Siyaset

Tarihimiz 1919’dan başlamıyor


Siyaset

“Hakkını veremediğimiz hiçbir zafer yoktur” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan “Milletimizin, medeniyetimizin binlerce yıllık tarihini neredeyse 1919 yılından başlatan bir tarih anlayışını reddediyorum” ifadelerini kullandı



Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda düzenlenen “Unutulan Zafer: Kut’ül Amare” adlı programda konuştu. TBMM Başkanı İsmail Kahraman, Başbakan Ahmet Davutoğlu, Genelkurmay Başkanı Org. Hulusi Akar, Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş’ın da katıldığı progamda Erdoğan, “Bundan bir asır önce, 29 Nisan 1916 tarihinde kazandığımız zaferin hayırlı olmasını diliyorum. Bu vatan bize kimsenin inayeti değildir. Bu coğrafya, millet olarak her gün bedelini ödediğimiz, anamızın ak sütü gibi helal olan asli vatanımızdır. Hakkını vermediğimiz hiçbir zaferimiz yoktur” dedi.

Erdoğan, şöyle devam etti: “Milletimizin, medeniyetimizin binlerce yıllık tarihini, neredeyse 1919 yılından başlatan bir tarih anlayışını reddediyorum. Her kim ki zaferleriyle ve yenilgileriyle son 200 yılımızı, hatta son 600 yılımızı soyutlayıp eski Türk tarihinden Cumhuriyet’e atlıyorsa, biliniz ki o kişi milletimizin de, devletimizin de hasmıdır. Batı medeniyetinde Türk, belli bir kavmin adı değil tüm Müslümanları ifade eden bir isimdir. Dünyada 200 milyonun üzerinde bir varlığa sahip Türkçe konuşan toplumlar denince de akla önce bizim milletimiz gelir. Millet olarak temsil ettiğimiz bu geniş algının gerisindeki büyük mücadeleyi ve fedakarlıkları çok iyi görmek, çok iyi değerlendirmek ve idrak etmek mecburiyetindeyiz. Ülkemizde maalesef, nesillere bu büyük fotoğrafı gösterecek bir tarih anlayışı mevcut değil.”

Diplomasi eksikliği
Erdoğan şunları kaydetti: “Maalesef biz resmi tarihimizi, yıllarca, tam da İngilizlerin istediği gibi düzenledik. 1. Dünya Savaşı’nın her cephesinde, başta İngilizler olmak üzere, düşmanlarımızın öfkeyle, dostlarımızın ümitle, ama tüm dünyanın şaşkınlıkla takip ettiği bir mücadele ortaya koyduk. Ateşkes anlaşması imzalandığında Osmanlı Ordusu tüm cephelerde savaşmaya devam ediyordu. Yani ortada çökmüş, bitmiş, teslim olmuş bir ordu, bir devlet yoktu. Bizim bu dönemde başımızı yakan, klasik sorunumuz olan cephede kazanıp masada kaybetme işidir, yani diplomasi eksikliğidir. Bizim için savaşın başladığı dönemde taşınan niyetlerle, savaşın bitiminde ortaya çıkan manzara çok farklıdır. Tümüyle yakılıp külleri havaya savrulmak istendiğimiz bir durumdan yeni bir Kurtuluş Savaşı’nı başlatıp başarıyla sonuçlandıracak morale, tecrübeye, azme kavuştuk. Geçtiğimiz 13 yılın siyasi sorumluluğunu üstlenen bir kişi olarak, tarihimizi yeni nesillere bu yönüyle anlatma konusunda yeterli mesafeyi kat edemediğimizi bir özeleştiri olarak burada ifade ediyorum. Demokrasiye ve kalkınmaya dair önceliklerimiz bizi öylesine kuşatmıştı ki, özellikle eğitimde, kültürde, sanatta arzu ettiğimiz değişimi gerçekleştirecek adımları atmakta maalesef yavaş davrandık. Eksiğimiz var, ama aşacağız.”  Cumhurbaşkanı Erdoğan, “üç fitne” olarak nitelendirdiği mezhepçilik, ırkçılık ve teröre de dikkat çekti.

‘Küçük Muhammet’
Erdoğan “Şu anda terörle mücadele içindeyiz. Askerden, polisten, koruculardan şehitlerimiz var. Fakat ben şu anda karşımda askerimizi görüyorum. Sizler, peygamber ocağının içindesiniz. Dünyanın hiçbir yerinde askere ’Mehmetçik’ denmez. Bizim milletimiz Mehmetçik der. Bu, “Küçük Muhammet” anlamına gelir. Benim asker kardeşim, polis kardeşim, korucum bu yola çıkarken böyle çıkmıştır. Bizde askere gidene ’kınalı kuzum’ derler. Bizde anlayış bu. Böyle çıkmışız ve böyle gidiyoruz. Şimdi tabii, yoğun bir şekilde -malum- yapılan operasyonlar var. Kardeşlerim, bu operasyonların muzaffer ordusu, muzaffer komutası sizlersiniz. Er veya geç bu operasyonlardan zaferle çıkacak ve bu vatan topraklarında biz hainlere operasyon yaptırmayacağız” dedi.

 

 

KAYNAK : Milliyet