Siyaset

Özlediğimiz Siyaset


Siyaset

Merhabalar.

Eve yeni döndüm ve sıcağı sıcağına kelimelere dökmek istedim aklımdakileri… Cumhuriyet Halk Partisi Nilüfer İlçe Başkanlığı, referandum günü okullarda, sandıklarda görev alan üye ve gönüllüleri için bir teşekkür yemeği düzenledi. Yemekle ilgili aktarmak istediğim birkaç nokta var. Sizlerle paylaşmak istiyorum.

Yemek başlamadan önce izlediğimiz ve kocaman bir aile olduğumuzu vurgulayan slayt gösterisi çok güzeldi. Emeği geçen herkese teşekkür etmek isterim. Aile olmak, bir olmak, biz olmak kavramlarından her geçen gün uzaklaşıyoruz ve yabancılaşıyoruz birbirimize. Bu film sayesinde, aslında aynı geminin yolcuları olduğumuzu hatırladık bir kez daha.

Slayt gösterisi sonrasında mikrofonu alan İlçe Başkanı Mehmet Turan Tansal güzel bir teşekkür konuşması yaparak misafirlerini onore etti. Konuşmasının sonunda, uzun süre partiye emek veren ve geçtiğimiz günlerde işten ayrılan Deniz Pehlivanoğlu’na bir hediye verilmesi çok ince bir jestti. Jestin büyüğü ise, bu hediyeyi takdim etmek için Tansal’ın, geçmiş dönem ilçe başkanlarını sahneye davet etmesi oldu. Yücel Akbulut erken ayrılmış fakat Özgür Şahin salondaydı. Özgür Şahin de yaptığı konuşma ile birlik olmanın önemini ve daha gidecek çok yolumuz olduğunu bizlere hatırlattı. Sonrasında sahneye İl Başkanı Şadi Özdemir çıktı, o da bir teşekkür konuşması ile bizleri onore etti sağ olsun.

Bu konuşmalardan sonra ben nikotin tüketimi amacıyla salonun terasına çıktığım ve gece bitene kadar da bir daha aşağı inemediğim için, sonraki konuşmacıları dinleyemedim maalesef. Kusura bakmazlar diye ümit ediyorum. Son anda duyduğuma göre milletvekilimiz sayın Orhan Sarıbal her zamanki gibi etkili bir konuşma yapmış. Video kayıtlarından takip etmeye çalışacağım.

Yemeğin genel özeti buydu. Özele indirerek belirtmek istediğim bazı noktalar var. Bildiğiniz gibi 21 Nisan tarihinde sosyal medya üzerinden yaptığım açıklama ile bir sonraki seçimde Nilüfer İlçe Başkan Adayı olduğumu beyan ettim. Bu beyanın üzerinden henüz on gün kadar bir süre geçmişken bu yemek düzenlendi. Bir olmak, birlikte olmak, aynı yolda beraber yürümek dediğimiz kavramların aslında hiç de içi boş kavramlar olmadığını bugün bir kez daha fark ettim.

Cumhuriyet Mahallesi üyesi olarak zaten katılacağım yemek için, sabah saat 11 gibi özel bir davet aldım ilçe yönetiminden. Telefonla bana ulaşan yöneticimiz Dilber Dereli, önce adaylığımı tebrik etti, sonra da beni Nilüfer İlçe Yönetimi adına yemeğe davet etti. Bu ince düşünce, özlediğimiz demokrasi ve kardeşlik ruhu mudur acaba diye düşündüm ve ziyadesiyle memnun oldum… Akşam oldu, salona ulaştım. Mevcut tüm ilçe yöneticilerimiz hayırlı olsun temennileri ve samimi gülüşleriyle karşıladılar beni. Özellikle terasta zararlı mamul tüketimi yapmaktayken Tansal Başkan’ın gelmesi ve aynı masaya oturmamız; sohbet etmemiz, birbirimize takılmamız bu aralar rakipler arasında, ya da bir başka deyişle halef / selef arasında pek de rastladığımız durumlar değil. Alıştığımız ya da alışmak zorunda bırakıldığımız siyasi ekol gereği Tansal bana arkasını dönmeliydi, o geldiğinde ben aşağı inmeliydim. Birbirimize sinsi ve kaçamak bakışlar atmalıydık… Öyle olmadı… İyi ki de olmadı… Öyle olmadığı için başkana “bir an eski ilçe başkanlarını sahneye çağırınca, Uğur da yeni adayımız hadi onu da sahneye alalım” diyeceksiniz diye çok korktum diye takıldım. Başkan’ın “o anda hiç aklıma gelmedi, keşke gelseydi de seni de davet etseydik, ne güzel olurdu” cevabı beni çok memnun etti ve aslında çok da umutlandırdı.

