Bağımsız Özel

Yargı: Muhalefeti susturma silahı!


Bağımsız Özel

Yargıyı muhalefeti susturma silahı olarak kullanmak…



Konuya gerçekten nasıl gireceğimi bilmiyorum.

Bir şeyler anlatmak istiyorum ama nasıl yapacağım bilmiyorum.

Çünkü bu iktidar artık bizi öyle bir noktaya getirdi ki, kendimizin ne olduğunu bile anlamlandıramıyoruz.

Karmaşıklarla dolu bir hayatın içerisinde debelenip duruyoruz.

***

Neyse konuya bir yerden girmeye çalışayım, olursa da yanlışımız affola dostlar…

Geçtiğimiz yaz Facebook paylaşımlarından dolayı 7 ayrı suçlamadan farklı tarihlerde iki kere ifadeye gittim.

Bir tanesinin davası Nisan’ın sonundaydı bir tanesi ise yeni elime ulaştı, 23 Mayıs’ta.

Geçtiğimiz günlerde adliyeden dosyanın bir kopyasını alarak avukat yoldaşlarıma fikir almak adına gösterdim.

Eksiksiz olarak hepsi; dosyayı incelerken kahkaha atmamak için kendilerini zor tuttular.

Çünkü suçlamalardan birinde; içerisinde ne cumhurbaşkanı, ne Recep Tayyip Erdoğan ne başka bir şey geçmeyen Facebook paylaşımımda sırf ‘başçalan’ yazdığı için ‘Cumhurbaşkanına hakaret’ten suçlanıyordum.

Bir avukat abim aynen şöyle dedi:

“Neden üzerine alınmış ki acaba?”

Sahi, neden?

***

Diğer suçlamalarda keza buna benzer suç teşkil etmeyen suçlamalar.

Ama bir tanesini de yine çok ironik olduğu için paylaşmak istiyorum.

Savcının iddianamesinde yer alan, “Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve FETÖ/PYD terör örgütü lideri Fethullah Gülen’in fotoğrafı bulunan…” diye devam eden ifade size de garip gelmiyor mu?

Aynı fotoğrafta yan yana samimi duran iki kişi hakkında birine ‘sayın’ derken diğerine bölücü terör örgütü lideri denilmesi sizce de çok manidar değil mi?

Bir devlet liderinin terör örgütü lideriyle ne işi olabilirdi ki oysa?

Avukatların, “Normalde bundan ceza almazsın ama büyük ihtimal ceza verecekler.” demesi ise ‘adalet’in memleketimizde son nefesini çoktan vermiş olduğunu gösteriyor.

***

Daha bunun şaşkınlığını üzerimden atamadan, bugün yine Bağımsız Gazete yazarı olan Temel Sağıroğlu’na aynı suçlamayla şikayette bulunmuşlar.

Facebook ve Bağımsız Gazete’de yazmış olduğu birkaç makaleyi suç saymışlardı.

Bu yapılanların tek bir ortak noktası ve amacı var: Muhalefeti sindirmek!

Akılları sıra salak saçma iddialar ile insanlara ceza verecek ve korkutacaklar ya da düşük bir ceza vererek 5 yıl erteleme vererek bir süre daha bu ‘suçu’ (!) işlememelerini sağlayacaklar.

Olay tam olarak düşündüğümüz gibiyse, vay halimize!

Demek ki; yargı adaleti tecelli etmekten çıkmış ve birilerinin tahakkümü altına girmiştir.

Ama unutulmasın; bu ucuz girişimlere boyun eğecek halimiz yoktur.

Nasıl ki Mustafa Kemaller kellesi istenmesine rağmen Samsun’a çıktıysa,

Deniz Gezmişler mahkemede korkmadan ‘asıl suçlu olanlar sizlersiniz, tarih önünde hesap vereceksiniz’ dediyse,

AKP Genel Başkanı Erdoğan’ın ‘savcısıyım’ dediği, hükümet-FETÖ ortaklığıyla kurgulanan Ergenekon kumpasında  kahramanlar nasıl ki Erdoğan’ın özel aracını verdiği Savcı Öz’ü yargıladıysa,

Bizim tavrımız da farklı olmayacaktır.

Unutmayın!

Sizler FETÖ ile kol kola gezerken, ne istedilerse verirken, göz yaşları içerisinde yurda dön diye ağlarken;

Bizler tek bir şey diyorduk sokaklarda, meydanlarda: Fethullah’ın itleri, yıldıramaz bizleri!

Dün nasıl ki bu din istismarcısı terör örgütüne boyun eğmediysek, bugünkü duruşumuzda farklı olmayacaktır.

Bu ülkenin alnı ak, başı dik, onurlu bir yurtsever olarak memleket için hapis yatmak değil gerekirse can verecek erdeme sahibiz bizler.

Ya sizler, sizler kimler için can vereceksiniz?

Asıl soru bu!

Yarınki yazımın başlığı: Görevimiz tehlike: Diktatörü kurtarmak!

Saygılarımla…


Bursa Haber | Bursa Haberleri | Bursa | Son Dakika | 2018