Spor

Şenol Güneş: Futbol Kirli Yapıdan Temizlenmeli


Spor

‘Bana göre ben 82 puanla şampiyon oldum. Fakat vermediler. Burada 79 puanla şampiyon oldum, verdiler’. Bu sözler Şenol Güneş’e ait. Bir yerlere mesaj veriyor. Ona göre Türk futbolunun, kirli yapılardan mutlaka temizlenmesi gerek.



Şenol Hoca ligi bitirip şampiyon olduktan sonra birçok TV’de programa çıktı ve bir çok konuda fikirlerini söyledi. Biz de kendisiyle bir yemekte bir araya geldik. Futbol konuştuk. Şampiyonluktan ziyade geleceği, hedeflerini anlatmasını istedik. Türk futbolunun gelişmesi için düşüncelerini öğrendik. Beşiktaş ile Trabzon karşılaştırması yapmasını istedik. Sohbetin başında konu Barcelona, Atletico Madrid ve Alman Milli Takımıydı.

BARCELONA VE ATLETİCO MADRİD

Söz Şenol Hoca da, “Dünyada en başarılı iki takım Barcelona ve Atletico Madrid. İki ayrı sistem iki ayrı taktik iki ayrı felsefe ve her ikisi de çok başarılı. Birisi tamamen hücum diğeri tamamen defans ve kontratak oynuyor. Mücadele eden bu iki takım mutlaka incelenip başarı değerlerini ortaya koymalıyız” diyor. Söz buradan açılmışken konu Alman Milli Takımına geliyor. Almanların mutlaka incelenmesi gerektiğini söylüyor. “Tüm hazırlık çalışmalarından tutun da antrenman programlarına kadar, mutlaka incelenip değerlendirilip ortaya bir yol haritası belirlenmeli” şeklinde konuşuyor.

MESSİ’Yİ İSTİYOR

Sohbet koyulaştıkça konu kendisine geliyor. Hocaya yapılan eleştirilerden biri de transferde yönetimlerden çok futbolcu istememesi. O bu düşünceye katılmıyor. Aslında transfer konusunda çok hassas. Bize Bursaspor’u çalıştırırken başından geçen bir olayı anlatıyor. Orada başkan, hocaya sormuş  ‘Kimi alalım?’ diye sormuş o da ‘Messi’yi alalım başkan’ demiş. Başkan da toplantıdan sonra ‘Hoca, Messi’yi istedi, Messi’yle görüşmelere başlayacağız’ açıklaması yapmış. Transferin çok yönlü olduğunu anlatıyor bize. Nelere dikkat ettiğini paylaşıyor. Madde madde sıralayalım:

a) Ona göre transfer mutlaka yönetimle ortak karar alınarak yapılmalı.

b) Kulübün çıkarları mutlaka ön planda tutulmalı. Bu yüzden hiçbir oyuncu vazgeçilmez değildir. Şartlar en iyi yıldızı bile sattırır. Kulüp, yani başkan ve yönetimin kararına itiraz etmeyeceğini, saygı duyacağını belirtiyor.

c) ‘Transferde son noktayı başkan ve yönetim kurulu söylemeli. İzlenen sporcular, izleme komitesinin raporları, fikri; hocanın fikri ve yönetim ortak karar verip transferi sonuçlandırmalı’ diyor. Neden böyle yapıyor? Çünkü bu tavrı daha sağlıklı buluyor. Ona öre hoca tek başına transfere karar verirse, aldığı oyuncuları yerine gelen teknik direktör beğenmez ve onlarla yolları ayırırsa kulüp zarar eder. Bunun için transfer ortak düşüncenin ürünü olmalı.

‘Transfer de son noktayı başkan ve yönetim kurulu söylemeli. Hoca transferde tek başına karar vermemeli. İzleme komitesinin raporları önemli’.

