Yazı İçi Başlık Üstü Reklam Alanı

Ne mutlu 16 Nisan’da önümüze konacak BOP hendeğinin farkında olana …

Yazı İçi Başlık Altı Reklam Alanı
 Ne mutlu 16 Nisan’da önümüze konacak BOP hendeğinin farkında olana …
Yazı İçi Makale Üstü Reklam Alanı

Yalan …

Doğru olmayan, gerçek olmayan söz, kıtır diyor Türk Dil Kurumu.

İçerik Sayfası Reklam Alanı
 

Aldanan da, doğru ve gerçek olmayan söze inanan olsa gerek.

Aldatan ise bildiğiniz yalancı.

Kime sorsak, yalana ve yalancıya karşıdır hani …

Bir başkasından bu sorumuzun cevabını alırken bile, hatta bu soruya verdiğimiz kendi cevaplarımız dahi birer parça yalana yenik değil midir ?

Bir kaçıştır yalan.
Hepimizin için zaman zaman köprüden önce son çıkış.

İnsanız çünkü ve her köprü istediğimiz yöne geçmiyor olabilir.

Hepimizin kendine yada bir başkasına söylediği yalanlar vardır.

” Hayır, olur mu ? Yok öyle bir şey ” dersek eğer, o bile yalan …

Kıyısından, köşesinden, kenarından geçiyor gibiyiz yalanların.

Sanıyorum, ruh ve aklımızın birer kara deliği.

Hangi konuda, ne zaman, nerede, kimi çekmek istersek, ister istemez ve kaçınılmaz olarak kendimizin de düştüğü bir kara delik.

Yalanın pembesi, karası, küçüğü, büyüğü, sahibinin eline, koluna vurduğu prangalardır da desek yanılgıya düşmeyiz.

İnsan yalan söyler.
İnsan aldatır.
İnsanlar aldanır.

Ya devlet ?
Ya devlet adamı ?
Ya siyaset ?

Yalan söyler ?
Kandırır ?
Kandırılır mı ?

Bence tam bir kara delik !!

Sevgili dost,
konuyu elbette dünün kandırılan, bugünün ise ” Ne aldanan ne de aldatan” larına getirmek, hepimizin yararına olur diye düşünüyorum.

Yalan, doğru, gerçek ve hakikat kavramları üzerine bir büyüğümden dinlediğim bir fıkradan bahsedeceğim.

Küçük çocuk babasına giderek

” Baba gerçek ile hakikat ararsında ne fark vardır ” diye sorar.

Baba biraz düşünür.
” Oğlum ” der.
“Şimdi yukarıya çık, annene;

“Anne kapıda Alain DELON var, seninle 10 bin dolar karşılığı bu gece birlikte olmak istiyor ” de, der.

Evin oğlu üst kata çıkar ve geri döner.

Babası ” Ne cevap verdi oğlum ?” diye sorar.

” Annem çok sevindi, etekleri zil çaldı ” cevabını alır.

Baba ;
Şimdi de, git ablana “Abla kapıda Brad Pitt var, seninle 10 bin dolar karşılığı bu gece birlikte olmak istiyor de, cevabı al gel ” der.

Çocuk koşar ve yine heyecanla geri gelir.

” Baba ablam sevinç çığlıkları ” atıyor ” der.

Baba oğluna dönerek ;

” Bak oğlum, gerçek ve hakikat arasındaki fark şudur. Kapıda ne Alain Delon ne de Brad Pitt var değil mi ? Bu gerçektir.

Bu eve gelince de, bu evde iki fahişe var, işte bu da hakikattir ” der.
Hikaye bu tabi.
Aldanan, aldatılan, gerçek ve hakikat arasındaki farkı anlatmaya yarayan bir hikaye.

Dün kandırıldım diyenlerin, bugünlerde ” Ne aldatıldım, ne aldattım ” demeleri gibi.

Zaman zaman, belki de çoğu zaman, görünen gerçekler ile hakikat arasında çok fark var.

Sevgili dost ;

Kandırıldım lafları ne kadar gerçek ise, ne aldattım,ne de aldatıldım lafları o kadar hakikatleri içermekte.

Yukarıdaki hikaye,100 bin dolarlar, saltanat, makam mevki, fiili durumlarının vebali, dün kandırılanların bugün ise aldatma ve aldanmayı red eden halleri günümüz inkarcılarının ibret dolu hakikatlarıdır.

Yukarıdaki hikayeye uyarlarsak ;

duyduğumuz, gördüğümüz, yaşadığımız her ne varsa ve bizlere her ne yaşatılıyorsa gerçek ve hakikatın arasında gibidir.

16 Nisanda önümüze konan EVET/HAYIR sandığı kapıda bekleyen BOP Projesi ise, evimizin içinde, sokağımızın köşesinde, cadde ve meydanlar, görsel ve yazılı basındaki full HD savrulan yalanlar da,üst katta emre amade hakikatler gibidir.

Dün kandırıldım diyenler ne kadar gerçeği söylüyorlarsa, bugün de aldatan ve aldanan olmadım söylemlerinin tutmadığı bir hakikattir anlayana …

Sevgili dost ;
ne mutlu elimizden geldiğince ne aldanan, ne de aldatan olmamayı başarabilen olanımıza.

Ne mutlu, kendi egemenliğinin GASPI için, 16 Nisan’da Büyük Ortadoğu Projesinin önümüze koyduğu hendeklerin farkında olana !

Atatürk ile kalın.
Selam ve #HAYIR ile !!!
Cem AYAZ
Bağımsız Gazete/06.04.2017

Yazı İçi Makale Altı Reklam Alanı
Yazı İçi Benzer Yazı Altı Reklam Alanı
Yorum Yap