zindana ya da meydanlara bu ekmek kavgasında.
Sevgili dost ;
birilerinin iki dudağının arasındaysa ekmeğiniz, işiniz, hayatınız ve buysa Yenikapı demokrasisinin getirdiği sofralarınıza, bir de tutunacağınız hukuk ve evrensel değerler yine o birilerinin copu ve gözü altındaysa, işinden edilenler, ekmeğinden vazgeçip kursağına günlerdir tek lokma koymuyorlarsa, hele dün beraber yürüdük biz bu yollarda, ne istedin de vermedik diyenler hala koltuklarında oturabiliyor ve o copu vur diyebiliyorsa, Ankara’da insan hakları heykeli dahi göz altındaysa,umudunuzu yitirmeyin, yenilmeyin derim bu kara günlerin umutsuzluğuna.

Konu ekmek ve iş olunca alnımızın teridir dökeceğiz elbet, hakkıyla.

Karşıyız bu prangalara, İnsan yanlarımız ve insan haklarımızla …

Hürriyet ekmeğin kokusunda.
Biz haklıyız !
Biz kazanacağız,eninde ve  sonunda …

Atatürk ile kalın !
Selam ve #hayır ile …
Cem Ayaz
Bağımsız Gazete
23.05.2017