Yazı İçi Başlık Üstü Reklam Alanı

Prostat kanseri ameliyat tekniğiyle literatüre girdi, Türkiye’ye döndü

Yazı İçi Başlık Altı Reklam Alanı
 Prostat kanseri ameliyat tekniğiyle literatüre girdi, Türkiye’ye döndü
Yazı İçi Makale Üstü Reklam Alanı

Son yıllarda ülke gündeminde de önemli bir yer tutan tersine beyin göçünün örnekleri arasında yerini alan Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Oktay Akça, Sağlık Bilimleri Üniversitesi (SBÜ) Kartal Dr. Lütfi Kırdar Eğitim ve Araştırma Hastanesi Üroloji-Üroonkoloji Merkezi’nde önemli başarılara imza atan ekibin sorumlusu olarak hastalara şifa kapısını aralıyor. 

Geliştirdiği yöntemle açık prostat ameliyatlarında görülmesi mümkün olmayan lenf düğümlerinin kolayca çıkarılmasını sağlayan Akça, klinikte birlikte ter döktüğü ekip arkadaşlarıyla yılda 2-3 bini özellikli, yaklaşık 7 bin başarılı ameliyata imza atıyor. 

İçerik Sayfası Reklam Alanı
 

Amerika’da yaşadığı süre içerisinde de 5 hastaya uyguladığı yöntemi insanlığın hizmetine sunmanın mutluluğunu yaşayan Akça’nın yurda dönmesinin ardından Türk hekimlerine de öğrettiği yöntemle yaklaşık 100 hasta sağlığına kavuştu. 

“BİLİMSEL ÇALIŞMALAR İÇİN YURT DIŞINDA OLMAMIZA GEREK KALMADIĞINI ANLIYORSUNUZ”

Amerika’dan dönüş serüvenini anlatan Akça, Türkiye’de 2002’de başlayan sağlık alanındaki olumlu gelişmelere daha çok katkı sağlamak için yurt dışındaki sistemleri incelemek üzere zaman zaman Amerika’ya gittiğini ancak bir süre sonra bunların yeterli olmadığını düşünerek orada yaşamaya karar verdiğini anlattı. 

Bunun üzerine Cleveland Clinic ile bir görüşme gerçekleştirdiğini aktaran Akça, görüşmede o dönem görev yaptığı Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi Üroloji Kliniği’nde geliştirdiği “Robotik Perineal Radikal Prostatektomi” yöntemi projesinin beğeniyle karşılandığını ve kliniğe kabul edildiğini söyledi. 

Akça, Amerika’da bu tür çalışmaları yaparken kliniklerin ciddi desteği olduğunu ifade ederek, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Çünkü bunlar inovatif işler, yani daha önce kimsenin yapmadığı şeyler. Onlar da o yönde benim önümü açınca yaklaşık 1,5 yıllık bir geri plan hazırlığından, kadavra çalışmalarından sonra biz bu ameliyatı Amerika’da tarifledik. Yani bizim Kartal’da açık perineal radikal prostatektomi olarak yaptığımız ameliyatı, orada robotik olarak uyarlamayı başardık. Daha sonra bunun bilimsel yansımalarını görmeye başladık. Çalışmamız ilk önce uluslararası bir dergide kapak oldu, daha sonra Amerikan Üroloji Kongresinde şahsi olarak ödülümü aldım. Daha sonra da yine canlı vakalar olarak yaptığımız serilerin yayınları prestijli dergilerde yerini aldı.”

Yöntemi hastalara uygulamaya başladıklarını, bu süreçte Türkiye’ye de gelerek bir ameliyat gerçekleştirdiklerini anlatan Akça, ülkesine hizmet etme arzusunun artması üzerine Amerika’dan geri dönmeyi düşünmeye başladığını söyledi:

“HERKESİN AİT OLDUĞU BİR KÜLTÜRÜ, AİLESİ VE BORÇLU OLDUĞU BİR MİLLETİ VAR”

“Esasen ben Amerika’ya yerleşmiştim, ailemle birlikte orada yaşıyordum. Hatta son çocuğum Amerikan vatandaşı, orada dünyaya geldi. İlk önce rahat bir yaşam ya da problemsiz bir hayat gibi gözükse de herkesin sonuçta ait olduğu bir kültür, aile ve borçlu olduğu bir milleti var. Bir müddet sonra artık bilimsel çalışma yapmak için illa yurt dışında olmamıza gerek kalmadığını, kendimizi daha huzurlu hissettiğimiz yerin her zaman evimiz, Türkiye olduğunu düşünmeye başladım.”  

“BİZİM İNSANIMIZIN KAFA VE ZİHİN YAPISI DA BİLİM ÜRETMEYE MÜSAİT”

Bunun sadece Türk milletine özgü durum olmadığını, ülkesinden uzakta yaşayanların belli bir süre sonra evini özleyerek aynı şeyleri düşünmeye başladığını dile getiren Akça, şöyle devam etti:

“Biz bilim adamıyız ve bu milletin yetiştirdiği doktorlarız. Evet diğer insanlardan öğreneceğimiz ve onlara öğreteceğimiz şeyler var ama kendi insanımıza hizmet etmekten daha güzel başka bir şey yok. Çünkü bizim yetiştiğimiz topraklar burası. Beni kendi ülkeme döndüren en önemli sözlerden biri de babamla yaptığım konuşmalardan birinde olmuştu. ‘Döneyim mi dönmeyeyim mi?’ diye kafam karışıkken, babam bana ‘Oğlum taş yerinde ağırdır.’ dedi. O da üstüne eklenince ben de artık ‘Ülkeme dönme vakti geldi.’ diye düşünerek ailemle birlikte döndüm. Bundan dolayı da mutluyum. Amerika’daki yaşantıma devam etseydim ülkemiz adına yaptığımız kazanım sadece Türk bilim insanının orada geliştirdiği bir yöntem ve bunun icrası olacaktı. İnsana hizmet her yerde aynı tabii ki, hiçbir farkı yok. Oradaki, buradaki hasta da hastadır. Ama orada oturmuş bir sistemde zaten bundan faydalanabilen insanlar varken, bizim ülkemiz şu an tırmanma aşamasındayken, ülkemizin yetiştirdiği doktorlar olarak bizim de taşın altına elimizi koymamız gerekiyordu. Bundan dolayı ben ülkeme dönme kararı aldım.”

Bilim yolunda ilerleyen gençlere de farklı ülkelerde tecrübe kazanmaları yönünde tavsiyelerde bulunan Akça, yapılacak bir atılımın fikri temelleri için Türkiye’nin öz kaynaklarının yeterli olduğunu dile getirerek, sözlerini şöyle tamamladı: 

“Sonuçta biz bir imparatorluk torunuyuz. Tıp fakültesi eğitimini nadir olarak kendi dilinde yapabilen ülkelerden birisiyiz. Birçok ülke tıp eğitimini İngilizce olarak yapıyor çünkü öz kaynakları yok. Bizim öz kaynaklarımız var. Dolayısıyla bizim insanımızın kafa, zihin yapısı da bilim üretmeye müsait. Sadece bunu oturup dizayn edip bir tetikleyici mekanizmaya ihtiyacımız var. Bunu da yurt dışı tecrübesi olan arkadaşlarımız dönüp ülkemizde çok rahat yapabilir.”

Yazı İçi Makale Altı Reklam Alanı
Yazı İçi Benzer Yazı Altı Reklam Alanı
Yorum Yap