BEN BİRŞEY YAPMIYORUM

İlerleyen anlarda masadakilerden bir arkadaşımız hocaya takılıyor. Hocam elinizde sihirli değnek mi var? Dokunduğunuz futbolcu parlıyor. Hoca burada mütevazı davranıyor. “Ben bir şey yapmıyorum sporcu istiyor ve ben veriyorum, nasıl yapacağını anlatıyorum o da yapıyor. Haliyle kendini geliştirmiş oluyor. Bu, takım halinde olunca takım şampiyon oluyor” diyor. Hoca burada Trabzonspor’un başındayken iki kere 82 puan topladığını anlatıyor. “Bana göre ben 82 puanla çok şampiyon oldum. Fakat vermediler. Burada 79 puanla şampiyon oldum, verdiler” diyor. O, bu sözleriyle bir yerlere mesaj veriyor. Ona göre Türk futbolunun kirli yapılardan mutlaka temizlenmesi gerek. ‘Havuz kirliyse ne kadar temizlersen temizle, nafile. Havuzu boşaltıp yeniden temiz suyla doldurmalıyız’ diyor.

ÇARŞI BİR BAŞKA, FAROZ DA ÖYLEYDİ

Taraftarı da konuşuyoruz sohbetimizde. Trabzon ile Beşiktaş taraftarını karşılaştırmasını istiyoruz. “Trabzonspor taraftarının çok iyi olduğunu, takıma karşı çok tutkulu olduğunu düşünüyordum. Ta ki Beşiktaş taraftarını tanıyana kadar” diye giriyor söze: “Beşiktaş taraftarı takımına karşı çok tutkulu, çok coşkulu. İyi günde, kötü günde verdiği destekle bağlılığı ile beni çok şaşırttılar.” Türkiye’de çok önemli siyasetçilerin, sanatçıların, iş dünyasından birçok başarılı ismin Beşiktaş’a olan hayranlığı ve tutkusunu yakından gördüğünü dile getiriyor. Çarşı’nın da özel bir taraftar grubu olduğunu anlatıyor. Trabzonspor’un şampiyon olduğu yıllarda Faroz ve Sotkalıların çok özel taraftar grupları olduğunu anmadan da geçemiyor.

HEDEFİ UEFA KUPASI NASIL MI?

Hoca bu sene işinin daha zor olduğunun da farkında. Zira beklentiler arttı. Hedefi Şampiyonlar Ligi’nde bir üst tura çıkmak. Ardından ligde şampiyonluk. Eğer Şampiyonlar Ligi’nde yollarına devam edemezlerse en büyük hedefi ise UEFA Kupası’nı kazanmak. Bunun için geniş bir kadro kurmayı özellikle defans bölgesine transfer takviyesi yapmayı planlıyor. Yemek sonunda şunu çok rahatlıkla söyleyebilirim. Hoca Beşiktaş’ta olmaktan dolayı çok mutlu.

NEREDE 2002 DÜNYA KUPASI KADROSU?

Kulüplerin yapılanması hakkında da konuşuyoruz hocayla. Şenol Güneş, Türk futbolcusunun kulüplerin yapılanmasında mutlaka daha çok aktif görev alması gerektiğini belirtiyor. Örnek olarak yine Alman milli takımını veriyor. Aynı zamanda Almanya’daki ve İspanya’daki kulüp ve milli takımları da örnek gösteriyor.

Özellikle 2002 Dünya Kupası’nda dünya üçüncüsü olan milli takım kadrosunun kulüplerin idari ve teknik yapılanmalarında daha aktif olması gerektiğini düşünüyor. Hocaya göre Türk futbolunun gelişimi için buna ihtiyaç var. ‘O jenerasyon iyi eğitilip mutlaka değerlendirilmeli’ diyor.  Yani ‘Gelecek nesilleri yetiştirmek için bu işi en üst düzeyde yapmış, yaşamış, o insanları mutlaka eğitip kulüplerin ve milli takımların teknik ve idari yapılarında kullanmalıyız’ görüşünde.

‘2002 Dünya Kupası’nda dünya üçüncüsü olan milli takım kadrosunun kulüplerin idari ve teknik yapılanmalarında daha aktif olması gerekir. O jenerasyon iyi eğitilip mutlaka değerlendirilmeli’.

Özgür Düşünce