Yerel Yönetimler

Prof. Dr. Şermin Külahoğlu’dan Uludağ Üniversitesi Rektörüne açık mektup


Yerel Yönetimler

Hakkında ‘devlet aleyhinde propaganda’ yaptığı iddiasıyla idari soruşturma açılarak derslerden el çektirilen Uludağ Üniversitesi Eğitim Fakültesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şermin Külahoğlu, Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Ulcay’a açık mektup yazdı. Uludağ Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanlığı, Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şermin Önder […]



Hakkında ‘devlet aleyhinde propaganda’ yaptığı iddiasıyla idari soruşturma açılarak derslerden el çektirilen Uludağ Üniversitesi Eğitim Fakültesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şermin Külahoğlu, Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Ulcay’a açık mektup yazdı.

Uludağ Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanlığı, Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şermin Önder Külahoğlu hakkında ‘devlet aleyhinde propaganda yapmak’ suçlamasıyla idari soruşturma açarak derslerinden el çektirmişti.

Soruşturma üzerine savunması alınan Prof. Dr. Külahoğlu, Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Ulcay’a açık mektup yazdı. “Özgürlüğü yalnızca  ‘düzene uygun’ düşüncelerin ifadesine bir ayrıcalık olarak sunan bir ortam, üniversite olamaz” diyen Külahoğlu, mektubunda, ”Üniversiteler yalnızca egemen ideolojinin ve ülkeyi yönetenlerin politikasının topluma kabul ettirilmesinin ve yeniden üretmesinin bir aracı olmamalıdır” ifadelerini kullandı.

“Üniversitenin, herkes için özgür düşünce ortamını öncelikle akademisyenleri için sunması, olmazsa olmaz bir gerekliliktir. Ben, öğrencilerimin merak eden, okuyan, araştıran, sorgulayan erdemli, çalışkan bireyler olmalarını, gördükleri olumsuzluklara ‘Hayır’ demeyi bilmelerini amaçlayan bir üniversite hocasıyım. Üniversite hocası, hizmetinde bulunduğutoplumun yürürlükteki normlarını sorgusuz benimsemek, ters düşmekten korkarak bütünleşmek zorunda değildir. Özgür düşüncenin olmadığı yerde evrensel bilim de olmayacaktır” diyen Prof. Dr. Külahoğlu’nun, Rektör Yusuf Ulcay’a yazdığı açık mektup şöyle:

”Üniversitemiz, “Bilimde Özgün, Düşüncede Özgür” sloganını ilke edinmiş bir “üçüncü nesil” üniversitedir. Belli ki bu bağlamda, aşağıdaki örneklerin hiçbirisi, “düşüncede özgür üniversite” tablosuna ters düşmemektedir.

Örneğin, üniversitemizin bir akademisyeni, dersinde onu, “Erdoğancı yandaş olmakla suçlayan” öğrencisine, dersin sınavından kaç aldığını sorup, yüz üzerinden otuz cevabını alınca, öğrencisinin “beğenmediği, nefret ettiği Erdoğan’ın en az dokuz politika sınavından yüz çektiğini” dersin konusu yapabilir. (Kaynak, rektöre gönderilen kopyada belirtilmiştir).

“Atatürk bir mitti ve bu mit öldü” görüşünü işleyebilir (Kaynak, rektöre gönderilen kopyada belirtilmiştir).

“9 yaşındaki kız çocuğuyla evlenilebilir” söylemiyle bilinen, bir hoca efendi (Nurettin Yıldız), Üniversitemizde “Hür gençlerin seküler dünya ile imtihanı” konusunda vaaz verebilir (Uludağ Mescit Topluluğu, 28 Aralık 2015, Mete Cengiz Kültür Merkezi),

Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) bayrağı ile Uludağ Üniversitesi ambleminin yan yana yer aldığı afişlerle, “Biz Ümmetiz-Grup Yürüyüş konseri” duyurulup, gerçekleştirilebilir. (21 Nisan 2016, Mete Cengiz Kültür Merkezi)

13-17 Nisan 2016 da Kutlu Doğum haftasında, Üniversite Cami bahçesindeki kermeste Kâbe maketi kurulur ve içinde bulunduğu söylenen sakalı şerife dualar edilir, ilahiler okunur. (http://testanasayfa.uludag.edu.tr/haberler/oku/dn/1513)