İlk günden beri söylediğim gibi, önümüze sandık konulana kadar, başkan ve yönetimle birlikte elimden geldiğince mücadeleye devam edeceğim. Ben edeceğim etmesine de, eleştirdiğim, beğenmediğim, tabiri caizse “senden daha iyisini yaparım” dediğim insanın ve insanların, bu denli sıcak ve içten davranması alıştığımız bir şey değil… Belki de o çok özlediğimiz birliktelik ruhunu, aynı yolda ve aynı hedefe birlikte yürüme arzusunu yakalamışızdır Nilüfer’de şimdiden. İsimlerden ve kişilerden bağımsız bir şekilde, gerçekten Nilüfer için, gerçekten Türkiye için ve geleceğimiz için çalışmak isteyen insanları bir araya getirebilmenin yolunu bulmuşuzdur, kim bilir…

İstediğimiz ve özlediğimiz tablo budur belki… Kardeşlik havasında, bayram havasında kurultaylar; sorunsuz ve kavgasız delege seçimleri; anahtar listelerin ve baskıların etkisinden uzak çarşaf listelerle girilen, herkesin istediği adayları özgürce seçebildiği seçimler… Bunları yaşama geçirmek için, yaşamak için çok geç değil…

Aynı geminin yolcularıyız, hedefimiz aynı. İktidarı hedefliyoruz, geleceğimizi kurtarmak istiyoruz, 15 senedir üzerimizde gezinen karabulutları dağıtmak, ülkeye bayram havası yaşatmak istiyoruz. Elimizden alınan özgürlüklerimiz, haklarımız geri verilsin istiyoruz. Bunları istediğimiz için de, bunları bize verebilecek olan Cumhuriyet Halk Partisi çatısı altında birlikte mücadele ediyoruz. Aynı takımın oyuncularıyız hepimiz, neden tüm gücümüzü rakiplerimizi yenmek için kullanacağımıza, birbirimizi ekarte etmek için kullanalım ki?

Uzun uzun yazıp da okuyanları da yormanın bir gereği yok. Başta Mehmet Turan Tansal olmak üzere tüm CHP Nilüfer Ekibi, önce yaptıkları güzel organizasyonla, sonra da çoktandır unutmuş olduğumuz o birliktelik ruhunu; eski başkanları sahneye davet etme jesti ve mevcuttaki tek rakipleri olan şahsıma dostane ve sıcak tavırlar göstermeleriyle bu gece büyük bir teşekkürü fazlasıyla hak ettiler.

İki rakibin, halef ile selefin, geçmiş ile geleceğin aynı masada, aynı sohbette olacağı nice birliktelikler diliyorum. Demek ki hala güzellikle siyaset yapılabiliyormuş. Hala saygı sınırlarında kalınabiliyormuş. Hala aynı geminin yolcuları, aynı hedefe yürüyebiliyormuş birlikte…

Birlik varsa, beraberlik varsa umut da vardır… Umudumuzu yitirmediğimiz, “Hayır, biz kazandık” demek yerine “Evet, biz kazandık” diye haykırdığımız güzel bir gelecek mümkün… Yeter ki biz olalım…

Saygılarımla.