Yazı İçi Başlık Üstü Reklam Alanı

Serhat Şehri Kars’ta Bir Hafta sonu

Yazı İçi Başlık Altı Reklam Alanı
 Serhat Şehri Kars’ta Bir Hafta sonu
Yazı İçi Makale Üstü Reklam Alanı

Gülgün Asutay

Şehir merkezi küçük ve gezilebilecek ilginç yerler yakın mesafelerde olduğu için gezilerimizi kısa bir haftasonu gezisinde bile kolaylıkla sığdırabiliriz. Gezdiğim yerler arasında ben en çok pynirleri ile ünlü Boğatepe Köyü ve köyün kalkınmasına büyük katkı sağlayan Zümran Ömür’ den bahsetmek istiyorum.

İçerik Sayfası Reklam Alanı
 

Boğatepe eski bir Malakani köyü. Malakan Rusça’da süt içen anlamına geliyor. Oldukça katı dini kuralları olan Malakanilerin kökeni Beyaz Rusya tarafına dayanıyor. Çar Büyük Petro (bizim deyişimizle Deli Petro) döneminde oruç zamanı süt ürünleri yemeyi sürdürdükleri ve askere alınmayı reddettikleri için kiliseden aforoz edilmiş, yaşadıkları yerlerden kovulmuşlar. Zamanla sınır bölgelerine gelerek Osmanlı’ya sığınmışlar. Vardıkları ve yerleştikleri yerlerden biri de soğuk iklimi ve zor doğa şartları ile Kars çevresi ve Boğatepe Köyü olmuş.

Yıllar sonra Rus hakimiyeti döneminde Çar’ın teşviki ile İsviçre’den bu bölgeye David Moser isminde bir girişimci gelmiş. Moser hayvancılığın geliştirilmesini sağlayıp Rusça Zavot adı verilen ilk peynir imalathanelerini kurmuş ve İsviçre’deki usule uygun olarak gravyer peyniri üretmeye başlamış.Moser bölge Osmanlı İmparatorluğu hakimiyetine geçince mandıralarını satıp buralardan ayrılmış. Geride kalan köylüler bundan sonra üretim yöntemlerini bölgenin özeliklerine uyarlayarak Kars gravyerini geliştirmişler.

Köye varınca dikkatimizi en çok Malakan evleri çekiyor. Bu evlerde süslemeli saçak detayları, ahşap sütunlu balkonlar ve oymalar ile süslü duvar kaplamaları hemen göze çarpıyor. Evler Kafkaslar’da ve Kırım’da gördüğümüz köy evlerine bizim tipik köy evlerinden çok daha fazla benziyorlar. Malakanlar köyden ve çevreden ayrılmış, daha çok Avustralya ve Kanada’ya göç etmişler. Geride bıraktıkları evlerin bazıları bu nedenle metruk vaziyette.

Boğatepe Köyü’nde yaşayan ve Kıpçak Türkü kökenli olduğunu söyleyen Zümran Hanım gelen ziyaretçileri köy meydanında karşılıyor ve hemen oracıkta bulunan Türkiye’nin ilk Peynir Müzesi’ne davet ediyor. Zümran Ömür ve onun önderliğinde köyü kalkındıran Çevre ve Yaşam Derneği sosyal medyada fenomen olmuş. Küçücük köyde kurdukları dernek vasıtasıyla elde ettikleri başarılar göz kamaştıracak cinsten. Önce uzman davet edip bölgenin bitki envanterini çıkarmışlar. Hindistan’dan uzman getirip bu bitkileri kurutmayı ve yağ elde etmeyi öğrenmiş, bitkilerden hastalıkları önleyecek şekilde faydalanmaya başlamışlar. 2400m. yükseklikteki köyde soğuktan yüz felci geçirilmesin diye yoga hocası tutup ders almış, yüz felcini sorun olmaktan çıkarmışlar. Şehre doktora giden hasta derdini anlatamıyor diye iletişim uzmanı getirip dert anlatmayı öğrenmişler. Peynirler için organik sertifikası, marka tescili, Fransızca kursu; neler neler..

Şimdi hedef Sarıkamış’tan Kars’a kadar Moser’in kurduğu bütün peynirhaneleri yenilemek ve bir peynir rotası oluşturmak.. Bunun için Birleşmiş Milletler’e başvuru tamamlanmış, projeyi tescil ettirme ve sponsor bulma çalışmaları başlamış.Bu köy, Zümran Hanım ve dernekleri inanılmaz.. Her Türk genci ve her Türk kadını görmeli ve örnek almalı onları.