Bu örnekler, “üniversitemizin “Bilimde Özgün, Düşüncede Özgür” sloganının bilim yönüne pek uygun düşmese de, özgür düşünce uygulamaları olarak görülebilir. Ancak, madalyonun öteki yüzünde, yukarıda örneklenenlerden farklı bir yerde duran ve bu nedenle, özgür düşünce tablosunda yer alamayan bilim insanlarının, benim durumumda olduğu gibi, EĞİTİM SİSTEMİNİ ELEŞTİRMESİ bile suç sayılmakta, düşünmesine ve düşündüklerini özgürce ifade etmesine engel konulmaktadır.

Fakültemizin Akademik Genel Kurulunda bazı aykırı görüşlerimi belirttiğim için, hemen ertesi gününde (31 Mayıs 2016 tarihinde) Rektörlük tarafından 25 Mayıs 2016 tarihinde, bazı öğrencilerin şikayet ettikleri gerekçesiyle, hakkımda açıldığı belirtilen bir soruşturma başlatıldı. Dönemin bitmesine bir hafta kala derslere girmem yasaklandı, derslerimin UKEY platformunda, bana ait tüm ders bilgileri, (sunumlarım, ders materyallerim, öğrenci değerlendirmelerim), tarafıma hiçbir haber verilmeden, benim kullanımıma kapatılıp, tanımadığım bir öğretim görevlisinin bilgisine ve kullanımına açıldı.

İstiklal marşımız, şehitlerimiz, peygamberimiz, polislerimiz, devletimiz vb. aleyhine konuşmalar yaptığım iddialarıyla suçlanıyorum. Bunlara bir de EĞİTİM SİSTEMİNİ ELEŞTİRME suçu eklenmiş durumdadır.

Bu suçlamalar, şikâyetçilerden birisi olduğunu bildiğim bir öğrencinin, ırkçı mesajlarının ve kişiliğime yönelik hakaretlerinin yer aldığı twitter sitesindeki asılsız ifadeleriyle birebir aynıdır.

Üniversiteler yalnızca egemen ideolojinin ve ülkeyi yönetenlerin politikasının topluma kabul ettirilmesinin ve yeniden üretmesinin bir aracı olmamalıdır. Özgürlüğü yalnızca “düzene uygun” düşüncelerin ifadesine bir ayrıcalık olarak sunan bir ortam, üniversite olamaz. Üniversitenin, herkes için özgür düşünce ortamını öncelikle akademisyenleri için sunması, olmazsa olmaz bir gerekliliktir. Ben, öğrencilerimin merak eden, okuyan, araştıran, sorgulayan erdemli, çalışkan bireyler olmalarını, gördükleri olumsuzluklara ‘’Hayır’’ demeyi bilmelerini amaçlayan bir üniversite hocasıyım. Üniversite hocası, hizmetinde bulunduğu toplumun yürürlükteki normlarını sorgusuz benimsemek, ters düşmekten korkarak bütünleşmek zorunda değildir. Özgür düşüncenin olmadığı yerde evrensel bilim de olmayacaktır.

“Bilim insanlarının düşünmesi ve düşündüklerini özgürce ifade etmesi, kesinlikle sınırlandırılamayacak özgürlükler arasında yer alır ve olabildiğince geniş bir biçimde kullanılabilmelidir. Üniversite, hiçbir üyesinin bireysel görüşünü ya da bu görüşün kamuoyu önünde ifade edilmesini etkilemeye ya da denetlemeye teşebbüs etmemelidir”. (http://www.sabanciuniv.edu/tr/hakkimizda/akademik-ozgurluk-anlayisimiz)

Üniversitemin, “Bilimde Özgün, Düşüncede Özgür” soğanının içeriğini, bu perspektifle birleştirerek, hakkımdaki asılsız iddialara dayanan ve akademik özgürlük haklarımı gasp eden soruşturmacı tutumuna son vermesini talep ediyorum.

Gereği için bilginize sunulur.

Prof. Dr. Şermin Önder Külahoğlu
Eğitim Fakültesi ”

DESTEK İÇİN İMZA KAMPANYASI BAŞLATILDI

Bu arada Prof. Dr. Şermin Külahoğlu’na destek için imza kampanyası da başlatıldı.

 

 

(Kaynak: Bursaport)