Galeri

İlber Ortaylı’nın Seyahatnamesi’nden görülmesi gereken yerler


Galeri

Yaşamını tarihe adayan İlber Ortaylı onlarca ülke ve yüzlerce şehir dolaştı. ”Zamanında sürekli ve düzenli bir seyyah oldum” diyen tarihçi …



Yaşamını tarihe adayan İlber Ortaylı onlarca ülke ve yüzlerce şehir dolaştı. ”Zamanında sürekli ve düzenli bir seyyah oldum” diyen tarihçi İlber Ortaylı kendi tabiriyle çocukluğundan beri gezen biri. Gerek akademik kariyerinde konuk hoca olarak gittiği yabancı üniversiteler, gerek yüksek lisansı için gittiği Chicago Üniversitesi akla gelen örneklerden birkaçı. 

Seyahat etmeyi çocukluğundan beri heyecanlı bir uğraş olarak gören usta tarihçi, coğrafya ve seyahat için “tarihi olay ve kurumları ikinci el bir kaynaktan okuyup geçmektense arşiv bilgileri ve daha ayrıntılı monografilerle desteklemek tarihin o dönemini ve alanını daha iyi anlamamızı kolaylaştırıyorsa, coğrafya da ansiklopedi ve haritanın ötesinde gözlemek ve yaşamakla kıvranılır. Dahası coğrafyasız bir tarih de düşünülemez” der.

Yurtdışı seyahat denilince çoğu zaman ilk tercih Avrupa olsa da, İlber Ortaylı Doğu’nun kadim topraklarını işaret ediyor ve oralara da gidilmesi gerektiğini söylüyor.

İLBER ORTAYLI’DAN TÜRKİYE’NİN UĞRUNA SEYAHAT EDİLECEK 17 ESERİ

BOSNA HERSEK

“İnsan bunaldığı zaman Bosna’ya gitmeli. İslamiyet’in en hoş yaşandığı yer orasıdır. Kazan da öyledir ama fazla kozmopolit. Saraybosna’da Müslümanlık, Osmanlılık ve medeniyet birleşmiş. Sade insan sesiyle ezan okunur orada. Güzeldir. Dünya hakkında ümidinizi yitirirseniz Bosna’ya gidin”

İRAN

“İsfahan’dan başlayın. İlk görülmesi gereken hat Tebriz-İsfahan hattıdır. İkinci hat ise Tahran’dan başlayan ve İsfahan’a giden hattır. Kaşan ve Kum görülür. Sonra Yezd. Eski İran’ı görmek istersen de Şiraz. İranlılar, şehirlerini bozmaz. Ben de kültürlerini koruyanları severim. Unuttuğumuz Türkçenin kökü de oradadır, konuşurlar. Münevver bir halktır. Şiir ve tarihten uzak yaşayan bizim yeni nesillere göre İran’ın farkı budur”

ENDÜLÜS

“İspanya’da devlet adamları her dindendi. Ortaçağ Yahudi kültürünün en önemli eserlerini veren İbn-i Meymun (Maimonides) burada yetişmiştir. Sinagoglar Orta Çağ Yahudi mimarisinin harika örnekleriyle doludur. İspanya büyük tabip İbn-i Sina, tasavvufun büyük müridi İbn-i Arabi gibi büyük adamların yurdudur. Sosyologların parlak hocası İbn-i Haldun’un bile kökleri buradadır.

Endülüs, İbn-i Arabi’yi çıkaracak kadar mistikti, tasavvufun öncüsüydü ama bir tarafı ile bütün dinleri ve adetleri inceleyecek ve öğrenecek kadar da açıktı. Bu toplum, İbn-i Rüşd’ü ve Yahudi bilgin-düşünür Maimonides’i aynı şehirde, Romalı Seneca’nın Kurtuba’sında ortaya çıkarmıştır”

ÜRDÜN

“Bizde Arapları küçümser bir kesim ama buna kimsenin hakkı yok. Çünkü miraslarını çok iyi koruyorlar. Araplar, şehirlerine gözleri gibi bakar. Bizde yaşadığımız şehir göz göre göre batarken, sağa sola peşkeş çekilirken kimsenin sesi çıkmaz. Petra, Roma devrinin şehridir. Kervan yollarının üzerindedir, kayalara oyulmuş müthiş bir şehirdir. Korunmuş şehir görmek isteyen Arap şehirlerini dolaşsın”

SEMERKANT

“İnanılmaz bir Orta Çağ medeniyeti. Hiçbir yerde öylesi yok. Kalmış, korunmuş. Evler sade ve sakin. Avlu içinde kerpiç evler. Gökdelen yok. Bilhassa Semerkant ve Buhara ardından da Taşkent’te gökdelen filan göremezsiniz. Geceleri Semerkant’taki Registan Meydanı’nda oturmalısınız. Ateş seyretmek gibi bir şey, büyüleyici. Tefekküre dalıyorsunuz, hayal kuruyorsunuz”

SURİYE

“Suriye, tarihsel süreç içerisinde önemli bir coğrafyayı kapsar; fakat o Suriye, bugünkü Suriye değildir. Şam, İslam dünyası için Mekke, Medine ve Kudüs’ten sonra gelen önemli bir şehirdir yani Şam-ı Şerif’tir. Şam ve Suriye bizim tarihimizin hem klasik dönemde hem de 19. yüzyılda en ilginç olaylarının cereyan ettiği bir yerdir. Osmanlı tarihinin hiçbir safhası yoktur ki Suriye onun içinde olmasın.

