Gündem

Terör Uzmanından Dehşete Düşüren Açıklama


Gündem

AB’nin vize muafiyeti için istediği ‘terör tanımının’ değişmesi kriterini değerlendiren Terör Uzmanı eski Emniyet Müdürü, geniş ve muğlak düzenlemelerin, muhalif kesim ve hareketlerin ağır şekilde cezalandırılmasına imkan sağladığını söyledi.



Terör Uzmanı Emniyet eski Müdürü Davut Erdoğan, AB vize muafiyeti için gereken 72 kriter arasında yer alan terör tanımına ilişkin analiz yaptı. Geniş ve muğlak düzenlemelerin, devlete muhalif kesim ve hareketleri ağır biçimde cezalandırma imkanı sağladığını vurguladı. Her suçun terör, her suçlunun terörist sayılabileceği uyarısında bulundu.

ELEŞTİRİ TERÖR SUÇU OLACAK

Erdoğan şunları kaydetti: “Bireysel ve silahsız terör, legal görünümlü illegal yapı gibi kavramların terör tanımına eklenmeye çalışıldığı görülmektedir. 14 Mart’ta en üst perdeden yapılan açıklamada, terörist tanımının terörü destekleyen milletvekili, gazeteci ve akademisyenleri de kapsaması gerektiği vurgulanmıştır. Herhangi bir örgüte mensup olmadan ya da herhangi bir örgüt adına gerçekleştirilmese dahi, düşünce özgürlüğü kapsamında yapılan eleştiri ve değerlendirmeler ve okunan şiirler propaganda suçu kapsamında terör suçu sayılabilecek. Yani insanlar düşüncelerinden dolayı terör suçlusu veya terörist olarak yargılanabilecekler. Bu durum, TCK’nın 141, 142 ve 163. maddelerine dönüş anlamına gelmektedir.” Erdoğan, mevzuatta her suçu terör ve her suçluyu da terörist olarak görmeye ve nite- lendirmeye hukuki zemin hazırlanmasının terör olarak nitelendirilen suçların sayısının artırılması anlamına geleceğini belirtti. Bu durumun sıradan suç işlediği iddia edilen şüphelilerin keyfi olarak terörist olarak nitelendirilip ağırlaştırılmış cezalara çarptırılmalarına neden olacağına dikkat çekti.

KEYFİ CEZA VERİLEBİLECEK

Geniş kitleleri etkileyen tedbirlerin terör örgütlerinin işine yarayacağı ve örgütlerin bu uygulamaları ‘taban kazanma’ faaliyetine dönüştürecekleri uyarısında bulundu. Geçmişte güvenlik birimlerinin OHAL Bölgesi’ndeki yanlış uygulamalarının, sorunu daha da çözümsüz hale getirdiğini hatırlattı

ORANTILILIK İLKESİ GÖZETİLMİYOR

Erdoğan, AB mevzuatı ile ulusal mevzuatımız arasındaki en belirgin farkın, AB mevzuatında terör suçu sayılan tüm eylemlerin katalog halinde sıralanması olduğunu belirtti. Çerçevenin belirlenmesinde ‘orantılılık’ ilkesinin gözetilmediğini kaydetti. AİHM’in ihlal kararlarını hatırlattı. AP’nin, Türkiye’nin terörle mücadele mevzuatının kapsamının çok geniş olmasının, PKK gibi örgütlerle mücadelesi kapsamında değil, gazetecilerin tutuklanması, akademisyenlerin susturulması için kullanılması eleştirilerini dile getirdi.

KAZANIMLAR KAYBEDİLMEMELİ

*Cebir, şiddet, suçun örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmesi ve eylemin suç teşkil etmesi gibi kriterlerden geri dönüş olmamalı.

*Net olmayan muğlak ifadelerden kaçınılarak terörle alakası olmayan vatandaşlar mağdur edilmemeli ve güvenlik endişelerinin demokratik zafiyete dönüşmemesine önem verilmeli.

*Mevcut yasaların hangi hükümlerinin terörle mücadelede yetersiz kaldığı somut ve objektif ortaya konulmalı ve bu ihtiyaçlar esas alınmalı.

*Demokratikleşme, düşünce özgürlüğü ve temel hak ve özgürlüklerin kullanımının önündeki engellerin kaldırılmasına yönelik kazanımlardan geri adım atılmamalı. Bu yönde düzenleme yapılmamalı.

*Ülke ekonomisine zarar verecek ticari faaliyetleri ve para hareketlerini zorlaştıracak hükümlere yer verilmemeli. Güvenlik ve kolluk birimlerine verilecek yetkilerin belirlenmesinde temel hak ve özgürlüklerin kullanımı ile iç güvenliğin sağlanması arasındaki denge korunmalı.

*Farklı siyasi mülahazalar uğruna belirlenecek terör suçunun çerçevesi, önümüzdeki süreçteki uzun bir zaman dilimini ipoteği altına alacağı dikkate alınmalı.

Özgür Düşünce Gazetesi