Bağımsız Özel

Tayyip Erdoğan Seçimde Hayır Diyecek


Bağımsız Özel

Değerli dostlar,

Öncelikle bu okuduğunuz haber, yalan ya da troll haber değildir.

Komplo teorisi hiç değildir.

***

İki gün önce Devlet Bahçeli televizyonda ‘hayır‘ sinyali verdi ve bütün medya organları bunu yazdı.

Ertesi gün ise, MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın bir yalanlama getirdi.

Bu iki olay başlı başına bir sebep sayılabilecekken, ben size başka bir örnek vereceğim.

Aslında tasarının meclisten geçtiği günden beri yakın çevremde dile getirmeme rağmen yazma cesareti bulamadım.

Kuşkusuz ki, şizofreni olarak algılanacaktı ki hala öyle algılanabileceği düşüncesindeyim.

Ama mantık sahibi her insanın söyleyeceklerimi anlayacağından da şüphem yok.

Öncelikle; önümüze konulan anayasa teklifini iyi irdelemek gerekiyor.

Bütün maddelerin fiiliyatta zaten var olduğunu hepimiz görüyoruz.

Yasama Erdoğan‘ın tekelinde olacakmış; zaten öyle değil mi?

Yargı Erdoğan‘ın tekelinde olacakmış; zaten öyle değil mi?

Bunlar uzar gider.

Ama dikkat etmemiz gereken bir yer var; bu tasarı iki sınıftan oluşuyor.

Birinci; Erdoğan‘ın yargılanmasının önünü kesecek ve Erdoğan‘ı tek adam yapacak maddeler.

İkinci; 16. Madde, yani özerklik.

Tam da olayı buradan yakalamamız gerekiyor.

Siyaseti iyi okuyan herkes biliyor ki, bu anayasa Erdoğan’ın değil, ABD‘nin istediği bir anayasa.

ABD neyi istiyor?

16. Madde, yani özerkliği.

Peki diğer maddeler ne için var orada?

Olay gayet basit; Erdoğan, ABD‘ye güvenmiyor.

Bu anayasa geçse de geçmese de kendisinin ipinin çekilebileceğini biliyor.

Bir Saddam ya da Mübarek durumuna düşme tehlikesi var ve bunu istemiyor.

Doğal olarak; ABD onun üzerini çizerse kendini sağlama almak için bütün yargılanma yollarını kapatıyor.

Olayı şöyle de özetleyebiliriz:

“16. Madde, ABD’nin istediği ve yazdığı bir madde; diğerleri de Erdoğan’ın, kendisini korumak ve kurtarmak için muhtaç olduğu maddeler.”

Erdoğan, bu anayasayı istemiyor.

Tek çaresi referandumda ‘hayır’ çıkması.

Şimdi diyeceksiniz ki, “Peki istemiyor da neden ‘evet’ propagandası yapıyor?”

Çünkü; boğazına kadar b.ka battığının o da farkında. Ne kadar şu an onu yargılayacak hakimler, savcılar olmasa da; ABD istediğinde ipin ucuna gideceğini biliyor.

Seçim şarkısı seçiminden, diğer seçimlerdekine benzemeyen U dönüşlerinden, yaptığı gaflardan  zaten aslında diğer seçimlerdeki Erdoğan olmadığını herkes görebilir.

Bu sefer Erdoğan, canla başla bu seçimi almak istemiyor.

Şu saptamayı da yapmamız gerekiyor ki, tezimizi iyi temellendirelim.

Bahçeli, Erdoğan‘ın onayı olmadan o açıklamayı yapabilir miydi?

Bahçeli aslında seçmenine, “Ben kasetten korkuyorum ama siz yapacağınızı bilirsiniz.” mesajı vermekten başka bir şey yapmadı.

Sözlerinin devamında ne kadar Erdoğan ve Binali Yıldırım‘ı savunuyor görünse de bunu diğer açıklamanın kurtarma noktası olarak değerlendirebiliriz.

Aslında Bahçeli‘nin açıklaması, hem Erdoğan‘ı hem bu ülkeyi  hem de Bahçeli‘yi kurtaran açıklamadır.

Tekrar hatırlayalım Bahçeli ne dedi?

“Eyalet sistemi konuşuluyor ve cumhurbaşkanı, başbakan buna tepki koymuyorsa; referanduma iki gün kala ülkücülerin tercihi ne olur?” 

Bu sözden bıyık altından Bahçeli‘nin ‘hayır’ mesajı verdiği açıkça görülüyor.

Peki ertesi gün Semih Yalçın ne dedi?

“Bu konuşmanın hayır diye okunamayacağı”nı söyledi, sizce bu konuşma ne diye okunmalı?

Bahçeli’nin, açıkça dile getirmesine rağmen sözlerinin cumhurbaşkanına bir mesaj olmadığını vurgulaması da neyin nesi?

 

Zaten Erdoğan ve Bahçeli‘nin ABD‘ye rest çekebilecek bir durumu olsaydı baştan çekerdi.

Burada açık açık çıkıp, “Hayır vereceğim ulan!” demesini beklemek saflıktan öte aptallık olurdu.

Aslında bu yazı sayfalarca yazılabilir.

Fakat bunu yaptığım takdirde sizlerin aklıyla dalga geçmiş olurum.

Puzzle’ın parçalarını ben buraya bıraktım yetmedi birleştirdim, artık doğru yerleştirilip yerleştirilmediğini değerlendirmek size kalmış.

Tabi her zaman için analizlerin tek haklı çıkma şansının olayın gerçekleşmesi olduğunu da unutmayalım.

Referandum sonrasında hep birlikte nelerin yaşanacağını göreceğiz.

Saygılarımla…