Boğatepe Köyü’nde üretilen Kars gravyeri, gravyer tulumu, küflü çeçil ve malakani peynir türleri başka yörelerde bulunmuyor. Ayrıca tereyağının rafine hali olan “sade yağ”, çiçek balı ve ceviz pekmezi müthiş lezzetli. Bölgenin doğal ürünlerinin tescilli organik üretim teknikleri ile bir araya gelmesi ürünlerin besleyici değerinin yüksek olmasını da sağlamış. Tadım ve alışveriş te mümkün. Köyde çeşit az, bazı ürünler bulunmayabiliyor. Kars şehir merkezinde bulunan mağazada ise hem ürün çeşidi daha fazla hem de cüzi bir ücret karşılığı kargo yaptırmak mümkün.

Boğatepe Köyü’nde yaşayan Zümran Bacı gibi Hanımeli Ev Yemekleri Lokantası’nın sahibesi Dilek Hanım da çetin yaşam şartlarına direnip zekası ve çalışkanlığı ile kendisine, ailesine ve diğer on iki aileye iş ve gelir kaynağı yaratmış örnek bir hanımefendi. Şehir merkezindeki lokantası dantel perdeleri ve cama asılı Türk Bayrağı ile bizleri karşılıyor. Dantelli servis takımları, ev imalatı yerel malzemeler ile hazırlanmış geleneksel yemekler ve bence değme reklamcının aklına gelmeyecek harika sloganı ile burası efsane olmaya layık bir mekan.

Kars ve çevresinde Ermeni kültürünü yansıtan çok sayıda eser bulunuyor. Eski bir kilise olan Kümbet Camii şehir merkezinde bulunan en güzel örnek. İnce desenli taş oymaları Ahtamar Adası’nda bulunan Kutsal Haç Kilisesi’nin süslemelerini andırıyor. Şehir merkezine yaklaşık kırk kilometre mesafede bulunan Ani şehri Selçuklu hükümdarı Alparslan’ın Anadolu fetihlerine kadar olan dönemde yerel bir başkent olması sebebiyle çok sayıda etkileyici yapı ile imar edilmiş. Osmanlı döneminde önemi azalınca birkaç kilise ve katedral dışında diğer binalar harap olmuş. Ayakta kalan kiliselerin duvarlarında göze çarpan çok sayıda fresk ortodoks hristiyan inanışlarına ışık tutacak nitelikte detaylı ve çeşitli betimlemelere sahip.

Kars, Ardahan ve çevre kasabalar 1878 ylından itibaren yaklaşık kırk yıl Rus yönetiminde kalmış. Ruslar Kars’a büyük önem vermiş, idari binaların yanında kışla, kilise, tiyatro ve bir de bale okulu inşa etmişler. Yerel volkanik taşlar kullanılarak ve soğuk iklim şartlarına uygun tasarlanmış bu yapılar bizleri sanki Baltık başkentlerine götürüyor.

Rus yapıları Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyeti dönemlerinde daha çok devlet dairesi ve okul olarak değerlendirilmiş. TBMM’nin henüz uluslararası resmiyet kazanmadan önce yaptığı ilk resmi anlaşma olan Kars Anlaşması’nın imzalandığı konak şimdi Valilik binası. Alexander Nevsky Kilisesi camiye dönüştürülerek Fethiye Camii adı verilmiş. Tiyatro binası Defterdarlık olmuş. Bazı Rus binaları cafe, restaurant ya da butik otel olarak yeniden düzenlenerek turizme kazandırılmış. Puşkin Cafe, Cheltikov Evi Butik Hotel ve kale altında Kars Çayı kıyısında bulunan Katerina Oteli en güzel örnekler.

Kars’a kadar gelip Sarıkamış’ı ziyaret etmemek olmaz. Burada Sarıkamış Allahüekber Dağları Şehitliği’nde sadece ‘93 Harbi ve Doğu Cephesi şehitlerimizi değil, geçtiğimiz günlerde Suriye’de kaybettiğimiz askerlerimizi de andık. Güzel ülkemizde özgür yaşıyorsak olnların sayesinde. Ruhları şad olsun. Yazımı bitirirken şehit askerlerimize Allah’tan rahmet, acılı ailelerine sonsuz sabırlar diliyorum.

Uzun bir aradan sonra Kars’ı tekrar ziyaret etmeme vesile olan değerli dostum ve meslektaşım rehber Mansur Karakoç’a ve Keyifkurdu Gezi Kulübü’ne eksiksiz organize edilmiş rafine deneyimler ile süslü bu gezi için teşekkür ederim.

Yazı İçi Makale Altı Reklam Alanı
Yazı İçi Benzer Yazı Altı Reklam Alanı
Yorum Yap