Suriye meziyetleri olan bir ülke… İç savaşa kadar, geçmişe nazaran on kat büyümesine rağmen, ne Halep’in ne de Şam’ın eski sokak ve binaları tahrip edilmişti. Mutfak kültürleri de aynı şekilde devam ettirilmekteydi. Bu ülke kendisine Osmanlılığın dışında bir kimlik aramış mıdır? Elbette ama zaten burası ulusların, kavimlerin, dinlerin binlerce yıl birlikte yaşadığı bir yerdir. Bu renklilik içerisinde Türkiye’nin de buraya ilgisiz kalması düşünülemez. Asıl önemlisi bizler Türkiye tarihini öğrenirken Suriye-Lübnan-Filistin çizgisini ihmal edemeyiz. Buraları tanımayan, bilmeyen bir gençliğin, bırakınız uzak tarihi, çok yakındaki Türkiye tarihini bile anlayıp kavraması mümkün değildir”

İSRAİL

“Bu küçük coğrafya Ortadoğu’nun en yoğun kesiti ve sorunların çözülmezliğinin en iyi ifadesi… Bir yanda en ilginç mimari eserler, bir yanda hayat kavgasını ifade eden alelacele inşa edilmiş çirkin yapılar; yeşillik ve tabiat güzelliği yanında depo, fabrika, siloların getirdiği çevre kirliliği bir arada. Dünyanın hiçbir köşesi insanı her an iki bin yıl geriye götürüp sonra tekrar zamanımıza getiren böyle bir zihinsel mekanizma oluşturamaz”

RUSYA

“Ben küçük Volga şehirlerini severim. Mesela Yaroslav, şüphesiz Moskova’nın o büyük curcunasını ve kendine has yönlerini seversiniz ama orada gezmek değil yaşamak güzeldir. Gecelerine karışmak, sosyetesini bilmek. Ama Petersburg tabii bambaşkadır”

MAKEDONYA

“Etnik bakımdan renkli olan Balkan ülkelerinin içinde en renklisi Makedonya… Burası bir milliyetler deposu… “Karışık dondurma” Makedonya dendiği kadar var. Tarihte Büyük İskender, Justinyen, Mustafa Kemal gibi komutanlar ve devlet adamlarını yetiştiren Makedonya’nın tarihine sahip çıkması, özgün kişiliğini koruması için komşularının ve Avrupa’nın gayret göstermesi gerekiyor”

MACARİSTAN

“Macaristan, Avrupa’nın özgün ve köklü bir ülkesidir. Macarlar da zihniyetleri itibarıyla ilginç bir halktır. Bu millet, Volga-Oka boyundaki Başkırlara, İskandinavya’daki Finlilere ve Baltık’taki Estonlara kadar akrabalık ilişkileri ile bağlıdır. Buda ve bilhassa Peşte tarafının bütün binaları 19. asırdaki özelliklerini koruyor. Budapeşte tıpkı Barselona gibi, hatta ondan daha çarpıcı ve muhteşem bir biçimde her binası ile ayrı bir üslubu ve dünyayı temsil ediyor.

Budapeşte benim kafamı dinlediğim, hayat için planlar yaptığım yerdir. Buda ya da Budin’de halen çok iyi kitapçılar var. Prag, müzik şehridir. Kültürlü insanların olmadığı bir şehrin karakteri olmaz. Kasaba kütüphanesinde birinci sınıf kütüphaneci varsa güzeldir o şehir”

İTALYA

“Ben İtalya’yı severim. Şehirlerden de Roma’yı. Ama küçük bir şehir olan Siena’yı da severim. Dinlenmek ve okumak içinse Venedik’in çok yakınındaki Padova’yı. Venedik’te yaşanmaz ama Padova sakindir. Sıcaktır İtalya’nın şehirleri”

SELANİK

“Makedonya’nın başkentidir… Bir Yunan şehriydi sanmayalım, bugün öyle. Osmanlı onu Mart 1430’da Venediklilerden aldı. Katolik kilisesinin zulmü altında inleyen yerli halk bu fetihten hiç de şikayetçi görünmüyordu”

İSPANYA

“Barselona’da hayallerdeki eski Avrupa yaşıyor. Katalonya için İspanya’nın içindeki Akdeniz derler ama burada Akdeniz limanlarına has çapaçulluğun görünmediği açıktır. Alışılmamış manzaralardan biri de 50-60 yaşındaki çiftlerin hafta sonunda belirli dans kulüpleri önünde kuyruk oluşturmasıdır”

JAPONYA

“Japon milleti müze düşkünüdür; gerçi ülkelerinin zengin ve eski bir tarihi var ama bu daha çok tahrib edilmiş bir tarihi çevredir. Japon sanatçılar mimaride de, heykelde de ahşabı çok kullanmışlar. Onun için Çinlilerde olduğu gibi her köşede 2 bin yıllık bir heykel, her tepede bin yıllık bir mabet ve pagoda yükselmiyor. Japonya bazı “ilk”lerin ülkesidir. Mesela, yeryüzünde bugüne kadar bilinen ilk seramik Japon adalarında imal edilmiştir. Japonya yaygın okuma-yazmanın da gerçekleştiği ilk yeryüzü ülkesidir”