Gündem

İyi bozdurmalar…


Gündem

Vatandaş, yükselen dövize karşılık döviz bozduruyor(muş). Aklı başındaki her kişi tarafından iktidarı gayrimeşru olarak görülen AKP’gillerin çağrısı üzerine yeni şeytanımız, AB-D emperyalizminin paraları oldu. Yeni moda, döviz taşlamak…

ABD, neyse ki Trump gibi bir akıl hastasının başkan olarak seçilmesi ile uğraşmakta, kendi derdine düşmüş durumda. Eskiden olsa, sen misin dolar yakan! Derhal bir 15 Temmuz benzeri girişim ile kulakları çekilirdi Kaçak Saray’dakinin. Anlaşılan ona bile gerek durmak bir yana, en irisinden yarı-sömürgesinin bu durumuna (başlarını kaşımaya fırsat bulurlarsa) bol bol gülüyorlardır. Tüm çabalara(!) rağmen, Dolar 3,7 TL, Euro ise 3,9 TL’den işlem görüyor.

Haydi o ekşi tattaki soruyu soralım: Türk Lirası, neden diğer paralara karşı (hatta AB-D emperyalizminin güttüğü cihatçı örgütler tarafından bölünmüş Suriye parası da dahil) değer kaybetmekte?

Eğer dördüncü güç olabilecek bir medyamız olsa, şu tespit yapılabilirdi; Türkiye ekonomisi dibi görmeye hazırlanıyor.

Türkiye ekonomisini güden parababaları ve esnaf, bu özelliğine rağmen gerçeği yansıtmayan düşük enflasyon rakamlarına, kaçak Suriye ve her ulustan işçinin emekgücü üzerinden dönen işlere bakmıyor. Bir defa piyasada nakit yerine başka değişim araçları dolaşmaya başladı mı? İşte buna bakılıyor.

Memlekette üretim bitmiş, ürün üretimi dibi görmüş, ithalat alabildiğine artmış, köprüden bile dövizle geçiliyor. Lirayı güçlendirecek hiçbir neden bulunmadığı gibi, bir de değerli damat Rezza, ABD’de gerçekleri açıklamayı bekliyor.

Sömürdüğü petrolü üretim güçlerine yatıran, işçisinin emekgücünüalınterinin son damlasına kadar sömüren, ara tabakalarına ise bir parmak bal çalmaktan geri durmayan ABD’nin dolarına karşı ne yapılsa boş.

Televizyon izlediğinde çoşan ve sarayın soytarısı gibi giyinen amca dışında, gününü zaten bankada ya da “hastanede gelin adayı bulmaya” giden ev hanımlarımız, zaten altın almanın dahi haram olup olmadığını sorgularken, sahi bu dolarları ne yapacaklar?

Yüksek kurdan değil de, yitip giden dövizden dolayı keyfi kaçan parababalarımız, olmayan yastık altına el attılar tekrardan.

Akıllar başa gelir mi? Har vurup harman savuran, sürekli mal küpleyenparababalarının yaşam garantisi, üretime dönmeleri dersek yalan olur. Onlar çoktan ithalata, borçlanmaya dayalı düzenin afyonkeşliği içinde, iflah olmazlar.

Onları asıl rahatlatan durum, halkımızın isyan kabiliyetinin az olduğu bir dönemde olduğunu bilmeleridir. Karşılarında onları titretecek bir güç yok diye bilmektedirler.

Soygunun arsızca devam ettiği bu günler, bu yönü ile hem karadır, kara olduğu gibi de artık aydınlanmaya yakındır. İşsize, iflas etmişe, soyulmuşa, dolandırılmışa, BES’lenmişe umut olmak, gözleri açabilmek için müsaittir.

İktidar, çoktan durumu itiraf etti. “Bazı şeyler iyi gitmiyor” dedi. Yeniden “tüketin, ekonomiyi canlandırın” dedi. Ancak bu defa işler böyle gitmeyecek.

Gelin bu defa, işimizi kendimiz halledelim.