Bağımsız Özel

Kılıçdaroğlu, Atatürk olabilir mi?


Bağımsız Özel

“Kılıçdaroğlu’nu yedirmeyiz ama…” yazımın üzerine gelen binlerce yoruma istinaden yazıyorum. Öncelikle; ya adam gibi yazıyı sonuna kadar okuyun eleştirin ya da daha başlamadan kapatın sayfayı! *** Söz konusu yazım üç bölümden oluşuyordu; buradan okuyabilirsiniz. Birinci bölüm, yaptığımız analizle ilgili kısa bir bilgi içeriyor. İkinci bölüm, Kılıçdaroğlu’na yumurta atan insanımsıyı kapsıyor. Üçüncü bölüm ise, Kılıçdaroğlu’nun 20 […]



“Kılıçdaroğlu’nu yedirmeyiz ama…” yazımın üzerine gelen binlerce yoruma istinaden yazıyorum.

Öncelikle; ya adam gibi yazıyı sonuna kadar okuyun eleştirin ya da daha başlamadan kapatın sayfayı!

***

Söz konusu yazım üç bölümden oluşuyordu; buradan okuyabilirsiniz.

Birinci bölüm, yaptığımız analizle ilgili kısa bir bilgi içeriyor.

İkinci bölüm, Kılıçdaroğlu’na yumurta atan insanımsıyı kapsıyor.

Üçüncü bölüm ise, Kılıçdaroğlu’nun 20 vekili dokunulmazlık konusunda ‘Evet’ demeye zorlamasının eleştirisiydi.

Son bölümü gören partililer, sosyal medyanın bütün kollarından ve özel e-posta adresimden sağolsunlar o zekice küfürleri eksik etmediler.

Küfürlerin nedeni de ikiye ayrılıyor.

Birisi bildiğin AKP seçmeninden farksız olmayan seçmen kitlesiydi.

Yani…

Yazının manşet resminde benim fotoğrafım olduğu için yumurta atanı ben sanarak küfürlerini eksik etmediler.

İkinci grup ise daha vahim.

Kılıçdaroğlu’nu eleştirmem dolayısıyla küfür etme gereği duymuşlar.

Birinci gruba ne anlatsam boş.

Sözüm ikinci gruba…

***

Sevgili dostlar,

Kurtuluş Savaşı ve Çanakkale Savaşı’nı sizlere anlatmayı kendime zül addederim.

Bu nedenle orayı es geçip meramı anlatmaya çalışacağım,

Bunu neden eleştirdim?

57. Alayı hepinizin bildiğini farz ediyorum.

Anzaklar karaya çıktıklarında Mustafa Kemal o ünlü sözleri söyler:

“Ben sizlere savaşmayı değil, ölmeyi emrediyorum.”

Kuşkusuz ki orada düşman askerinin püskürtülmesini ve savaşın seyrini değiştirmesini sağlayan cümleydi bu.

Diyeceksiniz ki, “Bunu, bize niye anlatıyorsun be adam?”

Cevaplayacağım ama bir küçük bilgi daha vermem gerekli.

Burayı unutmayın.

***

Parlamento’da, “HDP’lilerin yargılanmasının ve aynı zamanda partili cumhurbaşkanının önünü açacak olan yasa teklifi CHP’nin 20 ‘Evet’ oyuyla” geçti.

Ve arka planda Kemal Kılıçdaroğlu vekillere:

“Arkadaşlar ben bunu yaparak siyasi hayatımı bitiriyorum, biliyorum. Ama yapmak zorundayız, milleti referandumla perişan edemeyiz, lütfen destek olun.” Dediği biliniyor ki bizim eleştirimiz de bunaydı.

***

Şimdi sorunuzu cevaplayayım.

Ama bir soru sormam lazım.

Şimdi Atatürk  savaş esnasında o dehasını kullanmayıp da, “Halkın evlatlarını burada ölüme gönderemem, biliyorum askeri hayatımı bitiriyorum ama teslim oluyoruz” deseydi…

Bugün, “Çanakkale Geçilmez” sözünü duyabilir miydik?

Ya da…

Kurtuluş Savaş’ından bahsedebilir miydik?

Daha bunlara binlerce örnek verilebilir ama kısa kesiyorum…

***

Beyler, hanımlar; Unutmayın!

Sizler CHP’lisiniz ve CHP yöneticisisiniz.

“O” dehanın partisindesiniz.

Bugün o deha olsaydı korkarak değil cesurca davranırdı.

Halka yaranmak yerine halkın yararına davranırdı.

Bizim eleştirimiz buna.

Farkındaysınız biz MHP’yi değil, CHP’yi eleştiriyoruz.

CHP’nin kültürü bu, doğru olanı yapmak.

Sizlerle bir korkak gibi hep yancı olmayı tercih ettiniz, hiddetimiz buna bizim!

***

Bu yazıdan sonra gelecek muhtemel sorulara da şimdiden cevap vereyim.

Diyeceksiniz ki, “HDP’yi yargılamanın neresi yanlış, doğru olanı yapmadık mı?”

Arkadaşlar, ‘Milli İrade’ diye zırlayanlar 7 Haziran da ne yaptı?

Milli İrade’yi çiğnedi.

Başbakan Davutoğlu’nu alırken ne yaptı?

Milli İrade’yi çiğnedi.

Ve şu an kabul edersiniz, etmezsiniz.

Halkın seçtiği vekilleri yıkmak istiyor, yani ne yapmak istiyor?

Milli İrade’yi bir daha çiğnemek.

Ama yapılmasını ister miydim?

İsterdim.

Delikanlıysanız kaldırın bütün dokunulmazlıkları.

O zaman verelim destek ama yok, amaç sadece diktatörün her istediğimi yapabilirimi hissetmesi.

Siz bu oyuna alet oldunuz.

Şimdi yine küfürlerinizi edin, gülerek okuyacağım tekrar.

Anlayanlara, dinleyenlere, saygıyı bilenlere,

BİN SELAM OLSUN!

Devrimin bütün sıcaklığıyla hepinizi selamlıyorum.

TEŞEKKÜR:

Bu kadar kötü şeylerden bahsettik fakat yazım 20.000 kişiye erişmiş bu kadar beğeni ve bir bu kadar da paylaşım gelmiş. Mesaj ile, yorum ile beğenilerini, iyi dileklerini ileten herkese özellikle o 20.000’e ulaşmama destek olan herkese tek tek teşekkür ederim.

cavitkinali16@gmail.com