Gündem

KADINA ŞİDDET.


Gündem

Kadınlara, yalnızca kadın oldukları için uygulanan veya kadınları etkileyen, cinsiyete dayalı bir ayrımcılıkla kadının insan hakları ihlaline yol açan her türlü tutum ve davranıştır.



Her gün erkekler tarafından öldürülen, tecavüze uğrayan ve şiddet gören kadın haberleriyle kahroluyoruz… Bu sebeple, erkekliğimin en büyük utancıyla tüm kadınlara üzüntülerimi sunar, manevi huzurlarında saygıyla eğilirim.


Tarihi açıdan, Anadolu’da asırlarca kadınlara ana tanrıçalık, kadın evliyalığı, aile reisliği tanınmıştır. “Dede Korkut” hikâyelerinde anne olan kadın, “Tanrı Katında” sayılmıştır. Eski Türklerde, Hunlar, İskit, Göktürk, Şamanizm vs de kadın ayırımı olmadığı gibi birçok konuda erkeklerden üstün tutulmuştur.


Anadolu’da; kadının bereket ve doğurganlık sembolü olduğu Artemis, Kibele vs heykellerde simgelenmiştir. Viyana’daki Efes Müzesinin girişinde çektiğim fotoğrafta, Türkiye’den kaçırılan Artemis heykeli bunun en güzel misalidir.


Platon: “Kadınlar da ayni eğitimi alırsa, erkek gibi iyi yönetici olurlar.” Sinoplu Diyojen: “Sekslerin birleşmesi karşılıklı rızaya bağlıdır.” Orta Çağda Bilgen’li Hildegard: “En bilimsel kişiler kadınlardır.” vs demişlerdir.


Gılgamış Destanında; Gılgamış dağlarda hayvanlarla büyüyen arkadaşının eğitilmesi için Baş Tanrıçadan yardım ister. O da en iyi rahibesini görevlendirir. Rahibe de onu her yönden üstün insan olacak şekilde eğitir. Bu 5.000 sene evvel vurgulanan kadınların eğiticiliğinin simgesidir. Ayni hikayede kadınların gazabı da vardır.


Ancak asırlardan gelen erkek hegemonyasıyla, orta çağda ilk kadın hakları öncüleri Olympe de Gouges ve Rosa Lacombe yi giyotinle öldürülmüşlerdir.


Cumhuriyetten sonra Atatürk Avrupa’da ilk olarak kadınlara seçme ve seçilme hakkı ile birçok kadın hakları tanınmasına vesile olmuştur. Fakat eğitimsizlik, erkek egemenliği, birçok açıdan dinin yobazlarca yorumlanması kadınların bu hakları kullanmalarına engel getirmiştir. Ne yazık ki; erkekler eğitilememiş, kadınlar hakkında yapılmış yargılar da erkek mantığına göre olmuştur.


Oysa kadınları elde edinceye kadar yalvarıp, ahlar yakan ne şiir ve şarkılar derlenmiş. “Kadehinde zehir olsa ben içerim bana getir” misali. Ama ne yazık ki elde ettikten sonra kadınlar mutlu edilememiştir.


Yavuz Sultan Selim âşık olduğu Türkmen kızı için “Benim gücümün korkusundan aslanlar bile titrerken, beni bir ahu gözlüye esir etti felek” demiş!


Babam denizciydi. Aylar süren seferlerinde annem, biz üç erkek kardeşe bakmak ve eğitmek için çırpınırdı. Bu yüzden küçük yaşta anneme acır ve büyük saygı duyardım. Bu bende ileriki yıllarda kadınlara karşı acıma, saygı ve onları kendimden üstün görmeme sebep oldu. Bu bana ayrıca ağır bedeller de ödetti!


Kadın vücudundaki çekicilik, asırlardır erkekler tarafından sakıncalı ve ayıp görülerek saklatılmaya çalışılmıştır. Birbirinden soyutlanan kadınlar ve erkekler; karşılıklı sevgiyi, dostluğu ve birlikte mücadeleyi de kaybetmişlerdir. Eğer güzellikler kadınlarla paylaşılamıyorsa neye yarar! Yaşam kadınlarla birlikte güzel ve anlamlıdır.


Nazım Hikmet’in aşağıdaki dizeleri kırsal yörelerdeki kadınların durumunu ne çarpıcı dile getirmektedir:
“Ve kadınlar,
Bizim kadınlarımız.
Korkunç ve mübarek elleri,
İnce küçük çeneleri, kocaman gözleriyle
anamız,
avradımız, yarimiz.
Ve sanki hiç yaşamamış gibi ölen
Ve soframızdaki yeri öküzümüzden sonra gelen
Ve dağlara kaçırıp uğrunda hapis yattığımız,
Ve ekinde, tütünde ve pazardaki,
Ve karasabana koşulan
Ve ağıllarda
Işıltısında yere saplı bıçakların
Oynak ağır kalçaları ve zilleri ile bizim olan
Kadınlar,
Bizim kadınlarımız!.”


Kadınları ezildiği bir dünya, ataerkil kültürün yozlaşmış kalıntısıdır. Kadınları ezen erkekler de bu görgüyle büyümüş güçsüz erkekledir.


Şüphesiz yazım tüm erkekler kötü, tüm kadınlar iyi anlamı taşımasın. Amacım kadına şiddeti vurgulamak. Kadın erkek eşitliği diyerek kadın ve erkeğin “Aynılaştırılması” ve karşılıklı çekişmeye götürmek de yanlış. Bunu ayni haklara sahip olunması anlamında düşünüyorum.


Aiskhylos M.Ö. 500 yıllarında yazdığı eserinde; “Agamemnon, donanmasını düşman sularına götürecek rüzgârın esmesi için, öz kızını tanrılara kurban eder. Kızın annesi Klytaimestra öcünü Agamemnon’u öldürerek alır ve “Görülen iş beceren işçiye layıktır” diye bağırır. Kadınları gazaba getirmeye de gelmez!


“Chateubriand “Kadınları çok sevmiş olanların cezası, onları daima ve daha çok sevmektir.” demiş. Bence de; “Sensiz yaşanmaz bu dünyada imkanı yok… Ben sana mecburum bilemezsin!”


Yaşamımızın vazgeçilmezi, sevgimizin, yetkinleşmemizin, mutluluklarımızın, yaşanıp beraber paylaştıklarımızın bütünü tüm kadınları, başta değerli eşim olmak üzere sevgi ve saygıyla selamlıyorum.